Engel-Sizsiniz!

              Sevgili Weblonq.com okurları sizlere bu yazımızda engellilerin genel sıkıntısı olan sosyal yaşama adaptasyonunu ele alacağız. Engel türüne bakmaksızın genel olarak engelli olmayan insanların bakış açıları, eğer bir yakını engelli değilse çok farklı olabiliyor. Genel algı 'ah yazık' gibi klişeleşmiş bir akılla gittiğimiz sürece engellilerin sosyal ortamda sağlıklı bir şekilde iletişiminde sorunlar yaşarız, yaşıyoruz ve maalesef yaşamaya da devam ediyoruz.

              Yazılan kitaplarda da ana konu, bu sosyalleşmenin topluma yararını göstermekti. Çoğu engellimiz toplumun bakışlarından rahatsız olup sosyal ortamdan uzak kalmayı tercih edip, psikolojik sorunlar yaşıyor. Bir çoğu engelli engellerini aşarak kitap yazıyor, müzikal eğitimler alıyor, aşçılık yapıyor veya köşe yazarları olabiliyor. Bunlar hem onlara artı kazandırıyor, hem de diğer sosyal ortama ayak uyduramayan engellilerimizi yüreklendirmeye ve hayatta bende varım demeleri için çok güzel bir örnek oluyor.

              Sosyal ortamlara uyum sağlamak amacı ile sivil toplum kuruluşları ve devletimizin bu konuda daha çok destek olmasını istiyorum. Model olarak Avrupa'yı benimsemek en doğru çözüm olacaktır. Yani gerek yasalar, gerekse toplumsal kuralları Avrupai şartları getirebilirsek biraz olsun engellilerin rahatça yaşamalarına yardımcı olabiliriz.
              Bu konuda vatandaşlarımızın da hassasiyet göstermelerini, bir nebze kendilerini onların yerine koyarak yaşam şartlarını yardımlaşmayı (acıma duygusu olmadan) en içten bir samimiyetle paylaşabilirse onların sosyalleşmesine bir nebze katkıda bulunabilirsiniz. Topluma bir insan kazandırmak, sizin insan ve iman gücünüzün göstergesidir.

Ne Yapabiliriz ki?: demeyin... Onların yürüme yollarını işgal etmezseniz, üst geçitlerde onlara samimiyetle yardım ederseniz, marketlerde onları rencide etmeden farklı yöntemler kullanarak sıranızı verirseniz, toplu taşıma araçlarında elimizden geldiğince inerken,çıkarken veya yer bulma konusunda yardım ederseniz bu bizi biz yapan yardımlaşmanın ve insaniyetliğimizin bir göstergesidir. Yeterki toplumdaki yerimizi ve bu yeri ne için sahiplenip, benimsediğimizi unutmayalım.

Hassas Olalım...
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Tehlikeden Uzak Durun!

                  Artık tehlikeli bir dünyada yaşadığımızın farkında olmalı ve bu durumdan şikayet etmek yerine ona göre yaşamayı öğrenmeliyiz. Weblonq.com'un tavsiyelerine uyarak güvenli bir hayatın keyfini çıkarın.
Çevrenizle Yakınlaşın:
                  Güvenli olmanın en iyi yolu çevrenizde ne olup bittiğini anlamaktan geçiyor. Özellikle komşularınızın kim olduğunu öğrenmekte fayda var. Böylece tanımadığınız insanları çevrenizde gördüğünüzde dikkatli olmanız gerektiğini anlar, ona göre davranırsınız. Bu arada komşularınızla arkadaşlık etmeye özen gösterin. Siz uzaktayken evinize göz kulak olurlar.

Düzeninizi Kurun:
                  Çoğunlukla evden çıkarken pencerelerinizi kapamaya, gece yatarken kapınızı kilitlemeye yada araba kullanırken çantamızı görünmeyen bir yere koymaya üşeniriz. Daha sonra bunları yapmadığınız için pişman olmak yerine en iyisi yapmanız gerekenlerinin listesini telefonunuza kaydedin. Bu sayede zaman içinde alışkanlık kazanırsınız.

Hazırlıklı Olun:
                  Özellikle trafikte her zaman önümüzdeki arabayla aranızda mesafe bırakın. Takip mesafesini korumaya özen gösterin. Ayrıca arabanıza yaklaşan birileri olduğunda fark etmekte geç kalmayın. Diyelim ki kapınıza doğru yöneldi, soğukkanlı davranmaya çalışın ve kapınızın kilitli olduğundan emin olun.

Günlük Rutininizi Değiştirin:
                  Her gün aynı saatte, aynı yolu kullanarak işe gitmeyin. Profesyonel suçlular sizi takip ediyorsa her gün aynı yoldan giderek onların işlerini kolaylaştırmaktan başka bir şey yapmamış olursunuz. Bu yüzden bazen farklı yollar kullanarak işe gitmeyi deneyin. Şaşırtmakta yarar var.

Eve Giderken:
                  Evinizde alarm sistemi olsa bile bu tehlikeden uzak durduğunuz anlamına gelmiyor. Eve girerken sizi takip eden biri var mı diye etrafınıza bakın. ''Paranoya yapın'' demiyoruz ama yine de dikkatli olmanız gerekiyor. Artık kimin nereden çıkacağı belli olmuyor.

