Son Dakika: Beşiktaş'ta Bombalı Saldırı

                          Son aldığımız duyumlara göre İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde iki defa ayrı ayrı zamanda bomba patlatılmıştır. Beşiktaş Vodafone Arena stadına yakın bir mevkii de gerçekleşen patlamada can kaybı yaşanmaması bir nebze içimizi rahatlatıyor. Fakat 20 kişinin yaralandığı haberi elbette felaketin büyük olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Hepsine Allah’tan acil şifalar diliyoruz. Patlamanın neyden kaynaklandığı henüz bilinmiyor. Olay yerine çok sayıda polis ve ambulans sevk edilmiş olup, gelişmeleri bu konu altından sizlere bildirmeye devam edeceğiz.

~ Beşiktaş-Bursaspor maçı sonrasında çevik kuvvet ekiplerine bombalı araçla saldırı gerçekleştirildi. Saldırı sırasındaki patlama sesi İstanbul'un birçok semtinden duyuldu. Saldırının bombalı araçla düzenlendiği ve hedefin çevik kuvvet olduğu bildiriliyor.

~ Saldırı sonrası İstanbul genelinde yaygın olarak kullanılan iki tane sarı minibüsün tamamen tahrip olduğu görüldü. Saldırıların bu iki minibüsle düzenlendiği tahmin ediliyor.

                          Sizin için edindiğimiz bilgiler bunlar. Saldırıyı yapanları kınıyor ve böyle bir olayın gerçekleşmemesi onlara bu imkanını Yüce adalet'in vermemesini diliyoruz. Allah herkesin yâr ve yardımcısı olsun.
____________________________________________________________
~ DÜZELTME: Son alınan bilgilere göre Şehit sayımız 38, Yaralı sayımız 166. Rabbim Şehitlerimize Rahmet, ailelerine sabır ihsan eylesin. Türkiye genelinde milli yas ilan edildi.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Sade Kıyafetlere Şıklık Katmanın Yolları...

                  Yaz mevsimi denince akla rahat, makyajsız ve zahmetsiz bir güzellik akla geliyor. Derken upuzun ve sıcacık yaz günleri yerini serin sonbahar akşamlarına bırakıyor. Her kadını muhteşem ve eşsiz kılan ama daha fazla özen gerektiren belirgin makyaj öğeleri tekrar öncelik kazanıyor. Ama bu yıl tüm dikkatler yüzümüzün en anlamlı parçasına, yani gözlere odaklanırken her zamankinden daha çarpıcı bir geçiş bizleri bekliyor.

                  Birkaç sezondur etkisini sürdüren ‘yataktan kalktığım gibi çıktım’ havalı, adeta makyajsız tarzların ardından uzmanlar tüm renklerini ve teknik silahlarını sonbahar podyumlarına boşaltarak çarpıcı gözleri yeniden modanın gündemine getiriyor. Peki çıplak gözlerden iddialı bakışlara bu ani geçişin sebebi neydi?

                  Son sezonlar bir hayli spor olduğu için sanırım podyumlara biraz eğlence ve cazibe katmanın zamanı artık gelmişti. Koleksiyonlarda gördüğümüz kalın trikolara ve spor ayakkabılara bakılırsa bu aynı zamanda sade kıyafetlere ‘şıklık katmanın’ da bir yolu gibiydi. Güzellik direktörü Jane Larkworthy makyaj tasarımcılarının özellikle de podyumda dramatik bir etki uyandırmak için kullanmaya bayıldığı bu süper-yoğun renk ve dokuları yaratan makyaj laboratuvarlarını ve teknolojik gelişmeleri de unutmamalı.
                  Rochas ve Gucci takma kirpikleri özellikle kat kat kullanmıştı. Kedi gözü makyajını geri getiren çılgın 60’lara ve Londra’nın bohem yaşantısına göz kırpıyordu. Klasik kötü kız tarzında tüm gözü alabildiğine siyah eyeliner ile kaplarken gösterişli neon renkleri yalnızca gözkapaklarının orta kısmında kullanılmıştı. Gündüz eyeliner, gece belirgin bir far. Sade, modern bir tarz düşünün ama eğlenceli bir dokunuşla… Camgöbeği eyeliner, küçük bir kedi kuyruğu, kalın ve parlak kirpikler.

