Ayrılık Depresyonu Nasıl Atlatılır!

SOSYALLEŞ: Evde oturup depresyon hırkasıyla tavana bakılarak geçirilen uzun saatler sana hiçbir şey kazandıramaz. Sosyalleşmenin zamanı! Sevgilinle birlikteyken ektiğin arkadaşların, kaçırdığın etkinlikler, yapmak isteyip de biriktirdiğin ne varsa şimdi tam sırası. İhmal ettiğin arkadaşlarını aramakla işe başla. Hepsiyle bir plan yap. Evde pijama partisi vermeyi de düşünebilirsin. Eğlendikçe, başkalarıyla konuştukça kendi sorunlarından uzaklaşabilirsin.

FİLM İZLE: En güzel kafa dağıtma metodu! Üstelik çok pratik ve hiç yorucu değil. İster bir arkadaşınla sinemaya git, ister evde izle. Yalnız seçeceğin filmin romantik yada dramatik olmamasına dikkat et. Komedi yada korku filmi tercih edebilirsin. Böylece aklına filmdeki olay akışından başka hiç bir şey gelmez. Hem aşk acını dindirene kadar izleyeceğin filmlerle kişisel gelişimine de destek olmuş olursun.

YENİ BİR DİZİYE BAŞLA: Öyle bir diziye başla ki en az dört sezon olsun ve sürükleyici olsun. Aklına o geldikçe bir bölüm aç. Bir süre sonra dizinin konusu zaten seni kendine kendine çekeceği için eX aşkın aklına bile gelmeyecek. Boş kalan tüm vakitlerinde diziyi izlemeye başlayacaksın. ''Game of Thrones'' ve ''Vampir Günlükleri'' aşk acına iyi gelecek uzun soluklu diziler.
YAZ: Onunla belki son konuşmanda aklına gelenleri söyleyemedin, belki de içinde kalan sonradan aklına gelen şeyler oldu. Bu durumda en iyisi yazmak. Çünki yazmanın insanı rahatlattığı bilimsel bir gerçek. Boş bir kağıt al ve içinden geçen olumlu olumsuz her şeyi sanki onunla konuşuyormuş gibi yaz. Onu utandırmamak adına içinde kalanlar, hatta haksızlığa uğradığını hissettiğin durumları ve hem onunla hem kendinle ilgili dileklerin... İçini döktükten sonra ne kadar rahatladığını göreceksin. Üstelik bu dönem geçip gittikten sonra yazdıklarına bakıp, ''Ne Günlerdi'' diyeceksin.

MEDİTASYON YAP: Evet, neden olmasın? Meditasyona başlamak için iyi bir sebebin var. Kendini rahatlatmak için yoga derslerine katılabilir, hem zihnini hem de bedenini dinlendirebilirsin. Bu tip aktiviteler senin konsantrasyonunun artmasına, daha başarılı olmana, dengeni sağlayabilmene ve kendini kontrol edebilmene de fayda sağlar. Hem bedenini daha iyi tanır, hem de zihnindeki düşünceleri kontrol altına alabilirsin. Böylece üzülmene sebep olan hisleri de kendinden uzaklaştırabilirsin.

KENDİNLE UĞRAŞ: Üşendiğin ne varsa artık ertelemeden yapma zamanı. Hem de bir dakika sonra bile değil şimdi! Detoksa başlayarak daha sağlıklı daha sağlıklı olabilirsin. Sabahları bir bardak limonlu su içmen bile detoks sayılıyor. Hem cildine, hem de bağışıklık sistemine inanılmaz faydası oluyor. Her hafta cildine ve saçlarına maskeler uygulayabilir, arkadaşlarınla kız kıza spa'ya gidip rahatlayabilirsin. Hep aklında olan ama hiç uygulamadığın yağ karışımlarıyla tırnaklarını ve kirpiklerini daha göz alıcı hale getirebilirsin. Kendine her sabah faydalı bir alışkanlık bulmayı deneyebilirsin. Örneğin gözlerini açar açmaz tekrar edeceğin bir motto bulabilirsin. Bir kaç egzersizle güne daha zinde başlayabilirsin. Kısacası biraz kendine vakit ayır, seni iyi hissettirecek faydalı şeylerle kendini şımart..
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Bir PARFÜM'ün DOĞUŞU...

           Parfüm uzmanları dünyanın en duygusal insanlarıdır. Sorsanız, en sevdikleri kokuların onlara annelerini hatırlatanlar olduğunu söyleyeceklerdir. En gurur duydukları ürünleri, muhtemelen geçirdikleri çocukluk anılarına uzanır. Onlar da, o gelip geçici anları, kısacık süren hatıraları saklamayı becerirler. Gümüşi bir öğleden sonrası, ıssız bir sahildeki metalik serinlik, buruşmuş çarşafların ipeksi yumuşaklığı, bir gelin buketinin buğulu romantizmi...

