İş Yerinde Fit Kalma Yöntemleri...

                        En azından fiziksel anlamda bir ofis işi basittir diye düşünebilirsiniz. Fakat burada fazlasıyla ciddi seviyede sırt sorunlarıyla karşılaşılıyor, zira bir masada saatlerce oturmak kasları güçsüzleştiriyor, kas kısalığına yol açıyor ve omurgayı yoruyor. 2003 yılında yapılan bir ankette, katılımcıların yüzde 55'i son 12 ayda ciddi bir sırt ağrısı çektiğini belirtirken, 2017'de bu sayı yüzde 75'di ve bunların da yüzde 14'ünün ağrısı kronik seviyedeydi. Daha yol açıyor, göz ve baş ağrıları, dolaşım sorunları ve tendon ve eklem ağrıları gibi.

                        Bunların çoğu doğru ergonomik tasarımla basitçe engellenebilir. Buna yatırım yapmak şirketlerin de menfaatine; Bir örnek vermek gerekirse, 2017'de Almanya'da sadece sırt ağrısı sorunundan solayı 60 milyon günlük çalışamaz raporu alınmış Bununla birlikte, çalışanlar da doğru alışkanlıklar edinerek kendilerini koruyabilirler.
Masada ergonomik bir biçimde oturmak!
                        Ergonomik olarak çalışmak isteyenler önce doğru oturmalı. Bunun için ayaklar sağlamca yere basarken, koltuğun yüksekliği dizlerde tam 90 derecelik bir açı sağlanacak şekilde ayarlanmalıdır. Masada yazı yazarken dirsekler de tam 90 derecelik bir pozisyonda olmalıdır. Burada bir çok çalışan için ilk sorun başlıyor, ayarlanabilir koltuklara neredeyse her iş yerinde rastlamak mümkünken, masaların yüksekliği neredeyse hiç bir iş yerinde ayarlanamıyor. Boyu kısa olanlar ayak desteği ile bunu ayarlayabilirler ama bu da ideal değil. Daha iyisi ve pahalısı, motorlu ve ayarlanabilen masalar. Arada ayakta çalışabileceğiniz modeller çok daha idealler.

Doğru oturma!
                        Rahat bir oturma için ayarlanabilen ve ergonomik bir koltuk gerekli. Bu anlamda koltuk yatmaz, pozisyonu ve yüksekliği ayarlanabilen, kolçaklı ve yaylı olmalıdır. Bu şartları sağlayan bir koltukta dahi doğru oturma şekli alınmalıdır. Doktorlar dinamik oturmayı tavsiye ediyorlar, fakat tercihe göre öne veya arkaya hafifçe eğilmiş bir şekilde. Bu sırt kaslarının daha iyi dolaşıma sahip olmasını ve intravertebral disklerin rahatlamasını sağlıyor. Bunun için, daha yenilikçi ofis sandalyelerinin sırt kısımları daimi olarak eğimli olarak üretiliyor ve bunların ayarlanabilen ilk pozisyona dönme özelliği var. İdeal durumda, oturulan ilt kısmın da sırt kısmının hareketine bağlı olarak öne arkaya hareket etmesinin de ayarlanabilmesidir. Bir süredir insanlara tavsiye edilen oturma toplarının ofis için uygun olmadığı ortaya çıktı, zira sırta sağladıkları yarar zaman içinde kötü bir etkiye dönüşüyor ve kaslara gereğiden fazla yük bindiriyor.

Ekranı ve gereçleri doğru yerleştirmek!
                        Doğru konumlandırılmış ekran boyun ağrısını engeller ve rahat bir şekilde görmenizi ve okumanızı sağlar. Ekrana olan uzaklığınızı belirleyecek olan ekranın ebatıdır. 17 inç'e kadar olan ekranlarda, 50 ila 60 santimetre yeterlidir. 70 cm 19 inç ekran için yeterliyken, 22 inç için en az 80 - 90 cm mesafe olmalıdır. Burada önemli olan uzaklığa bağlı olarak karakter ebatının seçilmesidir. Eğer yazı karakteri fazla küçük olursa gözleriniz çok daha çabuk yorulacaktır. Ekranın en üst noktası her zaman göz seviyenizin altında olmalıdır. Bakış açınız ortamdaki ışığa göre ayarlanmalı ve yansıma ile parlamalar engellenmelidir.