                  Böylesine dramatik bir tarzı günlük hayata taşımak için ustaca bir dokunuş gerekiyor. Tüm güzellik uzmanları gözlerdeki güçlü vurgunun yanı sıra yüzün geri kalanında minimum makyaj olması gerekliğinde hemfikir. Dudak renginde bir ruj tercih edin ve cildinizi saf ve doğal haliyle bırakın. Böylesine canlı tonlarda için sırrı yedirmek. Parmakların ısısıyla yada karıştırma fırçasıyla en vahşi renkleri bile abartısız bir şekilde kullanabilirsiniz.

                  Çılgın limon yeşili yada parlak camgöbeği tonlarını gözün alt çizgisi boyunca veya iç kısmına ince bir çizgi olarak kullanın. Kirpik uçlarına parlak renkli maskara dokunuşları da abartıya kaçmadan dikkat çekmenin kolay yollarından biri.

                  Makyaj ister fısıltı şeklinde ister abartılı olsun Fransız tarzı bir güzellik anlayışını benimsemenin önemine inanmak gerekiyor. Parisli kadınlar ne zaman, nasıl makyaj yapacakları konusunda son derece kararlıdır. Eğer gözleri vurgulayacaklarsa çarpıcı dokulara odaklanır ve yüzün kalanını tamamen makyajsız bırakırlar. Kusursuz bir uygulama gibi bir dertleri de yoktur. İşte modernizm budur ve benzersiz bir kadının kendine has güzelliğini en güçlü şekilde yansıtır. Belki de sezonun gösterişli bakışlarından alınacak en iyi ders bu; çünkü gözler kendine özgü tarzıyla her kadının en güçlü ifade biçimi ve dolayısıyla da göz makyajı söz konusu olduğunda sınır gökyüzüdür.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Sporcu Beslenmesi...

                   Atletler müsabakadan itibaren aşırı miktarda şekerli gıdalar yerler. Amaç karaciğer ve kaslardaki glikojen depolarını doldurmaktadır. Sporcuların beslenmesinde kalori dağılımının şu şekilde olmalıdır. (şekerler %60, yağlar %25/30, proteinler %10/20)

                   Oysa insanda enerji metabolizmasını dikkate aldığımızda uygulanan bu yöntemin çok da iyi bir yöntem olmadığını anlarız. Bu nedenle de atletler antremanlarda yorgun düşerler, hastalanırlar vb.

İnsan Vücudu Hareket Halindeyken Kullanılan Enerji Depoları:
     ✓Karaciğer glikojeni
     ✓Kas glikojeni
     ✓Yağ depoları
     ✓Kas proteinleri
                   Yemek yediğimiz zaman insülin hormonu salgılanır, yiyeceklerden aldığımız şeker, protein ve yağları sonra kullanmak üzere depolar. Yemekten iki saat sonra yavaş insülin düzeyi düşmeye başlar ve bizde bir sonraki yemeğe kadar harcayacağımız enerjiyi depolardan yakmaya başlarız. Ama eğer insülin düşmez ise depo yağları yakamayız. İnsülin açlık seviyesine düşünce önce glikojen ardından protein ve yağlar yanmaya başlar. Burada hareketin de önemi vardır; antreman yapıyorsak artık yağ depolarını yakmaya başlarız.

                   Egzersizlerin başlangıcında yağlar pek kullanılmaz, ilk dakikalarda glikojen depolarda fazla kullanılmaz. 2-3 dakika sonra oksijenli ortamlarda kas glikojeni yakılmaya başlar ve 15 dakika içinde yavaş yavaş yağ asitleri yakılmaya başlar.