           Abartılı gelse de, bütün bu hayaller ve duygular, kokulara o başdöndürücü etkileri katarlar ve onları nasıl kullandığımızı bile etkilerler. Düşünsenize, parfümümüzü kapalı kapılar ardında, vücudumuzun saklı bölgelerine uygularız, göğsümüze, bilek içlerine, boynumuza, dizlerimize, sanki bir sırrı saklamaya çalışıyormuşuz gibi... Aslında bir açıdan da öyledir çünkü kullandığımız kokular bize gizem katsın isteriz. Ancak koku dünyasındaki son trendler bunu değiştirecek gibi görünüyor.
           Parfümler, şaşırtıcı derecede saf ve yalın olma yolunda. Açık, karmaşıklıktan uzak , imasız, gizemli hiç bir yanı olmayan, büyülü esanslar bunlar. Favori kokularımız bu yıl sadece tekil içerikleri vurguluyor. Duygu, arzu yada egzotik tatil yerlerini değil, yalnızca tek bir içeriği. İsimleri de direkt zaten, adaçayı, gül, karabiber gibi... Etikette gördüğümüz isim şişenin içindeki kokuyu tarif ediyor net bir şekilde. Çok radikal olmasa da, soyut kavramlar, kendimizi gönüllü kaptırdığımız hayaller ve gizemlerle beslenen bir endüstri için devrim niteliği taşıyan bir yaklaşım bu.

- Ünlü bir parfüm yaratıcısı Bergamot gibi çeşitler içeren bu seri hakkında şunları söylüyor; ''Her parfümün yaratım sürecine bir tek esans belirleyerek başladık, ardından, temiz, saf ve yalın bir güzellik elde etmeye çalıştık.''

           Cafcaflı isimler kullanılmamış olması bu kokuların yaratıcılıktan uzak olduğunu göstermiyor, her bir parfüme önyargısız, yani bir anlayışla yaklaşmamız gerekiyor sadece. Ünlü bir parfüm blogu yazarı; ''Bir yap-bozun tek parşasının size verilmesi gibi birşey bu. Bulmacanın tamamını o parçaya bakarak hayalinizde canlandırmak zorundasınız. Tekil esanslar, yorum özgürlüğü tanıyor size, bu da son derece modern bir yaklaşım. İnsanlar her duyguyu kapsayan, onlara tüm deneyimi paketlenmiş halde sunan kokular istemiyorlar artık. Onun yerine bir yada bir kaç esansın birleşiminden oluşan kokularla kendi deneyimlerini yansıtma yada ruh hallerini yükseltme peşindeler'' diyor.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Yapıcı Mısın, Yıkıcı Mı?

            Ortada bir sorun olduğu çok belli, ama kaynağı meçhul... Sen her zaman kendini haklı görebilirsin bayan doğru, ama iğnenin ucunu biraz da kendine batırmayı öğrenmelisin. Haydi daha yapıcı bir tutumla yaklaş, belki de sorunun kaynağı senin önyargılı düşüncelerindir. İşte ön yargılarınızı bırakmanız için bizden size kısa ve öz tavsiyeler...

SEVGİLİM ÇOK RAHAT!
            Seni hiç kıskanmıyor, her söylediğine 'Tamam' diyor. Fakat bunlar seni rahatlatmak yerine daha da sinir ediyor değil mi? 'Buluşmayalım' dediğinde bile hemen 'Tamam' dediği için ona çok kızıyor, her zaman seni haklı bulup huyuna gitmediği için seni sevmediğini düşünüyorsun. Bu yüzden defalarca ayrılmak bile istedin. Fakat doğru düzgün bir nedeninin bile yok! Peki, gemileri hemen yakmak ne kadar doğru? Belki de sen fazla kıskançsın ve onun anlayışlı uysal yapısına karşı sen daha agresif, bir karaktere sahipsin. Örneğin, o sana arkadaşlarıyla vakit geçirmek istediğini söylese, sen onun gibi anlayışla karşılamak yerine, seninle vakit geçirmediği için mızmızlanıp tartışacaksın. Bu aranızdaki sorunun temelinin onun rahat olmasından değil, senin fazla baskıcı ve kıskanç olmandan kaynaklanıyor.
AİLEM BANA ÇOCUKMUŞUM GİBİ DAVRANIYOR!
            Kaç yaşında olursan ol hala ailenin takibindesin. Arkadaşlarınla tek başına plan yapmana izin vermiyorlar. Sinemaya bile yalnız gidemiyorsun. Her an onlar da mutlaka yanında olmak istiyor. Üstelik sanki sen hiç birşey bilmiyormuşsun gibi hep bir tembih modundalar. Telefonun bile hala onların denetiminde.Eğer bu senaryo sana çok tanıdık geldiyse ''yeter artık ben çocuk değilim'' diye sitem edebilirsin. Elbette değilsin. Ama şimdi kendini bir sorgula bakalım. Daha yapıcı olmaya ve biraz da hata payını kendinde aramayı dene. Eğer en basit şeyleri bile annene danışıyor, evde sorumlulukların yokmuşçasına hiçbir şey yapmadan herşeyin önüne gelmesini bekliyorsan ailenin seni hala çocuk gibi görmesi çok normal. Onlara büyüdüğünü göstermen için sorumluluk almalı ve aldığın sorumlulukları yerine getirmelisin. Senin için önemli olan şeyleri kendin halledebildiğini kanıtlamalısın. Örneğin; okuldan eve geldiğinde yemek yemek için anneni beklemek yerine kendin hazırlayabilmelisin. Bir sınavdan önce gidip annene yada babana sızlanmak yerine soğukkanlılığını koruyabilmelisin. Bu şekilde olgun bir birey gibi davrandığın sürece kimse sana küçük muamelesi yapamaz.