                        Klavye masanın köşesinden on ila on beş santimetre uzakta bulunmalıdır. En azından on parmak klavye kullananlar için klavye düz bir şekilde durmalıdır, zira kaldırıldığında ellerin ve bileklerin istenilmeyen bir şekilde bükülmesi söz konusu olmaktadır. Özel klavyeler hususi hoş bir yazma hissi sunarlar, örneğin Microsoft Sculpt Ergonomic gibi, bunların tuşları bileğin normal pozisyonda kalmasına imkan sağlamaktadır. Daha da ötesinde, dikey fareler de el bileğini döndürmeden kullanım imkanı sunar.

Hareketsiz durmaktansa hareket etmek!
                        Vücudunuz için, uzun süre hareketsiz kalmaktan kötü bir husus yoktur. Yukarıda bahsettiğimiz dinamik oturmanın ötesinde, her saatte başı mutlaka kalkmalı, azıcık da olsa gerinmeli ve yürümelisiniz. Bu kas sisteminizde dolaşımı artırır ve sırt ağrısını engeller. Eğer kaldırılabilen bir masada çalışıyorsanız masayı ayakta durabileceğiniz bir yüksekliğe arada bir kaldırın ve vücudunuza değişik bir pozisyonda çalışma imkanı tanıyarak stres ve ağrıdan kurtulun. Sağlıklı bir çalışma için uzmanlar, vaktinizin yüzde 60'ında oturmayı, yüzde 30'unda ayakta çalışmayı ve yüzde 10'unda ayakta durmayı öneriyor. Öğle arasında ufak bir yürüyüş bile yeterli olabilir.

                        Arada bir nefes egzersizleri yaparak stresinizi azaltın, örneğin 4-6-8 metotunu uygulayın. Dik oturun ve bir elinizi midenizin üstüne koyun. Burnunuzdan nefes alın ve bunu yaparken havayı içinize çekerken karnınızın şişmesine dikkat edin. Dörde kadar sayın. Ardından nefesinizi tutun, altıya kadar sayın ve ardından içinizden sekize kadar sayana değin ağzınızdan nefesinizi verin. Bu egzersizi beş ila on kere tekrar edin.

Gözler bile strese girebiliyor...
                        Daha da ötesinde, ekrana saatlerce kurumuş batan ve kızarmış gözlere sebep olabilir. Bunun dışında, gözlerdeki stres daha çabuk yorulmaya, baş ağrısı veya baş dönmesi gibi sorunlara da yol açabiliyor. Basit önlemler bunu engelleyebilir. Örneğin, basitçe bir şey düşünürken dahi gözünüzü kısa bir süreliğine kapatmak bile iyi gelebilir. Ayrıca mümkünse her 20 dakikada bir gözünüzü ekrandan ayırıp uzaktaki bir yerlere veya nesneye bakın. Bu ekrana bakmaktan dolayı sürekli aynı yere odaklanan bakışın yarattığı stresi azaltır. Gözlerinizi ellerinizle yummak da işe yarayabilir. Gözlerinizi avucunuzun içiyle bastırmadan iki üç dakikalığına kapatın ve yavaşça ellerinizi geri çekin. Kuruyan gözler için göz kırpmanızı artırabilirsiniz. Eğer sürekli olarak ekrana bakıyorsanız, korneanız yeterince nemlendirilmediğinden göz kuruluğunuz artabilmektedir. Nemlendirici damlalar da faydalıdır ve her yerde bulunabiliyor.

Ses kaynaklı stresten kurtulun...
                        Açık ofis tasarımının artması çalışanlar için gürültü seviyesinin sürekli artması anlamına gelmektedir. İdeal olarak, server ve yazıcı gibi cihazlar ayrı bir odada bulunmalı veya çalışma alanından mümkün olduğunca uzağa konulmalıdır. Şu genel bir kaidedir. Mesafeyi iki katına çıkarmak, sesi yarıya indirir. Buna ek olarak, telefon görüşmeleri, klavye sesi ve iş arkadaşlarınızın konuşmaları da gürültü seviyesini artırır. Bu konsantrasyonunuzu bozar ve strese sebep olur. Bunun stres yaratma seviyesi kişinin sese karşı hassasiyetine göre değişir.