Yer Bildirimi:
                  Sosyal medyada yer bildirimi yaptığınızda hırsızlara da gün doğuyor. Özellikle tatile gittiğinizde yer bildirimi yapınca evin boş olduğunu cümle aleme ilan etmiş oluyorsunuz. Bir de eve ne zaman döneceğinizi söylerseniz tehlike daha da artar.

Dikkatli Olun:
                  Toplu taşıma araçlarını kullandığınızda gözünüzü, kulağınızı dört açın. Dikkatler, çekici kıyafetler giymekten kaçının. Ulu orta yerde cüzdanınızı çıkarıp para saymayı aklınızdan bile geçirmeyin. Ayrıca metro, metrobüs, otobüs ve taksi durağı gibi yerlerin çevresinde güvenlik var mı diye bakmayı ihmal etmeyin.

Güvenlik Kiti:
                  Telefonunuzun şarjı her zaman dolu olsun. Ayrıca acil durumda aranacaklara da numaralar eklemeyi unutmayın. Çantanızda her zaman göz yaşartıcı sprey bulundurun.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

İş Yerinde Onlara Güvenmeyin!

                  Güven, insanların ihtiyaç duydukları en önemli duyguların başında geliyor. Güvensiz bir ortamda çalışmaksa hemen herkes için son derece güç. Ancak etraftakilere aşırı güvenmek de, hiç güvenmemek de çeşitli sorunlara ve kişinin zarar görmesine yol açabiliyor. Uzmanlara göre, iş arkadaşınıza güvenmeden önce aşağıda sıralanan özelliklere dikkat etmekte fayda var.

Başkalarını Size Çekiştiriyorsa; Eğer iş yerinizde birisi diğer ofis arkadaşlarınızdan şikayet ediyor, onları kötülüyor ve her fırsatta dedikodularını yapıyorsa, aynı şeyi sizin arkanızdan yaptığına da emin olabilirsiniz. O nedenle, kesinlikle ona uymayın, hele söylediklerini onaylayıp, ona ortak olmayın. Yoksa kısa süre sonra bir arkadaşınız ''sen benim hakkımda neler söylemişsin!'' diyerek karşınıza dikilebilir.
Söylediklerinizi Tekrar Ediyorsa; Toplantılarda dikkat edin. Bazı kişiler diğerlerinin söylediği sözleri hatta espirileri bile tekrarlar, bu yolla o sözleri kendilerine mal etmeye çalışırlar. Aslında onlar iyi fikirleri de çalmaya eğilimli kişilerdir, parlak fikirlerinizi ilk olarak onlarla paylaşmamaya özen gösterin yoksa hiç çekinmeden şefinize bunları tamamen kendisine aitmiş gibi sunabilir.

Fazla Uslu Duruyorsa; İlkokuldaki uslu ama bir o kadar da ispiyoncu sınıf arkadaşlarınızı hatırlıyor musunuz? Hani şu defterinin kenarları asla kıvrılmayan, kurdeleleri hep bembeyaz duran! İşte onlardan iş yerlerinde de bulabilirsiniz. Tabii bu kez onları tanımanıza yardımcı olacak defter ve kurdeleleri yoktur. Fakat bu kez onları dedikoduya (örneğin: şefinizin yıllık ofis yemeğinde nasıl sarhoş olduğunu konuşurken) karışmamalarından ve hemen hemen tüm kurallara sıkı sıkıya bağlı kalmalarından ayırt edebilirsiniz. Onlar ofiste olan biteni müdür yada şefe fısıldayan kişi olabilirler.

Aşırı Hırslıysa; Herkes işinde başarılı olmayı ve terfi etmeyi ister. Ancak bazıları öylesine hırslı olur ve kısa sürede basamakları ikişer ikişer çıkmayı öylesine arzularlar ki bu yolda her şeyi göze alabilirler. Tabiki, göze alacakları şeyler arasında iş arkadaşlarına zarar vermek de olabilir. Her fırsatta üstlerinin gözüne girmeye çalışan, yaptıkları ufacık bir işi bile kendi reklamları için bir vesileye dönüştüren bu insanları tanımak pek de zor değildir.

Dalkavuksa; Kariyerini patrona, müdür ve şeflere yağ çekerek sağlama bağlamaya çalışan ofis arkadaşlarınıza karşı da temkinli yaklaşın. Çünkü bu kişiler, üstlerinin gözüne girmek için, üstlerine iş arkadaşlarının dedikodusunu yapmaktan çekinmezler.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Diyette Kontrol Kimde?