SEVGİLİM BANA HİÇ DEĞER VERMİYOR!
            Bunu da nereden çıkardın? Eğer sana yeterince mesaj atmıyorsa, az buluştuğunuzu düşünüyorsan, seninle plan yapmadığından rahatsızsan, herşeyi paylaşmıyorsa, yalnız vakit geçirmekten hoşlanıyorsa, kimi zaman seni hiç aramadığından dolayı üzgünsen bunlar sevgilinin sana hiç değer vermediğini göstermez. Belki biraz melankolik bir açıdan bakıyorsun. Bir de şunu sor kendine; ya bunlar sana karşı bir tepki yada tavır değil de onun yaşam tarzıysa? Yani yalnız vakit geçirmeyi sen hayatında varken de yokken de seviyor, telefonla mesajlaşmaktan hoşlanmıyorsa? Onun tarzı buysa, sana değer vermediği anlamına gelmez.

            Herkesin değer kıyaslaması farklı şekillerde ölçülür. Belki sen hasta olduğunda yanında arkadaşlarından çok o olacak yada bir şeye moralin bozulduğunda sana en çok motivasyonu o verecek... Arkadaşlarının sevgilileriyle yada dizilerdeki yakışıklılarla onu kıyaslamamalısın. Aşk ve Sevgiyi gösterme biçimi herkes için farklıdır. Önyargılı bir şekilde ''Bana Değer Vermiyor'' demek yerine onu daha yakından tanımaya çalış. Daha yapıcı olmayı dene. Böylece birbirinizi klasik yargılara göre değerlendirmemiş olursunuz.

AİLEM BENİ ANLAMIYOR!
            Aslında ergenlik döneminde pek çoğumuz böyle düşünürüz. Aslında haksız sayılmayız. Her nesil birbirinden farklı fırsatlara sahip oluyor ve gittikçe değişiyor. Annenin dönemi ile seninki epey farklı. Hem ihtiyaçlarınız hem de düşünceleriniz apayrı olabilir. Senin çok istediğin bir şeyi onlar gereksiz bulabilir, yaptığın hareketleri söylediğin sözleri ters anlayabilirler. Bu yetişme dönemiyle alakalı olduğu için onların seni yüzde yüz anlaması zor. Peki asıl soru, senin kendini anlatman neden bu kadar zor da ailen seni anlamıyor? 

            Net olman çok önemli. Neyi neden istediğini, neden böyle bir tepki verdiğini, hayallerini onlarla paylaşmalısın. Çünkü hepimiz değişiyoruz. Hem davranış hem karakter olarak. Ailen, şu an seni yeterince tanımıyor olabilir. Kendini yeterince açık ifade etmelisin. Bu noktada seni anlamamaları imkansız. Tabii biraz da herkesin yaşına göre davranmalısın. Anane - anne ve dedene emojilerden oluşan bir mesaj atıp bunu çözmelerini bekleyemezsin. Ayrıca büyüklerinin tecrübelerini de hiç bir zaman yabana atmamalısın. Belki de isteklerin ve yaptıkların sence çok mantıklı olsa da dışarıdan bakıldığında gerçekten çok manasızdır? Ne dersin biraz da böyle bakmayı deneyebilirsin!
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Gündelik Lüksümüz;

Evde vakit geçirirken, yalnızca konforla değil doğal bir lüks duygusuyla da sarıp sarmalanmak istediğimizde uzandığımız trikolar, İtalyan koleksiyonlarında en modern halini alıyor. Bu durumdan memnunuz çünkü her mevsimde ve yıllar boyu kullanılabilen ürünlerin kalitesi hakkında çok şey söylüyor.

Trikolarıyla ünlü İtalyan markaları, bundan yaklaşık beş sene önce kendi içinde değişim hareketi başlatmış, kendi özüne dönmüş ve DNA'sını oluşturan trikoyla bağlarını güçlendirmişti. Ürünlerin kalitesi bu değişimden payını aldı, kaşmir gibi lüks dokuların koleksiyonlarındaki önemi arttı. Böylece ürünleri doğru fiyatlandırılmış İtalyan markaları, gündelik lükslerle sarıp sarmalamak isteyen kadınların (ve erkeklerin) favori markaları arasına girdi.

           Trikolar, uzun bir süredir sokakta, pantolondan elbiseye, üst giyimden aksesuara heryerde karşımıza çıkıyor ama eve gelip üzerimize rahat birşeyler giymek istediğimizde elimiz neredeyse sadece onlara gidiyor. Genel tercih, kaşmir tulumlar, dökümlü kazaklar ve farklı dokulardaki eşofmanlardan yana. Özellikle çocuğunuz varsa evde daha fazla vakit geçirdiğiniz için, film izlerken veya çocuğunuzla ilgilenirken, kendinizi şık ve rahat hissetmek istersiniz.