                        Eğer arada bir rahatlamak isterseniz, sese karşı koruma ekipmanları kullanabilirsiniz. Bu basit, ucuz kulaklıklar veya uzmanlarca özel olarak tasarlanmış otoplastikler anlamına gelebilir. Bunların fiyatı yüzlerce Euro'ya kadar çıkabilse de, bunlar çok dayanıklı ve çok rahatlar. Kulağına bir şey sokmak istemeyenler için kapsül şeklindeki tıkaçlar idealdir. Bunların ucuz olanları bile son derece işe yarıyor. Başka bir seçenek ise kulaklık, buradan rahatlatıcı bir müzik dinlemek stresi azaltabilir.
Yazımızı Beğendiyseniz Sosyal Medyada Paylaşın:

İyi Bir Konuşmacı Olmak Mümkün Mü?

                      İş yerinde veya kişisel hayatınızda insanların sizi gerçekten dinlemesi ve size güvenebileceklerini bilmeleri için konuşma becerileriniz kritik önem taşıyor. Bu durumun bilincinde olan insanlar, düzenli olarak vücut diline dikkat ediyor, konuşurken "şey" gibi dolgu kelimeleri kullanmaktan veya "eee" gibi duraksamalardan kaçınıyorlar. Bu şekilde, dinleyen tarafından dikkate alınıyor ve daha güvenilir oluyorlar. Sahip olduğumuz fikirlerin düşüncelerin içeriği kadar onları aktarma şeklimiz de söylediklerimizin dikkate alınmasını sağlıyor ve hayata geçirilmesini mümkün kılıyor. Bir çok becerilerimiz gibi konuşma becerimizi de geliştirmek büyük ölçüde bizim elimizde.

                      Doğru yöntemleri benimsediğimizde bunu gerçekleştirmek ve hedeflerimize erişebilmek hiç de zor değil. Öncelikle şunda hem fikir olalım. Spor endüstrinde etkin iletişim becerilerine sahip olmaksızın başarılı olmak neredeyse imkansız. Spor endüstrisi doğası gereği sürekli olarak başkalarıyla iletişim kurmamızı gerektiren sosyal bir çalışma ortamı sunuyor. Bir yandan sosyal olan bu ortam, diğer yandan da oldukça heterojen...
                      Başka bir deyişle, spor endüstrisinde çalışan bireyler olarak, çok farklı niteliklere sahip insanlarla sürekli olarak iletişim kurmak durumundayız. İnsanlarla konuşurken iletişimin verimliliğin etkileyen bir çok unsur bulunuyor, bunlardan hem en önemlilerinden biri hemde büyük oranda kontrolü bizim elimizde olanı, daha alımlı ve çekici bir konuşmacı olmak. Şimdi bir dakikalığına durun ve geçmişte konuştuğunuz ve dikkatinizi çeken kişileri düşünün. Muhtemelen, aklınıza gelen konuşma, dinamik ve bilgilendiriciydi. İnsanlarla etkili biçimde konuştuğunuzda, ilgilerini çeker, söylediklerinizle yürekleri ve akıllarıyla bağlantı kurarsınız.

                      Konuşurken sahip olduğunuz enerji, fikirlerinizi çekici hale getirir, karşı tarafı ikna etmeyi kolaylaştırır. Dinleme sırası size geldiğinde ise karşı tarafa tüm dikkatinizi vermek, karşınızdakini dinlemek istediğinizi göstermek, güven inşa etmenin güçlü bir yoludur. Etkileyici konuşma becerisi bir çok hedefinize ulaşmanıza olanak sunacağı gibi itibarınızı artırabilir ve kariyerinizde yeni kapılar açabilir.

                      Şimdi etkileyici bir konuşmacı olabilmek için neler yapmanız gerektiğine daha yakından bakalım. Atmanız gereken ilk adım, olumlu bir beden dili kullanmak. Konuşurken nadiren gözünüze bakan birini dinlediğinizi hayal edin. Omuzları yığılmış bakışları boş ve sesi monoton. Konuştıklarınız onu ilgilendirse bile, söylediklerinizi umursamıyor gibi görünüyor! Aslında, vücut diliniz kullandığınız kelimelerin tek başına yapabileceğinden çok daha fazlasını söyleme becerisine sahiptir. Bu yüzden bakışlarıyla konuşurken kendine güvenen, ilgili ve tutkulu görünmek çok önemlidir.