                   Karaciğerde glikojen deposu sınırlıdır; en fazla 300 kalori verebilir. Kas depoları da bir atletin günlük 4000 kalorilik ihtiyacını karşılayacak gibi değildir. Dolayısıyla en büyük deposu yağlardır. Atletlerde aşırı şekerli şeyler fazlasıyla yüklendiğinde zaman içinde insülin direnci oluyor. İnsülin direnci olan kişiler depo yağlarını yakmazlar.

Bu konuda bilimsel bir çalışmada ise atletleri üç gruba ayırıp, performanslarını takip etmişler.
     ✓Düşük yağlı yüksek karbonhidratlı diyet
     ✓Yüksek yağlı düşük karbonhidratlı diyet
     ✓Karışık diyet
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

NEDEN SEVGİLİLER GÜNÜ -14 ŞUBAT-

                           Uzun zamandır bütün dünyada coşku ve heyecanla kutlanan Sevgililer Günü ilk kez 1800'lü yıllarda, Esther Howland adında Amerikalı bir genç kızın, sevdiği erkeğe imzasız bir kart yollamasıyla başlamış. Üstünde kırmızı bir kalp resminin olduğu kartın arkasına da: "Sevgilim olur musun?" diye yazmış. Esther imzasını atmaya çekinmiş, çünkü gizli bir aşkla sevdiği erkek, onun farkında bile değilmiş.

                           Esther'in bu kartından çok etkilenen arkadaşları, sonraki yıllarda bu kartlardan kendi sevdikleri kişilere göndermeye başlamışlar. Yıllar içerisinde bu hikaye dilden dile dolaşarak, bugünlere kadar ulaşmış. Avrupa ve Amerika'da sevgilisi olmayanlar, platonik olarak sevdikleri kişilere, 14 Şubat'ta, üstünde aşk şiirleri yazan bu özel kartlardan halen gönderip, aşklarını imzasız da olsa itiraf ediyorlar.

                           Hatta öyle ki, bir dönem genç kızlar arasında; "Bu yıl sen kaç tane kart aldın? Ben üç tane kart aldım!" gibi sohbetler bile oluyormuş. Tabii işin en eğlenceli kısmı, imzasız kartın kimden geldiğini bulmaya çalışmak. Tabii artık şiirli kartlar tarih oldu. İlişkilerde sevgi ve tutku olmalı. Romantizm, cinsel ilişki, fiziksel çekicilik, bağlılık, bakım ve diğeriyle olma arzusu olarak tanımlanan tutku; dokunma, sevişme, bakışma, hediye alma gibi davranışlar aracılığıyla ortaya konmalı ve sevgi, sadece 14 Şubata özgü olmamalı, her gün, 365 gün yaşanmalı. Ayrıca 14 Şubat, ilişkileri yolunda gitmeyen çiftler için sevginin paylaşıldığı manevi bir fırsat günü olmalı.

                           Önümüzde daha kutlayacağımız bir sürü Sevgililer Günü var. Pekii bu özel günde siz eşiniz, sevgiliniz için neler planlıyorsunuz? Bunun hakkında bir düşünceniz var mı? Hediye almak mı idealdir yoksa anlamlı birşeyler hazırlamak mı? 14 Şubat sevgililer günü, sevginin bileşenlerinin somut olarak yaşanması için bir araç olarak görülmelidir. İşte bunun için birkaç tavsiye:

Bin yıllık bir tarihi mekanda, hem ona karşı hissettiğiniz aşkı anlatırsınız, hem de Kız Kulesi'nin aşk dolu efsanelerini. Kim bilir belki sizin aşkınız da o günden sonra ölümsüz olur.
 Kokulu mumlar, tütsüler ve sofrada ise aşkınızı sanata dönüştüren özel bir menü... Mesela eşinize söylemeden o gece çocukları annenize gönderebilirsiniz. Eşiniz eve döndüğünde de onu yeni bir kıyafet, inci bir kolye ve mis gibi bir parfüm kokusuyla karşıladığınızda, emin olun size tekrar aşık olacaktır.
 Yıllardır onunla beraber yaşadığınız mutluluğu eşsiz bir sevgi tablosuna dönüştürebilirsiniz. Bunun için ihtiyacınız olan renkli bir karton, yapıştırıcı ve bolca fotoğraf... Düğün gününüz, birlikte geçirdiğiniz tatiller, çocuğunuzun ilk doğum günü, eski evinizin balkonunda ve diğerleri... Kesin yapıştırın, kalpler çizin, etrafına şiirler yazın...
Ne kadar duygulanacağını tahmin edebilirsiniz!
 Güzel bir mektup kağıdına, onu ne kadar çok sevdiğinizi, onun sizi ne kadar mutlu ettiğini, hayatı onunla paylaştığınız için ne kadar şanslı olduğunuzu uzun uzun anlatın. Samimi ve kalbinizden geçen her duyguyu... Sonra da hediye paketinizin içine koyun. Emin olun hayatında alacağı en değerli hediye bu olacaktır.
 Heybeli, Burgaz yada Büyükada... Bu mevsimde çok da romantik olur. Hele bir de kar yağarsa, şahane... Eski Türk filmlerinden kalma bir balıkçı lokantasında, baş başa keyifli bir yemek yiyebilir ve kendi aşk filminizin romantik çifti olabilirsiniz. Akşamüstü gitme şansınız olursa, hem vapurdan İstanbul'a karşı gün batımını seyredersiniz, hem de Ada'nın boş sokaklarında nostaljik bir fayton sefası yaparsınız.
 O gece illa baş başa olmanız şart değil tabii. Mesela evde sürpriz bir sevgililer günü partisi düzenleyebilirsiniz. En sevdiği arkadaşlarınızı, aile yakınlarını, dostlarını, hatta onun iş arkadaşlarını davet edeceğiniz bir parti, onu hem çok şaşırtacak, hem de çok sevindirecektir. Evi kalpli, kırmızı balonlarla süslersiniz, en sevdiği yemekleri hazırlarsınız ve gecenin sonunda da onun için hazırladığınız kalp şeklindeki pastayı çıkarırsınız. Kim bilir belki arkadaşlarınız da sizden ilham alır ve seneye de onların partisine gidersiniz.
 14 Şubat tarihinde, şehrin pek çok mekanında o geceye özel, aşk şarkılarının söylendiği konserler muhakkak düzenlenecektir. Zaten birlikte aşk şarkıları dinleyip dans etmeyeli çok uzun zaman olmuştu öyle değil mi? Gazetelerin hafta sonu eklerini takip ederseniz, nerede hangi konserler var zaten görürsünüz. İki kişilik bir davetiye alın ve o gece ona dışarıda randevu verin. Önce yemek, sonra da konser... İlk gençlik günlerinizin romantizmiyle şarkı söyleyip dans edersiniz.
 Kutlama için akşamı beklemenize gerek yok. Önce, kızarmış ekmekli, reçelli, nefis bir kahvaltı tepsisi hazırlayın. Bir kenarına da küçük hediye paketinizi iliştirin ve yatağa götürün. Mutlu ve sevgi dolu bir güne hazırlıksız yakalansın. Emin olun o gün boyu aklından bir an olsun çıkmayacaksınız. Hem böylece o da akşam size güzel bir sürpriz yapmayı unutmaz.
 Sevgiliniz yok ama gizlice sevdiğiniz biri var. Pekii öyleyse neden Esther'i örnek almıyorsunuz? Kartın arkasına "Sevgilim olur musun?" diye yazmanız şart değil. İçinizden samimi olarak geçenleri yazmak daha etkili olabilir.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Soğuk Bize Vız Gelir...