           Önümüzdeki yaza doğru uzandığımızda, birkaç ay sonra mağazalara girecek olan koleksiyonda bol bol renk görüyoruz. Yazın enerjisini taşıyan parlak ve yoğun renkleri, güzelliği ve konforu sadelikle arayan kadınların tercihlerine feminen bir dokunuş için tasarlandı. Pastelden fosforlu tonlara uzanan geniş bir yelpaze kullanılmış. Seçeneklerin çok fazla ve ulaşılabilir olduğu günümüzde rekabetin yolunun kaliteden ödün vermemek olduğunun altını bir kez daha çizelim.

           Şık olmak için gardrobunuzu tıka basa doldurmanıza gerek yok ve ya gördüğünüz ev tekstili ürünlerini almanıza gerek yok. Tasarım ve kalite anlamında zamana direnebilen, sezon trendlerini takip edebilen ancak geniş zamanda da konuşmayı bilen, farklı okazyonlara uyum sağlama yeteneği olan parçalar giymenin veya uyumlu örtüler almanın anahtarı olur. Normal yaşantımızda yapmaya çalıştığımız da tam da bu...

Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Geleceğin Evi Geldi mi?

           Sizin yerinize herşeyi düşünen, tek tıkla kontrol edilebilen akıllı evler artık uzak ve belirsiz gelecekteki birer hayalden ibaret değil. Göreceksiniz ne Jetsons'ın ütopik evine, ne de Iron Man'in über teknolojik malikanesine benziyor. 

           ''Evden çıkarken saç düzleştiricisini kapattım mı?'' Ayda en az bir kez bu soruyu kendime farklı varyasyonlarla soruyorum. Kendimden şüphe etmeme sebep olan aletlerin adları değişse de, bana yaşattıkları gerginlik her seferinde aynı oluyor. Dayanabilirsem akşama kadar bir felaket senaryosuyla karşılaşmayı göze alarak bekliyor, dayanamadığımdaysa kendimi gün ortasında eve koşup halihazırda zaten kapattığım ama hatırlayamadığım o cihaz her neyse ona amaçsızca bakarken buluyorum. Yıllardır popüler kültürün sonsuz vaatlerle önümüze sürdüğü geleceğin evinin bir türlü gelememiş en çok böyle zamanlarda sinirimi bozuyor. Bu his size de tanıdık geliyorsa, tünelin ucundaki ışığın görünmeye başladığını bilmenizde fayda var. Zira teknoloji bloglarında rastladığımız fazlasıyla fütürist bir kaç ev ve kullanılması fazla komplike görünen akıllı ev eşyaları hariç, geleceğin evine 2017 itibariyle hala uzak olduğumuz düşüncesi bir yanlış anlaşılmadan ibaret.
           Akıllı evi ideali neredeyse yarım yüzyıldır popüler kültürün radarında. 1962'de izleyicilerle tanışan Jetsons ailesinin robot hizmetçileri Rosie'yle yaşadıkları ev, çizgi filmin fütürist ütopyasının kusursuz bir yansımasıydı. Tüm eşyaların tek bir cihazla kontrol edilebildiği, videolu konuşma ve otomatik elektrik süpürgesi gibi teknolojilerin mevcut olduğu ve akşam yemeklerinin hap olarak yutulduğu bu sıradan Orbit City evi, zamanının çok ötesinde bir portre çizerek gelecekteki yapımlara ilham verdi.

           Aralarında Iron Man serisinin de bulunduğu birçok Hollywood yapımı, hayatı daha pratik kılan bu teknolojileri cilalayarak önümüze sürmeye bugün de devam ediyor. Peki ya ütopya yerini distopyaya bırakırsa? 1984'te vizyona giren Electric Dreams çok daha ufak bir kitleye ulaşmış olsa da, bilgisayarların evin içini ve dışını kontrol edebildiği bir otomasyon sistemi hayal ederek bunu bir felaket senaryosuna dönüştürdü. Bu karamsar bakış açısı yeni jenerasyonlara da ilham verdi tabii. Teknoloji paranoyasının zirve yaptığı zamane dünyasında geleceğe distopik bir pencereden bakan sansasyonel dizi Black Mirror'ın birçok bölümü, çevrimiçi yaşam alanları fikrini yer yer tedirginlik verici yaklaşımlarla ele alıyor. 