                      Duruşunuz, jestleriniz, yüz ifadeleriniz ve ses tonunuz, dinleyicinizi meşgul eden ilk işaretlerdir. Bu yüzden dinleyicinizle konuşurken ayağa kalkın, kendinizden emin olduğunuzu gösterin. Gözünün içine bakın, gülümseyin ve kasıtlı, amaçlı el hareketleri kullanın. Düşüncelerinizi aktarırken hikayelerin gücünü kullanın. Bu hikaye birinin size anlattığı ilgi çekici bir kitap, bir film veya yaşanmış bir anı ile ilgili olabilir.

                      Konuşurken hikayeleri kullanmak, karşınızdaki kişinin hayal gücünü yakalamak ve onunla gerçek bir bağlantı kurmak için son derece etkili bir yoldur. Kim olduğunuzu ve neden burada olduğunuzu açıklamak için hikayeler anlatabilir ve öğretmek, motive etmek, vizyon iletmek veya empati göstermek için hikayelerin gücünü kullanabilirsiniz.
Yazımızı Beğendiyseniz Sosyal Medyada Paylaşın:

Weblonq.Com Çekiliş Kampanyası

                       Weblonq.com bünyesindeki ilk çekilişimize Hoş Geldiniz. Bizi ilk çekilişimizde yanlız bırakmadığınız için teşekkürü bir borç biliyorum. Gönül isterdi ki, daha büyük şeyler yapalım ama, azla yetinmeyen çoğu bulamazmış deyip çıktık bu yola. Umarım sizler de bizim gibi bu yarışmadan keyif alırsınız. Dilerseniz başlayalım...

                       Çekilişimiz ile ilgili bilgi vermek istiyorum sizlere. Çekilişimize yalnızca "Web Site" sahibi olanlar katılabilir. Katılım kontenjanımızı 25 ile sınırladık ve gereken katılım sağlandığı an yarışma başlatılacak ve bitiş tarihi ona göre verilecektir. Katılan Web Siteleri'nin Linkleri konu altında sıralanacaktır. Böylelikle katılan Web Sitelerini gezmek hepimiz için daha kolay olacaktır.

KATILIM ŞARTLARI ve KURALLAR:
             ●+18 içeriğe sahip olanlar bu yarışmaya katılamazlar.
             ●Bir kişi yanlızca 1 Web sitesi ile katılım sağlayabilir.
             ●Web Sitenizin: Teması, Kategorileri ve İçerik düzeni dikkate alınacaktır. (yani kısacası göze hitap eden web sitesi seçilecektir).
             ●Katılmak için weblonq@gmail.com mail adresine katılım için girmek istediğiniz web site adresinizi yazmanız yeterli.
             ●Size ulaşabileceğimiz bir mail adresi olması zorunludur. Size bilgiyi oradan daha detaylı verebileceğiz.

                       Dilerseniz hediye kısmına geçelim. Bu tamamiyle sizlerin de el emeğiyle, dişiniz ve tırnağınızla geldiğiniz noktada bizim de bir katkımız olabilme çabasıdır. Zorunlu değil ama sizler de Web Sitenize linkimizi eklerseniz çok seviniriz. Sizleri zorlayacak başka hiç bir kuralımız yoktur. Hediyelerimiz:
             ● 1 adet Gümüş Kolye...
             ● 2 Adet Gümüş Bileklik...

                       Ana hediyeler bunlar. Evet ilki olmasa bile ikinci hediyeler bayanlar içindir. Bir bayana verebileceğiniz en güzel hediyedir bunlar. Gerçek 925 ayar gümüştür hepsi. Fakat hediyelerimiz bunlarla sınırlı değil, yanında sizleri şaşırtacak sürprizler de olacak... Sıralamamız şu şekilde:

Birinciye  Gümüş Kolye ve Yanında sürpriz 3 Hediye...










İkinciye Gümüş Bileklik ve Yanında 2 sürpriz Hediye...










Üçüncüye Gümüş Bileklik ve Yanında Sürpriz 2 Hediye...












                       Katılımlarınızı şu an itibari ile alıyoruz. Unutmayın! Sıralamada 25 Web Site olduğu an yarışma başlar. Bitiş tarihi sıralamanın altında verilecektir.

                         1- http://oyunbufesi.com/
                         2- https://www.gencsite.net/
                         3- https://webtoryum.com
                         4-
                         5-
                         6-
                         7-
                         8-
                         9-
                         10-
                         11-
                         12-
                         13-
                         14-
                         15-
                         16-
                         17-
                         18-
                         19-
                         20-
                         21-
                         22-
                         23-
                         24-
                         25-
Yazımızı Beğendiyseniz Sosyal Medyada Paylaşın:

Ödem ve Kilo Alma İlişkisi!