                      Kışın yeni sezon koleksiyonunda keşif tutkunu şehirli kadınlara ve erkeklere hayatın her noktasında eşlik etmeyi amaçlıyor. Teknolojiyi fonksiyonellik ve modernlikle buluşturan markaların renkli koleksiyonu sizi her koşulda çetin hava şartlarından koruyacak nitelikte. Sıcaklığın minimal ağırlığın ve tasarımın ideal bir kombinasyonunun sunulduğu yeni sezon koleksiyonlarında, dağ sporları yapmak isteyenler için güvenli ve özgür hareket etme imkanı sağlayan ürünler yer alıyor.

                       Tasarımların sadece kullanışlı değil bir o kadar da hafif olması gerektiğini savunan markalar, izolasyon teknolojisini kullandığı suya dayanıklı metalyerlleri ve vücut sıcaklığını koruyan ürün gamıyla gerek pistlerde gerekse yüksek tırmanışlarda rahat hareket etmenizi sağlıyor. Uzay elbiselerinde kullanılan "aerogel" yalıtım teknolojisi sayesinde ayak parmakları, topuğu ve tabanı sıcak tutan bot modeli ise markaların önemli inovasyonlarından biri. Kayak sezonu kapıda, Peki siz hazır mısınız?

                      Markaların aynı zamanda şehir hayatına uygun seçenekleri ve spor şıklık yakalayabileceğiniz tasarımlarıyla da ilgi çekiyor. Markaların Urban koleksiyonunda bulunan yürüyüş botları, retro stili ile bizim favorilerimiz arasında. Primaloft teknolojisi ile üretilen thermoball montlarının üretiminde kullanılan tescilli ve özel tekniklerle oluşturulan yuvarlak lif kümeleri kaz tüyünün sıcaklık ve yumuşaklık performansını taklit ederek yağmurlu havalarda konforlu bir kullanım sağlıyor.

                      Üstün sıcaklık sağlamak için geliştirilen devrimsel thermoball aynı zamanda hızlı kuruyor ve ıslakken dahi sıcak tutuyor. Yüzde yüz naylon iç ve dış kumaşların dayanıklı su geçirmez yapıya sahip olduğunu da vurgulamalıyız.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Tatil Başlasın.

                    Bütün bir yıl çalıştınız; hem fiziksel hem zihinsel hem de Ruhsal açıdan iyice yoruldunuz. Hatta bazılarınız tam anlamıyla tükendiniz. Hayaller kuruluyor planlar yapılıyor. Kiminiz ailece, Kiminiz arkadaşlarıyla, Kiminiz de tek başına çıkacak tatile. Hedef iyice dinlenmek. Sıkıntılardan, dertlerden en başta da işyerindeki yoğun tempodan uzaklaşmak.

Tüm o güzel günlerin ardından tatil dönüşü çoğu kişi depresyona sürükleyebiliyor. Peki tatilin huzurunu, dinginliğini, hissederek bir yandan da nasıl bir strateji uygulamalı ki dönünce kolayca adapte olmalı.

TATİLE İŞ SORUMLULUĞUYLA ÇIKMAYIN!
                    Tatile çıkmadan önce üzerinizdeki iş yükümlülüklerinin tamamlanmış olması çok büyük önem taşıyor. Hatta tahmin ettiğinizden de öte. Bu nedenle yöneticilerinize da tatil süresince 'ben bu işe bakarım, ben onu yaparım' diye taahhütlerde bulunmayın. Kendinize sınır koyun. Zira tatilde kişinin kendini ödüllendirmesi önemli. Ödüllendirmeyip fazla sorumluluk alırsanız hem tatilde dinlenemez hem de döndükten sonra depresyona girebilirsiniz.
HEDEFLERİNİZİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN.
                    İleriye yönelik hedeflerinizin olması ve tatile bu hedefleri sakin kafa ile gözünüzde canlandırmanız tatil sonrası size ışık tutacak bir unsur. Hal böyle olunca tatilde dertleri sıkıntıları canınızı sıkan olayları değil de hedeflerinizi göz önünde getirin, hayalinizde canlandırın. Hayaller ve hedefler aşırıya kaçılmadığı, potansiyelinizi çok da açmadığı sürece size yardımcı olacak. Aksi halde tatilde geçmişte yaşadığımız can sıkıcı olayları veya size sıkıntı veren kişileri düşündüğünüzde, dönüşte anksiyeteye yol açabilir.