           Dizinin 2014'te yayınlanan White Cristmas bölümünde Greta isimli karakter her şeyin tek bir kontrol merkezinden yönetildiği akıllı evini, kendi bilincinin bu merkeze hapsolmuş dijital bir replikasıyla kontrol ediyordu örneğin. Bu sizin için fazla sürreelse, bugünün teknolojisiyle tamamen uyumlu bir örneğe bakmakta fayda var. Son zamanların popüler dizilerinden Mr. Robot'un ikinci sezon prömiyerinde, Evil Corp şirketinin avukatı Susan Jacops'ın FAZLA akıllı evi hacker'ların saldırısına uğramış ve kontrolsüz bir zindana dönüşmüştü. Evin ısısından ışıklara, güvenlik sisteminden televizyona tüm ağın kontrolünü ele geçiren hackerlar yüzünden oturulamaz hale gelmişti.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Tıpkı Kazınmış Hissi Veren Saç Modeli


               Rihanna`nın başlattığı trendlerden biri olan tek tarafı kazınmış saçlar, Hollywood dünyasını sallamaya devam ediyor. Eğer saçlarınızı kazıtıp büyük bir sorumluluk alacak cesaretiniz yoksa siz de yeni versiyonu deneyin. Eğer son zamanlarda kendinizi aynanın önünde saçlarınızın bir tarafında kulağınızın arkasına atarken yakalıyorsanız, sizde bu trendden en az bizim kadar etkilenmişsiniz demektir. Rihanna'nın başlattığı tek taraflı kazınmış saçlar cesur bir biçim olsa da Hollywood'un büyük çoğunluğu bu görünümü yakalamanın alternatif yollarını buldu. Saçlarının yanını kazanmış gibi gösteren örgü de bunlardan biri.
DENEMEKTEN KORKMAYIN!
               Öncelikle ince saplı bir tarakla saçlarınızı şakak hizasından enseye kadar ayırın. Saçların yoğun olduğu tarafa saç spreyi püskürtün ve dışa doğru kıvırarak sabitleyin. Kazanılmış ifadesi vereceğiniz tarafa da saç spreyi sıkıp geriye doğru tanıdıktan sonra sıkıca sepet örgü yapın. Şeffaf lastik tokayla saçlarınızı sabitledikten sonra diğer tarafı serbest bırakın. Nasıl yeni punk görünümünüzü beğendiniz mi? Unutmayın hayatınızda sizi beğenenler kadar beğenmeyenler de olacak. Siz yeter ki cesaretinizi toplayıp adımınızı atmaktan çekinmeyin.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Yılın En Yeni Güzellik İNOVASYONU

CİLT TONUNA GÖRE LEKE AÇICI;
                 Eminiz sayısız cilt tonu düzenleyici ürünle dolu bir banyo dolabınız var. Fakat bu ürünlerin birçoğu lekelerinin üzerinde henüz etki göstermeye başlamışken bitiyor. Bu ürünse leke açma konusunda resmen ciddi bir fark yaratıyor. Önceleri lekelerin aşırı çalışan melanositlerden (melanin üreten hücrelerden) kaynaklandığı düşünülürken; araştırmalar durumun, genetik, çevresel etmenler ve güneş ışınlarından kaynaklı olabileceğinin altını çiziyor. Ayrıca Bilim adamları bu melanin fabrikalarının kolojen üreten fibroblastlar tarafından etkilendiğini belirtiyor. Serum, fibroblastları etkin tutarak melanin üretiminin ideal oranda kalmasına yardımcı oluyor. Açık, orta, koyu versiyonu bulunan ürün, kişiye yönelik çözüm üretiyor.

ÇOK MESAFE KAT EDEN NEMLENDİRİCİ;
                 Sekiz yıllık araştırmanın ürünü olan LR2412 içeriğini daha önce bir serumda incelemiştik. Fakat içeriğin kullanıldığı ilk süper nemlendirici ile yeni tanışıyoruz. Omega 3`ten elde edilen bir bitki hormonu olan ve jasmonik asit olarak da bilinen bu içerik hücrelerin kendini onarmasını tetikliyor. Peki böyle bir içeriğin günlük bakım rutininizdeki yeri ne? Elbette stres altında epidermisin yenilenme hızının maksimuma çıkarmak. Bu da ince kırışıklıkların, sarkmanın ve cilt tonu sorunlarının önüne geçmesi anlamına geliyor.
CİLT TONUNA BİREBİR UYUM SAĞLAYAN FONDÖTEN;
                 Fondötenler tıpkı sütyen bedeni gibidir; çoğunlukla yanlış tercih yapılır. Fakat Sephora`nın keşfettiği yeni teknoloji cilt tonunuzu, berbat floresan ışıkların altında bile birebir belirliyor. "Spektrokolormetre" olarak adlandırılan bu cihaz Pantone ile işbirliği ile hazırlanmış. Cihazı yüzünüze doğru tuttuğunuzda saniyeler içerisinde Pantone`deki 110 renkten teninizin birebir tonunu bulup kodunu veriyor ve size uygun fondöten rengini belirliyor.

UZUN SOLUKLU MANİKÜR;
                 Jel manikür haftanın 7 gününde soyulmayan ojeler için tek alternatifiniz değil. CND'nin sahalardaki büyük oyuncusu Shellac, evde uygulanabilen ve çıkarılabilen yeni versiyonuyla piyasada. Haftalık oje, 62 rengi ile oje bazı da gerektirmiyor.