                   Ödem, vücudun dokularında sıkışan sıvının neden olduğu şişliktir. Ödem en sık ayaklarda, ayak bileklerinde ve bacaklarda olur, ancak yüz, eller ve karın gibi vücudun diğer kısımlarını da etkileyebilir. Vücut içinde aşırı sıvı birikmesi durumunda su tutulması meydana gelir. Su tutma dolaşım sisteminde veya dokularda meydana gelir. Ellerde, ayaklarda, ayak bileklerinde ve bacaklarda şişmeye neden olabilir.

ÖDEMİN NEDENLERİ;
                   Ödem, yerçekiminin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir, özellikle bir yerde uzun süre oturmak veya ayakta durmak ödeme sebep olabilir. Yatalak veya uzun uçuşlarda otururken olduğu gibi fiziksel olarak inaktif olan insanlar da etkilenebilir. Su doğal olarak bacaklara ve ayaklara çekilince ödem meydana gelir. Ödem, bacak damarlarındaki kapakların zayıflamasından kaynaklanabilir (venöz yetmezlik adı verilen bir durum). Bu problem damarların kanı kalbe geri getirmesini zorlaştırınca varisli damarlarda ve bacaklarda sıvı birikmesine neden olur.

                   Konjestif kalp yetmezliği, akciğer, karaciğer, böbrek ve troid hastalıkları gibi bazı hastalıklar ödeme neden olabilir veya ödemi daha kötü hale getirebilir. Tansiyon ve ağrı için kullanılan bazı ilaçlar ödeme neden olabilir veya ödemi kötüleşebilir. Alerjik reaksiyon, şiddetli inflamasyon, yanıklar, travma, pıhtılar veya kötü beslenme de ödemeye neden olabilir. Diyetin çok fazla tuz içermesi ödemi daha da kötüleştirebilir. Hamile kalmak, uterus vücudun alt kısmındaki kan damarlarına baskı uyguladığı için bacaklarda ödemlere neden olabilir.
ÖDEMİN BELİRTİLERİ;
            ~Etkilenen bölgede şişlik olması
            ~Şişmiş bölgenin üstündeki cildin gerilmiş ve parlak görünmesi
            ~Şişmiş bölgeye parmakla en az 5 saniye boyunca hafifçe bastırılıp çekildikten sonra deride çukur oluşması.
            ~Bacakta şişme varsa yürümede zorluk görülmesi
            ~Akciğerde ödem varsa öksürük veya nefes almada zorluk görülmesi bu belirtilerden bazılarıdır.

SODYUM ve ÖDEM İLİŞKİSİ;
                   Sofra tuzunda bulunan birincil mineral olan sodyum, sıvı dengesinde kilit bir rol oynar. Vücutta bu esansiyel mineralin fazlası olduğu zaman, dokular sıvı-sodyum oranını dengelemek için suya tutunurlar. Bu nedenle yüksek tuzlu bir yemekten sonra şişkinlik hissedilebilir. Sağlıklı insanlar için, ılımlı sodyum alımını sürdürmek sıvı tutulumunu azaltır veya önler. Kalp, böbrek veya karaciğer yetmezliği gibi kronik durumlardan kaynaklanan ciddi ödemleri olanlar için sodyum azaltılması, vücudun depolanan sıvıların bir kısmını serbest bırakmasında yardımcı olacaktır.

                   Çok fazla işlenmiş gıda gibi, tuz oranı yüksek öğünler yendiğinde, vücutta su tutabilir. Su tutma oranını düşürmek için en yaygın tavsiye sodyum alımını azaltmaktır. Bir çok çalışma, yüksek sodyum alımının, vücutta sıvı tutulumunun artmasına yol açtığını göstermiştir. Diğer yandan, sağlıklı erkeklerde yapılan bir çalışmada aynı etki bulunamamıştır, bu nedenle sonuçların bireye bağlı olabileceği söylenmektedir.

                   Porsiyon başına 140 miligramdan daha az sodyum içeren yiyecekler düşük sodyumlu yiyecekler olarak kabul edilirken, yüksek sodyumlu yiyecekler servis başına 400 miligramdan fazlasını içerir. Genellikle, bir gıda ne kadar az işlenirse sodyumu o kadar düşüktür. Taze veya dondurulmuş meyveler ve sebzeler doğal olarak sodyum bakımından düşüktür ayrıca süt ve yoğurt gibi bazı süt ürünleri de düşük sodyumlu olarak kabul edilebilir. Bir bardak sütte 120 miligram sodyum ve 1 bardak sade yoğurtta 150 miligram sodyum bulunur.
Yazımızı Beğendiyseniz Sosyal Medyada Paylaşın:

Parlayan Bir Cilt İçin Doğru Beslenme!