SEVDİKLERİNİZE ZAMAN AYIRIN.
                    Sevdiğiniz insanlarla her türlü iletişiminiz sizin iç dünyanızda yer buluyor hatta farketmeden yüz ifadelerinize de yansıyor. Onların bir gülüşü, içten bir bakışı iki tarafta da olumlu duygular oluşturuyor ve aslında farketmeden duygusal boşluğu da dolduruyor. Hele de modern hayatın yoğun stresinde ve koşuşturmacasında sevdiklerinize yeteri kadar vakit ayıramamak suçluluk hissi de oluşturabiliyor.

ZİNDE HİSSEDİN!
                    Tatilde vücudunuzun dinlendiğini fark etmeye çalışın. Vücudunuzdan geri bildirim alın. Normalde egzersiz ve spor yapıyorsanız tatilde de bu alışkanlığınızı sürdürün. Vücudunuzu tatil diye salıvermeyin. Aksi halde iş dönüşü yeniden yoğun çalışma temposu sizi beklediği için dinlenmemiş ve hamlaşmış bir vücutla işe başlamak sıkıntıları beraberinde getirecek hiç şüphesiz.

YATAK KEYFİNİ UZATMAYIN.
                    Tatil diye günlük rutin uyku düzeninizin dışına çok da fazla çıkmayın. Uyku düzeni hem tatilde hem de tatil dönüşünde son derece önemli bir nokta. Nasıl olsa iş yok diye gece çok geç yatıp sabahları da yataktan kalkışınızı çok uzatmayın, öğleden sonraya sarkıtmayın. Örneğin iş zamanı güne sabah sekizde başlıyorsanız en fazla iki saat geç kalkın.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Hayat Beni Neden Yoruyorsun?

                         2016 yılının son günlerinde şöyle bir geçmişe bakıp ne anılar biriktirmişim diye düşünüyor musunuz benim gibi? Aslında geçmişe bakıyorsak, hala geçmemiş birşeylerimiz var demektir. Yaşadığımız her an bir deneyimdir. İyileri elimizde tutarız ama kötüleri bir daha yapmamaya özen gösteririz. Fakat bir de geleceğe baktık mı hiç?

                         Geleceğe dair planlarımız, umutlarımız, hayallerimiz var mı? Peki ne kadarı gerçekçi? Ne kadarı hayal? Bizim hayatımızdaki tek problem somut bir idealimizin olmaması. Çalışıp didiniyoruz, yoruluyoruz, ter akıtıyoruz monoton bir hayat içinde... Peki kendimizi ne kadar ödüllendiriyoruz? Hayallerimizi gerçekleştirmeye olanaklarımız yoksa ona yakın şeyler yapamaz mıyız? Bu kadar mı çaresiziz?

                         Hayır!
Sadece üşeniyoruz. 70 yaşında doktora yapan, 80 yaşında hayallerindeki işi yapan koskoca bir dede var. Günümüzde bir çok örnek var ama önemli olan bizi harekete geçirecek olan nedenler! Ben bir çok blog açtım kapattım. Aslında yazmayı çok seviyorum. Ama neden ilk açtığım siteyi geliştiremedim. Çünkü heves.. Hevesimi kaçırdılar ya da destek göremedim. Beni tetikleyen kimse olmadı. Bu ailem olur, arkadaşlarım olur... En büyük hayalim blog yazarı olmak. Kitaplar yazabilmek. Sonuç? Tekrar sıfırdan başladım. Yine destekçilerim oldu ama arkası gelen desteklerim yok.