GÖZ KAMAŞTIRICI RENKLER;
                 Tazyikli su saç boyasının bulanıklaşmasına neden olur. Çünkü serbest radikal özelliğindeki bakır ve metal partiküller kütiküllere yapışarak boyadaki pigment ve cilanın yapısını bozar. Ünlü firmaların profesyonel saç boyalarında kullandığı gelişmiş mikro ışık teknolojisinin barındırdığı mikro partiküller kütikülleri kaplıyor ve onları metal birikmesinden koruyor. Bu da boyanın saç teline sorunsuzca nüfus etmesi anlamına geliyor. Kısacası gerçek renk, daha az yıpranmayla ve daha canlı bir sonuçla kendini gösteriyor.

DOĞAL TIRNAKLAR;
                 Bu renksiz tırnak cilası daha canlı tırnaklar mottosuyla çıkıyor karşımıza. Renk uyumluluğu teknolojisine yakın bir ideolojiyle üretilen ürün, tırnak etinizin eşsiz rengine uygun şekilde renk değiştiriyor. Bu da tırnakların dip kısmının pembe uclarınınsa daha beyaz görünmesini sağlayarak sağlıklı bir sonuç vaat ediyor.

MASKARA UYGULAMASINI SANATA ÇEVİRİN;
                 Tam maskara dünyasında olaylar daha ne kadar ileri gider diye düşünmeye başladığımız da karşılaştığımız sahne bizi şoke etti. Duvar fırçasını andıran yeni aplikatör fark yaratıyor. Diğer ürünlere göre yüzde 40 daha fazla ürün depolayan fırça maskara sürme işlemini de kolaylaştırıyor.

OTOMATİK DALGALAR;
                 Eğer Youtube`da Tori Locklears`ın (hani şu saç maşasını fazla bekletip de bir tutam saçından olan genç kız) videosunu izledikten sonra ısılı şekillendiriciler ile aranızda mesafe koyduysanız elbette bunun suçlusu siz değilsiniz. Çünkü ürün ısıyı istediğiniz bukle gevşekliğine göre ayarlıyor. Tabi içe, dışa, seçenekleri de cihazın üzerinden ayarlayabiliyorsunuz. Bukleler tercih ettiğiniz şekle ulaştığında bip sesini duyuyorsunuz.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Etkili Mesajlaşmanın Yeni Kuralları

MESAJLAŞMANIZ İLİŞKİ ANLAMINA GELMEZ
             Birlikte zaman geçirip, ayrı kaldığınız anlarda ise mesajlaşıyorsanız bu doğru yolda olduğunuzu gösterir ancak hiç buluşmayıp sadece telefon ve bilgisayar üzerinden mesajlaşıyorsanız birlikte olduğunuzu düşünüp kendinizi kandırmayın. Bunu kabullenmek zor olabilir ama maalesef işin doğrusu bu.

KAFAYI TAKMAYIN
             Dünyanın en seksi erkeği (size göre) şu anda sizinle mesajlaşıyor ve siz “hayal mı görüyorum” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Ama sakın ona mesaj attıktan sonra saatlerce elinizde telefonla size cevap yazmasını beklemeyin. Ya da “keşke mesaj atmasaydım” diye düşünüp pişman olmayın. Başka işlerle meşgul olup kafanızı dağıtmaya bakın.
COOL OLUN
             Size mesaj attığında hemen geri cevap yazmayın ya da sürekli olarak çevrimiçi görünmeyin. Biraz düşünmesine fırsat tanıyın. Neden ona hemen cevap yazmadığınıza kafa yorsun. Hatta başkalarıyla iletişim içinde olduğunuzu düşünmesi de fena olmaz. Biraz gizem her zaman iyidir.

KORKMAYIN
             Son mesajı atan siz olsanız da bir sonraki mesajlaşmayı da siz başlatabilirsiniz.
Tabi abartmadan.

İKONLARDAN KAÇININ
             Mesaj yazarken gülen suratları, kalpleri abartmamaya özen gösterin hatta mümkün olduğunca az kullanın.

AKIŞINA BIRAKIN
             Baktınız bir anda mesajlaşmalar kesildi, bir haftadır ses yok. Sakın hayata küsüp, saçma sapan mesajlar atmayın. Hayat devam ediyor. Büyütmeye gerek yok.

BİRAZ BEKLEYİN
             İlk buluşmadan bir saat sonra mesaj atmayı aklınızdan bile geçirmeyin. İlk adımı ondan bekleyin ama baktınız ses yok o zaman siz mesaj atın.

KİBAR OLUN
             Daha yeni tanıştığınız birine argo, kaba saba mesajlar yazmamaya özen gösterin. Hatta hiç kimseye o şekilde mesaj atmayın. Kibar ve seviyeli olmak her zaman iyidir.

İMLA KURALLARINA DİKKAT
             Artık birçoğumuzun ne yazdığı anlaşılmıyor bile. Kurduğunuz cümleler kadar imla kurallarına da özen gösterin.

EĞLENİN
             Arada sırada eğlenceli fotoğraflarınızı onunla paylaşabilirsiniz. Böylece hem onu güldürür hem de sürekli sizi düşünmesini sağlayabilirsiniz.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Saçlar Nasıl Kepeklenir, NASIL BAŞ EDİLİR!