                    Lekeler, akneler sadece gençlerin değil hepimizin derdi. Doktor tedavilerinin yanısıra, beslenmenize ekleyeceğiniz gıdalar, egzersiz, temiz hava ve iyi bir cilt bakımı detoksu ile kendinizi ve cildinizi yenilemeniz artık mümkün. Mutsuz bir bağırsak mutsuz bir cilt anlamına da geliyor. Kefir kolayca bulabileceğiniz en güçlü probiyotikten zengin kaynaklardan bir tanesi. Ciltteki iltihapları önlemekten, sindirim bozukluklarını gidermeye kadar bir çok faydası var.

                    Dulavratotu, akne ve sindirim sistemi problemlerinin giderilmesine yardımcı olan bununla da kalmayıp, cilt sağlığını ve gerginliğini desteklemek için kullanılan iyileştirici bir bitki. C vitamini ve mineraller içermesinin yanısıra cildin UV ışınlarından korunmasını sağlayan karotenoidleri içinde barındıran Moringa bir diğer kurtarıcımız. Isırgan otu, cildin sakinleşmesine, egzama ve akne gibi durumların engellenmesine yardımcı olan anti-enflamatuarlara sahip detoksifiye edici bir bitki.
                    Yaban mersini, böğürtlen, çilek, frambuaz gibi antioksidan yüklü meyvelerde cildi temizlerken bir yandan da bol lifle dolu olup, insülin üretimini dengelemek için harika kaynaklar. Güçlü bir şifa kaynağı olan nane, sakinleştirici özelliğinin yanısıra, sindirim sistemine yardımcı, stresi azaltan, baş ağrılarına iyi gelen, sinüsleri temizleyen ve tüm bunlarla kalmayıp cilt için çok faydalı bir bitki. Vücutta çinko ve selenyum eksikliği bazılarımızda akne problemlerine sebep olabilir. Çünkü selenyum vücutta enfeksiyon ile savaşan beyaz kan hücrelerinin sayısını aktif olarak arttırmaya yardımcı olur.

                    E vitamini, bakır, magnezyum, potasyum, kalsiyum ve demir cildin sağlığı açısından oldukça önemlidir. Çiğ bademi içerdiği zengin mineraller bakımından sağlıklı bir atıştırmalık olarak tüketmenizi öneririz. Domates, C vitamini bakımından zengin bir besin olup, cildin kolajen üretmesine yardımcı olur. Likopen içerir ve ona kırmızı rengi veren pigmentlerle cilt dolaşımını uyarır. Su teresi, salatanızdan eksik etmemeniz gereken bir diğer cilt dostu. Cildin temizlik maddesi olup cildi besleyen ve toksinlerden arınmasını sağlayan antioksidan, karoten ve potasyumdan zengin bir besin.

                    Rezene, sindirim sistemini düzenleyen, vücuttaki ödemi, şişkinliği ve toksinlere atmaya yarayan bir bitki olmasının yanısıra, cilt ve saç sağlığınız için harikalar yaratıyor. Çay olarak tüketmeniz bile farkı görmenizi sağlayacak. Kırmızı üzüm, sedef hastalığı ve egzama gibi cilt hastalıklarından tedavisine yardımcı bir diğer sağlıklı besin. Doğal bir antihistamin olduğundan alerjik reaksiyonların kontrol edilmesine de yardımcı oluyor. Pancar, cilt temizleme özelliği ve vücuttan toksin attıran gücü ile yine olmazsa olmazlarımızdan. Epidermal sağlık ve şifa için gerekli olan potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum ve E vitamini bakımından yüksek.