                         Her koyun kendi bacağından asılır, diye bir deyim var. Biz bahaneler üretmeye çalıştıkça hayaller bizim peşimizden koşar ama biz arkada kaldığı için onu göremeyiz. Yada görürüz ama 'hayal kurmak ne güzeldir' başlığıyla kalır. 2017'de kendime öyle bir ideal çizdim ki, kimsenin bunu bozmasına dahi izin vermeyeceğim. Olumlu/Olumsuz eleştiriler de alacağım ama artık vazgeçmek yok. Biraz geç oldu ama güç olmadı. Sadece biraz azim.

                         Demem o ki 2017 yılınız geçmişe bakarak geçmesin. Sadece oradan aldığınız dersler size yeter. Gelecekte ne istediğinize odaklanın. Hayat bu, yorar ama meyvesini de elbet bir gün alırsınız. İdeallerimi gerçekleştirdim başka ne yapayım demeyin. Hayaller insanlar için var. Ama olacak şeylerin hayali bambaşkadır. Siz siz olun sakın ola ki hayallerinizin peşinden gitmeyi bırakmayın.

Bir Dost...
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Elma Sirkesi Hazırlanışı

               Evinizde elma sirkesi hazırlamak artık çok kolay. Üç farklı yol izleyerek evinizde kolaylıkla elma sirkesi hazırlayabileceksiniz. Bilindiği üzere sirkeler ile her şeyi dezenfekte eder olduk. Sürekli buna para da yetişmez. Kolları sıvamanın vaktidir hanımlar.

Elma Suyu Kullanarak: Üç kilo elmayı yıkayın ve kurulayın. Tercihen rengi ve hoş kokusundan dolayı Amasya elmasını kullanın. Elmaları kabularını soymadan katı meyve sıkacağına atın. Köpüklü, yaklaşık 2,5 litre elma suyu elde edeceksiniz. Elma suyunun üzerindeki köpükleri alın ve elde ettiğiniz suyu geniş ağızlı cam bir kaba koyun. Varsa üzerine doğal sirkeden bir çay bardağı boşaltın.
Yenmeyen Elmalarla: Evde elma sirkesi yapmak için en kolay tarif yenmeyen elmalarla hazırlanıyor. İki kilo Amasya elmasını yıkayın ve soymadan küp küp doğrayın. Doğramış olduğunuz elmaları 5-6 litre kapasiteli cam kavanoza koyarak, üzerini kapatacak kadar içme suyu ekleyin. Bir çay bardağı kadar doğal sirke karışımı koyup kavanozun kapağını kapatın. Artık elma parçalarından yapmak isterseniz ilk 10 gün bu karışıma her gün çıkan artıklarınızı ekleyebilirsiniz. Üzerini tülbentle kapattıktan sonra güneş görmeyen, ılık bir ortamda kavanozunuzu muhafaza ediniz ve belli aralıklarla sirkenizi karıştırınız.

Komposto Yaparak: Elmayı komposto gibi pişirip sirke eklemek de bir yöntem. Şekeri ısıyla ortaya çıkardığından, en erken sirke anası oluşumu bu yöntemle gözlemlendi. Farklı tariflerde sirkeye şeker oranı artsın diye ya rafine şeker yada elma pekmezi konuyor ancak ısının veya endrüstriyel herhangi bir maddenin girmesi tüm süreci bozuyor.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Habersiz Terk Edilenin Ruh Hali

                       Bir anda ortadan kaybolan sevgilinizden sonra ruh halinizin normal olmasını kimse beklemiyor. Muhtemelen aşağıdaki evreleri geçirmenizin ardından bu yaşadığınız tatsız olayı ardınızda bırakacaksınız. Derin bir nefes alın ve iç dünyanızda yaşayacaklarınıza hazır olun.