            Saçlı deri tamamen insanların kişisel yatkınlıklarına bağlı olarak zaman zaman ince ince deri dökülmeleri gösterebilir ki biz buna basit kepeklenme diyoruz. Saçlı deride değişik derecelerde olmak üzere genellikle beyaz, un kepeği gibi, daha seyrek olarak da yağlımsı kepekler görülür, kuru olduğunda koyu renk giysiler üzerinde beyaz beyaz dökülmeleri ciddi bir sosyal ve psikolojik sorun yaratır ve ''Neşe'nin'' dahi neşesini kaçırır. Gerek seboreik dermatitin diğer tiplerinde, gerekse de basit saç kepeklenmesinde kişisel yatkınlık zemini üzerinde olayın ortaya çıkışını kolaylaştıran bir etken vardır.

            Yaklaşık 100 yıl önce saptanan bu etken malassezya adı verilen bir özel mantar türüdür ve doğum sırasında derimize bulaşıp, ölümümüze kadar da bizi bizimle yaşayan bir asalak yoldaşımızdır. Bu nedenle ve kişinin alt yapısını da değiştiremediğimiz için, gerek seboreik dermatitin, gerekse de basit kepeklenmenin kökten çözümü, yok edilmesi olanaklı değildir, sürekli olarak bakım ister, aralıklı artış ve azalmalarla sürer. Kesin etki mekanizması belli değildir, deride tahriş yaparak veya reaksiyona neden olarak olduğu zannedilir. Artışlar özellikle direncin düştüğü hastalık durumlarında ve stres etkisiyle olur.

            Ayrıca kışın artar, yazın azalır. Saçların döküldüğü alanlarda azalır, kazıtılırsa kaybolur. Malassezya grubundaki değişik etkenler arasında eskiden etken olarak M.FurFur bilinirdi fakat son zamanlarda kepeğe neden olduğu gösterilmiştir. Bu etken derideki yağların parçalanmasına neden olarak yapılarını bozup açığa çıkan yağ asitleriyle deride tahriş yaparlar. Bunun sonucunda da hücreler normalinden erken ve yeterince bağlarından ayrılmadan kümeler halinde (kepek) dökülürler.
           Saçlı deride bazen olan şiddetlenerek diğer Seboreik Dermatit tiplerine ilerleyebilir ki, bazen sedef hastalığıyla dahi karışabilir. Belirtiler sıklıkla saçlı deriden alın, kulaklar, kulak arkası ve boyuna yayılır. Bu bölgelerde lezyonlar kırmızımsı sarı veya sarımsı renkli ve konveks sınırlıdır. Koyu tenli kişilerde sıklıkla saç çizgisi sınırını içerir, bazen aşabilir.

Kepek ve seboreik dermatiti oluşturan üç temel yapıt:
a) Kişisel yatkınlık
b) Yağlanma artışı
c) M. Globosa olarak kabul edilmektedir.

           Genelde 50 yaşından sonra azalırlar. Yıkama kepek yoğunluğu azaltan en basit önlemdir. Selenyum sülfit hem malassezya furfur'un üremesini durdurur ve hem de kepeklerin uzaklaşmasını kolaylaştırarak ve süreci normalleştirerek tedaviye destek olur. İlke olarak tedaviye başlandığında ilk 10 gün kadar her gün uygulama yapılarak bir hücum tedavisi saglanmalı, sonra haftada iki uygulanmayla idameye geçilmelidir.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Hayata Dair Hayat Bilgisi...