                    Gelelim avokadoya, cildin erken yaşkanma belirtilerini ortadan kaldıran ve cilt sağlığı için çok önemli olan bir besindir. Beta karoten ve likopen içermesinin yanısıra çok güçlü bir anti-enflamatuardır. Kabak çekirdeği, her bir çekirden E vitamini, çinko, omega 3 ve 6 yağ asitlerinden zengindir. Cilt temizliği için oldukça önemlidir. Her gün bir fincan yeşil çay da içeriğinde barınan antioksidan polifenol sayesinde cildinizi iyileştirir ve güzelliğinize güzellik katar. Beslenme düzeninizde yapacağınız ufak dokunuşlarla sağlıklı bir cilde sahip olmanız kesinlikle mümkün. Şimdilik bunları hayatınıza alarak başlangıcı yapın. Bir ay da bile farkı gözlemleyeceksiniz.
Yazımızı Beğendiyseniz Sosyal Medyada Paylaşın:

Portakal Nergisi: Aynısefa Bitkisi

                    Türkiye'de pek çok ve kolay yetişen otsu bir bitkidir. Kendiliğinden yetiştiği gibi, bahçelerde estetik güzellik sağlayan süs bitkisi olarak sıkça tercih edilir. Dayanıklı bir bitkidir, yarım metreye kadar boy atar. Özellikle güneşli yerlerde, kumun ve kilin bolca olduğu gevşek toprakları sever. Kış sonunda yani Mart ayında açmaya başlayan ve sonbaharın sonuna kadar kalıcı olan çiçekleri portakal rengindedir.
                    Aynısefa bitkisinin çiçeklerinin kapalı yada açık oluşundan o günün yağmurlu olup olmayacağı da anlaşılabilir. Biyokimyasal içeriğinde kanserle savaşan bir çok madde, Saponinler, Glikozitler, Carotinoid, Xantophyll, Müsilaj, Flavonlar, Organik asitler, Likopin, Fitonzidler ve C vitamini vardır. Uzmanların doğal eczane dediği bu bitki, özellikle son yıllarda cilt bakımı kremlerinde kullanılarak, adeta doğal nemlendirici görevi görmektedir. Başka bitkilerle de karıştırıp, bir çok önemli hastalığın tedavisinde harika sonuçlar gözlemlenmiştir.

FAYDALARI;
                    Yara iyileştirme özelliğiyle bilinen Aynısefa; ağrı, şişme, iltihabı azaltmak, yaralar ve bacak ülserleri tedavisinde kullanılabilir. Hepatit A-B-C ve mikrobik sarılık hastalıklarına, kan temizleyici özelliğiyle büyük yardımcıdır. Anti bakteriyel özelliği sayesinde damar iltihabı, fistül, varis damarları, rahim ve böbrek iltihapları, ameliyat yaraları tedavisinde faydalıdır. Ayak  mantarları, kan çıbanı, pigment ve ihtiyarlık lekelerinde etkilidir. Merhemi, kaşıntılı ayak mantarına ve güneş yanığı dahil her türlü yanığa karşı etkilidir, siğil ve uyuz giderir. Hem mide bağırsak kanamaları, kalın bağırsak iltihapları ve kolitte, hemde parazit düşürücü olarak kullanılır. Adet düzenleyicidir ve adet sancısı giderir, safra sökücü bir etkisi de vardır. Kas spazmları, kalbi rahatlatma ve sinir gerginliği tedavisinde kullanılır. Sedef hastalığında önerilir.

KULLANIŞI;
~Bir tatlı kaşığı kurutulmuş Aynısefa bitkisi, çeyrek litre kaynamış suya atılarak demlenip içilir.
~İki avuç dolusu taze veya 100 gram kurutulmuş bitki bir küvete atılıp, içinde banyo yapılabilir.
~Sap çiçek ve yaprak olarak mikserde sıkılıp suyu çıkarılır. Şişeye alınır, buzdolabında on beş gün dayanır.

~İki avuç dolusu taze bitki, çiçek, sap ve yaprak olarak ince kıyılır. 500 gram iç yağı kızartma yapılacakmış gibi kızdırılır, içine bitkiler dökülür. Çıtırdaması beklenir, karıştırılır ve ateşten çekilir. Ağzı kapalı olarak sabaha kadar serin ve karanlık yerde tutulur. Ertesi gün tekrar hafif ısıda bir bezden süzecek sıvı haline gelene kadar ısıtılır. Süzüldükten sonra, temiz kaplara doldurulur. Üzerlerine, süzerken bezde kalan posalar da eklenmelidir. Kokusu kötüdür, bir-iki damla parfüm damlatılabilir. Oda sıcaklığında bir hafta, buzdolabında uzun süre dayanır.