         > Ona ulaşamadığınız ilk saatlerde telefonunun üstüne su dökülüp bozulduğunu ya da yere düşüp ekranının kırıldığını ve bütün numaraları kaybettiğini düşünürsünüz. (böyle bir olasılık var tabi ama sizce de fazla iyimser yaklaşmıyor musunuz duruma?)

         > İşleri çok yoğun olduğu için size mesaj atacak vakti bile yok. (bir insanın iki eli kanda olmadığı sürece hele teknoloji bu kadar ilerlemişken, sizinle herhangi bir yerden iletişim kurmuyor olması hiç mantıklı geliyor mu?)

         > Size birçok kez mesaj atmak istedi ama hiç biri içine sinmediği için göndermekten vazgeçti. (bunu gerçekten düşünmüş olmazsınız değil mi? mesajı bir kenara bırakın, iki saniye arayıp özür dileyebilirdi sizden. tabii geçerli bir sebebi olsaydı ve yüzleşmeye korkmasaydı.)
         > Bazen yoğunluktan dolayı telefonunuza gelen mesajları yanıtlamayı unutuyorsunuz. Evet, aynısı ona da olmuş olabilir. En iyisi bir daha mesaj atıp kendinizi ona hatırlatın. (diyelim ki gerçekten mesajınıza yanıt vermeyi unuttu. telefonuna baktığı zaman aradığınızı da mı görmüyor?)

         > Bir kaç günün ardından size bir dakika olsun vakit ayıramayacak kadar değersiz olduğunuzu düşünmeye başlarsınız. (evet bu aşama biraz sinir bozucu olabiliyor. çünkü o ana kadar yaşadığınız endişeler, yerini öfkeye bırakıyor. emin olun doğru yoldasınız.)

         > Tam kovulmak üzereyken 'ben kovulmuyorum, istifa ediyorum' mantığıyla 'beni terk mi ediyorsun? haberin yok, ben seni terk ettim bile' şeklinde bir mesaj atmak içinizden geçer. (sakın yapmayın. sinirinize hakim olun ve kendinizi küçük düşürecek hareketlerden kaçının.)

         > Onu özlemeye başlarsınız. Aslında ne kadar iyi anlaştığınızı, birbirinize çok yakıştığınızı düşünüp küçük ağlama krizlerine girersiniz. (normal böyle hissetmeniz. ama gerçekten doğru insan olsaydı, zaten şu anda yanınızda olurdu ve bu saçmalığı yaşamazdınız.

         > Üzüntü ve öfke nöbetlerinin ardından hayata kaldığınız yerden devam etmeye başlarsınız yavaş yavaş. Kız arkadaşlarınızı arayıp sabahlara kadar sürecek olan bir program yapmaya başladınız bile değil mi? (geçmiş olsun. umarız ki bir daha böyle üzücü ve kötü bir deneyim yaşatacak sevgili hayatınıza girmez.)
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

ELEKTRİK / ELEKTRONİK İŞLERİNİZ !!!

~~~~~~Bilgisayar Tamiri, Bilgisayar Bakım ve Onarım, Bilgisayar Yazılım ve Donanım, Elektrik Tamir ve Kurulum, Her tür Elektronik İşleri, Güvenlik Kamerası Montajı ve Tamiri, Alarm Sistemleri, Otomatik Kapı Sistemleri Tamir ve Onarım, Yangın Alarmı Sistemleri Tamiri YAPILIR... Devamını OKU>>>

Sponsorumuz Olmak İster Misiniz?

Blogumuzun Arşivi

DOST SİTELER

Kahin Martinez ~ Rüya Tabirleri ~ WeblonG ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ ~ Site Ekle ~ Site