MEME KANSERİ:
           Birçok kadın, sadece ailesinde varsa meme kanseri riskinin yüksek olabileceğini düşünür ancak gerçek hiç de öyle değil. Günümüzde 85 yaşının altındaki her dokuz kadından birine ne yazık ki meme kanseri teşhisi konuyor. Bu dokuz kişinin beşinde genetik faktörler rol oynuyor ve ailesinde meme kanseri görülen kadınlar daha fazla risk altında kabul ediliyor. Bu yüzden ailede meme kanseri görülen bir kadının ekstra dikkat etmesi gerekiyor. Tabii illa ki genetik faktörler sizi etkileyecek diye bir kural yok; ailenizde meme kanseri teşhisi konmuş iki kişi varsa bu tamamen kötü bir tesadüften de ibaret olabilir. Ailenizde olsun olmasın burada en önemli nokta sık sık memenizde kitle kontrolü yapmak. Duştan sonra ayna karşısına geçerek elinizle bu basit kontrolü yapabilirsiniz. Ayrıca memelerinizin görüntüsünde de bir anormali olup olmadığına da bakmalısınız. Fiziksel değişiklikler de meme kanserinin en belirgin habercisidir. Meme ucunuzun farklı görünmesi, iki memenizin arasındaki boyut farkı, cilt renginizde değişiklik şüphelenmeniz ve doktorunuza başvurmanız için yeterlidir. Hataya düşmemek için kontrollerinizi regl döneminizden sonra yapın çünkü bu dönemde ve öncesinde memede hormonlara bağlı olarak tehlikesiz değişimler olabilir.
İŞİNİZİ KAYBETMEK:
           İşten kovulmak egonuzu yerlebir ederek tüm dengenizi bozabilir. Ancak ofisten ayrılırken ve "eski iş arkadaşlarınızın" gözleri sizin üzerinizde iken başınız dik bir şekilde yürümek zorundasınız. Ne kadar sinirli olduğunuzu, neler hissettiğinizi, durumun adaletsizliğini o dakikada boşverin ve sadece kibarca ortamı terk edin. Kapanan kapı bir süre sonra tekrar açılabilir. Duygularınızı bu nedenle kendinize saklamanız da fayda var. Ayrıca yasal haklarınızı, uygulanabilecek prosedürleri de yine araştırarak öğrenmelisiniz. Kendinizi suçlamayı ve acımasız davranmayı da bırakın. Bir gün başınıza bunun geleceğini kimse size söylememiş olabilir ama hayatın içinde maalesef böyle tatsız sahnelerde var. Yapacağınız en iyi şey özgeçmişinizi güncelleyip yeni iş aramaya koyulmak olacak.
EV SAHİBİ OLMAK:
           Ev seçmek önemli bir iştir; bu yüzden bir ev satın almadan önce önce iyice gezdiğinizden ve pak çok seçenek gördüğünüzden emin olun. Bu konuda vakit harcamayı zaman kaybı olarak değerlendirmeyin. İyice araştırın ve aradığınız özelliklere sahip, içinde mutlu yaşayacağınızı düşündüğünüz ancak aynı zamanda da ayırdığınız bütçeyle örtüşen bir seçim yapın. Genç yaşta ev sahibi olmak kolay değildir; biraz birikiminiz varsa bankadan ev kredisi çekebilirsiniz. Düzenli bir geliriniz olursa ve her yere borçlu değilseniz bankalar size ihtiyacınız olan krediyi verecektir. İçinde oturduğunuz evin kredisini kira öder gibi düşünerek ödeyebilirsiniz. Sonuçta o borç bitecek ve ev sizin olacak. Oturacağınız evin metro, metrobüs, vapur gibi toplu taşıma araçlarına yakın olmasına özen gösterin. Böylece önemli bir toplantınız olduğunda trafiğe takılıp geç kalma riskinizi ortadan kaldırabilirsiniz.
BOTOX:
           Bu kelimeyi duyunca aklımıza sadece kozmetik bazı bilgiler gelir. Biliriz ki Botox genellikle yüzdeki kırışıklıkları açmak ve daha genç bir görünüm kazandırmak için kullanılır. Ancak Botox'a dair bu kadarcık bilgi gerçekten yetersiz. Eğer bu zamana kadar sadece kozmetik alanında kullanıldığını düşünüyorsanız bu sizi biraz sığ biri gibi gösterebilir. Şimdi size Botox'un aslında hangi önemli alanlarda kullanıldığından bahsedeceğiz. Botox, medikal olarak beyin felçli çocukların tedavisinde aşırı terleme problemi olan kişilerde, cinsel ilişki sırasında acı duyan kadınlarda ve mesaneyle ilgili tedavilerde kullanılıyor. Yani sandığımızdan çok daha önemli bir uygulama.
BİRLİKTE YAŞAMA:
           Pek çok çift, birlikte yaşamaya başladıktan sonra sadece ev işleri ve sorumluluklar üzerine tartışmaya başlayacaksınız. O yüzden erkek arkadaşınızla birlikte yaşamaya başlayacaksanız öncesinde onunla uzun uzun konuşmalı ve beklentilerinizi ortaya koymalısınız. ''Nasıl olsa yapar'' düşüncesi oldukça yanıltıcıdır çünkü ne yazık ki erkekler ev düzenine bizim kadar titizlenmiyorlar. Her konuyu enine boyuna konuşun: size olan duyguları, seks, evlilik, iş bölümü, aileye ne açıklama yapılacak, finansal konular... Sonrasında bir sürprizle karşılaşmanızı istemeyiz. Bu birlikte yaşamaya başlamadan önce yapmanız gereken en önemli adım. Örneğin aileniz erkek arkadaşınızla yaşamanıza karşı olabilir. Eğer bunu gizli yapacaksanız öncesinde anlaşmanız gerek; anneniz ziyarete geldiğinde sevgiliniz geçici süreliğine kendine başka bir yer bulacak. Ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki biriyle uyuma fikri herkese cazip gelmeyebilir. İlk bir kaç ay, alışana kadar uyku problemleri yaşayabilirsiniz.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

ELEKTRİK / ELEKTRONİK İŞLERİNİZ !!!

~~~~~~Bilgisayar Tamiri, Bilgisayar Bakım ve Onarım, Bilgisayar Yazılım ve Donanım, Elektrik Tamir ve Kurulum, Her tür Elektronik İşleri, Güvenlik Kamerası Montajı ve Tamiri, Alarm Sistemleri, Otomatik Kapı Sistemleri Tamir ve Onarım, Yangın Alarmı Sistemleri Tamiri YAPILIR... Devamını OKU>>>

Sponsorumuz Olmak İster Misiniz?

Blogumuzun Arşivi

DOST SİTELER

Kahin Martinez ~ Rüya Tabirleri ~ WeblonG ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ ~ Site Ekle ~ Site