                     Diyetisyene gidiyorsunuz, size bir diyet listesi veriyor, neden neyi yemeniz gerektiğini veya yememeniz gerektiğini, hatalarınızı anlatıyor. Herşey çok güzel, siz artık bir beslenme eğitimi aldınız. Artık diyetinizle başbaşasınız. Diyetin ilk haftası en zor haftadır. Alışkın olduğunuz bir beslenme sisteminden çıkıp yeni bir düzen kurmaya çalışıyorsunuz, kendinize zaman tanıyın. Roma bir günde kurulmadı! Herşey zamanla rayına oturacaktır.
         Mutlaka bir günlük tutun, ne yediğinizi, kimle yediğinizi, ne kadar yediğinizi, hatta yedikten sonra ne hissettiğinizi yazın. Bu, kontrolü daha kolay ele almanızı sağlayacaktır. Yediklerinize bakıp aslında az yemediğinizi ve hangi durumlarla baş edip edemediğinizi gösterecektir.

         Diyetinizde çok açlık hissediyorsanız,başınız dönüyorsa, aşırı sinirliyseniz, gözünüzün önünden noktalar veya kelebekler uçuşuyorsa yaptığınız diyet size uygun değildir. Bırakın! Diyetin en önemli prensibi size uygun olmasıdır. Matbu diyetler, internetten bulduğunuz diyetler sizin için hazırlanmamıştır.

         Susuzluk ve açlık hissi birbiriyle çok karışır. Önce bir bardak su veya bir bitki-meyve çayı için, açlığınızı tekrar değerlendirin.

         Ana öğünlerinizi de ara öğünlerinizi de atlamayın. Herhangi birini atladığınızda kan şekeri dengeniz bozulacağından her şeyin gözünüze cazip gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

         Öğünlerinizi ana veya ara, fark etmez çeşitlendirin. Bir sabah peynir ekmekle tost yapıyorsanız, ertesi gün yağsız bir menemen veya omletle ekmek tüketin. Ertesi gün simitle peynirtüketin. Çeşitlendirmek diyetten bıkmamanızı sağlar.

         Ana ve ara öğünlerinizde enerji, protein, karbonhidrat yağ dengesi iyi ayarlanmışsa canınızın bir şeyler çekme ihtimali azalacaktır.

         Özlediğiniz, özendiğiniz besinleri kaydedin, bunu diyetisyeninizle paylaşın. Herşeyi tüketebilirsiniz, önemli olan ne sıklıkta yediğiniz ve ne miktarda yediğinizdir.

         Bazı besinler birbirinin yerine geçer, alternatif liste kullanmayı öğrenmeye çalışın. Ekmek yerine mercimek köftesi, patates salatası, makarna tüketilebilir.

         İş yerindeki arkadaşınız çikolatasından bir parça size ikram etti, kıramadınız, canınız istedi yada yediniz. Bütün çikolatayı yemek zorunda değilsiniz, bir parça da yeseniz bütün paketi de yeseniz aynı tada sahip.Yediğiniz besinin tadını çıkararak, porsiyonu çok büyütmeden tüketin. Yediğiniz besinin tadını çıkararak, porsiyonu çok büyütmeden tüketin. Yediğiniz bir bar çikolata yerine o gün bir porsiyon az ekmek tüketerek diyeti dengelemeniz mümkün olacaktır. Bir paket çikolata yerseniz, bunu dengelemeniz zor olacaktır.

         Yorgun bir iş gününün ardından evdesiniz, akşam yemeğini yediniz, canınız bir şeyler istiyor. Bu sırada kırmızı biber, havuç dilimleri gibi sağlıklı atıştırmalıklar yaratmanız mümkün. 

         İş yerinde atıştıracak bir şeyler arıyorsanız elma kabuğu kurusu alternatif olabilir. Enerjisi hayli düşük posa içeriği yüksek bir besin. Bazı kişiler tarafından daha lezzetli övgüsü bile aldı.

         Tatlılar konusunda klasik önerilerden bende vazgeçemiyorum. Hamurlu-şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar. Yazın vazgeçilmez tatlısı dondurma ise bu konuda favoridir. Dondurma tüketiminde de porsiyona dikkat etmenin yanı sıra, mutlaka krema yerine taze sütten yapılmış dondurmaları tercih edin. 

         Alkol alacaksanız düşük alkollü içkiler, şaraplar veya bira tercih nedeni olmalı. Mutlaka tok karnına ve bol suyla beraber alın.

         Ne yaptınız ettiniz kendinize hakim olamadınız, karşınıza çıkan veya ikram edilen bir besini tükettiniz. O zaman artık tek çare kalıyor, gelen enerjiyi yakmak. Kilo almak da, vermek de bir enerji dengesi işidir. Fazla aldığınız enerjiyi hareket ederek sporla yakın.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

ELEKTRİK / ELEKTRONİK İŞLERİNİZ !!!

~~~~~~Bilgisayar Tamiri, Bilgisayar Bakım ve Onarım, Bilgisayar Yazılım ve Donanım, Elektrik Tamir ve Kurulum, Her tür Elektronik İşleri, Güvenlik Kamerası Montajı ve Tamiri, Alarm Sistemleri, Otomatik Kapı Sistemleri Tamir ve Onarım, Yangın Alarmı Sistemleri Tamiri YAPILIR... Devamını OKU>>>

Sponsorumuz Olmak İster Misiniz?

Blogumuzun Arşivi

DOST SİTELER

Kahin Martinez ~ Rüya Tabirleri ~ WeblonG ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ ~ Site Ekle ~ Site