NOT: Karanlıkta kurutulmalı ve cam kavanozlarda saklanmalıdır.
Yazımızı Beğendiyseniz Sosyal Medyada Paylaşın:

Kara Deliğin Gerçek Fotoğrafı

                     Nisan ayında çarpıcı bir fotoğraf hepimizin ekranlarını süsledi. Siyah ve turuncu temalı, yuvarlak ve bulanık bir cisim. Akıllara ilk gelen düşük kalite bu fotoğraf da neyin nesiydi... Sonra detayları okuyunca aslında muazzam bir şeyin fotoğrafı olduğu ortaya çıktı. Evet, kara deliğin fotoğrafından bahsediyorum. Senelerdir soyut bir kavram olarak beynimizde yer alan kara delik, ilk defa somut olarak karşımızda.
                     Ben böyle soyut olarak varlıklarına alıştığım şeyleri karşımda görünce biraz ürperiyorum. Kara deliğin fotoğrafı konusu biraz karışık. Öncelikle kara delik, bizden 55 milyon ışık yılı (500 milyon trilyon km) uzakta -hala fotoğraf neden bulanık diye söylenmiyorsunuz umarım!- Büyüklüğü hakkında da bir rakam vermek gerekirse, çapı 38.850.000.000km (1,5 ışık günü) öyle minnoş göründüğüne bakmayın... Gelelim fotoğrafın nasıl çekildiği konusuna. Biri eline fotoğraf makinesini alıp, kara deliğin karşısına geçip bir tuşa basmadı. Dünya üzerinde farklı noktalara sekiz tane radyo teleskobu yerleştirildi ve bu teleskoplardan eş zamanlı toplanan veriler bir araya getirilerek bu fotoğraf oluşturuldu. Bu veriler uzun bir süre incelendi, ortaya çıkan fotoğraf bu incelemelerin sonucu demeliyiz, öyle şipşak ortaya çıkan bir şey değil...

                     Bilim ile ilgili yazılarda sıklıkla bahsedilen iki kavram vardır. Teori ve pratik. Bir şeyin teoride doğru olduğu düşünülmesi, kağıt üstündeki verilere dayanarak yapılan varsayımlardır kimi zaman. Pratikte ise, somut olarak gözlemlenen ve elde edilen veriler vardır. Çoğu zaman teori önden giderken, pratik de arkadan takip eder. Mesela teknoloji, yetersiz geldiği durumlarda pratik geride kalır. Konumuza dönecek olursak, astrofizikte teoriye göre kara deliklerin neye benzeyebileceği ile ilgili çizimler vardı.

                     Mesela Google'a gidip kara delik yazdığınızda bir sürü görsel gelecektir. Ama şimdi elimizde çok daha fazlası var, çünkü kara deliğin gerçeği karşımızda. Yani bilim insanları için yeni bir çağ başlıyor diyebiliriz. Kara deliklerle ilgili bilinmezleri çözmek için sabırsızlandıklarını bilmek çok da zor değil...

                     Kara deliklerin varlığına Einstein'ın Görelilik Teorisi'nde de rastlıyoruz. O da haklıymış yani :) Bizi en çok sevindiren bir diğer konu ise, bu fotoğrafın ortaya çıkmasını sağlayan algoritmanın büyük bir bölümünün bir kadın tarafından geliştirilmiş olması. 29 yaşındaki Katie Bouman, 2016'da yüksek lisans öğrencisiyken algoritmayı geliştirmeye başlamış ve 2019'da ilk sonucuna ulaşmış. Katie'nin başarılı bir eğitim hayatı var, şu anda Harvard Üniversitesinde Event Horizon Telescope İmaging ekibinde doktora sonrası araştırmacısı. Katie'nin sosyal medyada paylaştığı fotoğraftaki heyecanını görmek bence paha biçilemez...

                     Bahsedilen çalışma tek bir kişinin başarısı değil, bu çalışmada yer alan ekibin 200 kişiden oluştuğu söyleniyor.
Yazımızı Beğendiyseniz Sosyal Medyada Paylaşın:

Weblonq.Com Çekiliş Kampanyası

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

DUYURU!
GönüLLü Yazar Kadromuzu Oluşturuyoruz.
Sende Sitemizde Yazar Olmak İster Misin?
O Halde Hemen Bize Ulaşın :)

SON YAZILAR

Sponsorlarımız

Öne Çıkan Konular

GÖRÜNÜM

Sitemiz En İyi Chrome iLe Görüntülenir!
© Copyright 2016 Web Long