Ayrılık Depresyonu Nasıl Atlatılır!

SOSYALLEŞ: Evde oturup depresyon hırkasıyla tavana bakılarak geçirilen uzun saatler sana hiçbir şey kazandıramaz. Sosyalleşmenin zamanı! Sevgilinle birlikteyken ektiğin arkadaşların, kaçırdığın etkinlikler, yapmak isteyip de biriktirdiğin ne varsa şimdi tam sırası. İhmal ettiğin arkadaşlarını aramakla işe başla. Hepsiyle bir plan yap. Evde pijama partisi vermeyi de düşünebilirsin. Eğlendikçe, başkalarıyla konuştukça kendi sorunlarından uzaklaşabilirsin.

FİLM İZLE: En güzel kafa dağıtma metodu! Üstelik çok pratik ve hiç yorucu değil. İster bir arkadaşınla sinemaya git, ister evde izle. Yalnız seçeceğin filmin romantik yada dramatik olmamasına dikkat et. Komedi yada korku filmi tercih edebilirsin. Böylece aklına filmdeki olay akışından başka hiç bir şey gelmez. Hem aşk acını dindirene kadar izleyeceğin filmlerle kişisel gelişimine de destek olmuş olursun.

YENİ BİR DİZİYE BAŞLA: Öyle bir diziye başla ki en az dört sezon olsun ve sürükleyici olsun. Aklına o geldikçe bir bölüm aç. Bir süre sonra dizinin konusu zaten seni kendine kendine çekeceği için eX aşkın aklına bile gelmeyecek. Boş kalan tüm vakitlerinde diziyi izlemeye başlayacaksın. ''Game of Thrones'' ve ''Vampir Günlükleri'' aşk acına iyi gelecek uzun soluklu diziler.
YAZ: Onunla belki son konuşmanda aklına gelenleri söyleyemedin, belki de içinde kalan sonradan aklına gelen şeyler oldu. Bu durumda en iyisi yazmak. Çünki yazmanın insanı rahatlattığı bilimsel bir gerçek. Boş bir kağıt al ve içinden geçen olumlu olumsuz her şeyi sanki onunla konuşuyormuş gibi yaz. Onu utandırmamak adına içinde kalanlar, hatta haksızlığa uğradığını hissettiğin durumları ve hem onunla hem kendinle ilgili dileklerin... İçini döktükten sonra ne kadar rahatladığını göreceksin. Üstelik bu dönem geçip gittikten sonra yazdıklarına bakıp, ''Ne Günlerdi'' diyeceksin.

MEDİTASYON YAP: Evet, neden olmasın? Meditasyona başlamak için iyi bir sebebin var. Kendini rahatlatmak için yoga derslerine katılabilir, hem zihnini hem de bedenini dinlendirebilirsin. Bu tip aktiviteler senin konsantrasyonunun artmasına, daha başarılı olmana, dengeni sağlayabilmene ve kendini kontrol edebilmene de fayda sağlar. Hem bedenini daha iyi tanır, hem de zihnindeki düşünceleri kontrol altına alabilirsin. Böylece üzülmene sebep olan hisleri de kendinden uzaklaştırabilirsin.

KENDİNLE UĞRAŞ: Üşendiğin ne varsa artık ertelemeden yapma zamanı. Hem de bir dakika sonra bile değil şimdi! Detoksa başlayarak daha sağlıklı daha sağlıklı olabilirsin. Sabahları bir bardak limonlu su içmen bile detoks sayılıyor. Hem cildine, hem de bağışıklık sistemine inanılmaz faydası oluyor. Her hafta cildine ve saçlarına maskeler uygulayabilir, arkadaşlarınla kız kıza spa'ya gidip rahatlayabilirsin. Hep aklında olan ama hiç uygulamadığın yağ karışımlarıyla tırnaklarını ve kirpiklerini daha göz alıcı hale getirebilirsin. Kendine her sabah faydalı bir alışkanlık bulmayı deneyebilirsin. Örneğin gözlerini açar açmaz tekrar edeceğin bir motto bulabilirsin. Bir kaç egzersizle güne daha zinde başlayabilirsin. Kısacası biraz kendine vakit ayır, seni iyi hissettirecek faydalı şeylerle kendini şımart..
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Bir PARFÜM'ün DOĞUŞU...

           Parfüm uzmanları dünyanın en duygusal insanlarıdır. Sorsanız, en sevdikleri kokuların onlara annelerini hatırlatanlar olduğunu söyleyeceklerdir. En gurur duydukları ürünleri, muhtemelen geçirdikleri çocukluk anılarına uzanır. Onlar da, o gelip geçici anları, kısacık süren hatıraları saklamayı becerirler. Gümüşi bir öğleden sonrası, ıssız bir sahildeki metalik serinlik, buruşmuş çarşafların ipeksi yumuşaklığı, bir gelin buketinin buğulu romantizmi...

           Abartılı gelse de, bütün bu hayaller ve duygular, kokulara o başdöndürücü etkileri katarlar ve onları nasıl kullandığımızı bile etkilerler. Düşünsenize, parfümümüzü kapalı kapılar ardında, vücudumuzun saklı bölgelerine uygularız, göğsümüze, bilek içlerine, boynumuza, dizlerimize, sanki bir sırrı saklamaya çalışıyormuşuz gibi... Aslında bir açıdan da öyledir çünkü kullandığımız kokular bize gizem katsın isteriz. Ancak koku dünyasındaki son trendler bunu değiştirecek gibi görünüyor.
           Parfümler, şaşırtıcı derecede saf ve yalın olma yolunda. Açık, karmaşıklıktan uzak , imasız, gizemli hiç bir yanı olmayan, büyülü esanslar bunlar. Favori kokularımız bu yıl sadece tekil içerikleri vurguluyor. Duygu, arzu yada egzotik tatil yerlerini değil, yalnızca tek bir içeriği. İsimleri de direkt zaten, adaçayı, gül, karabiber gibi... Etikette gördüğümüz isim şişenin içindeki kokuyu tarif ediyor net bir şekilde. Çok radikal olmasa da, soyut kavramlar, kendimizi gönüllü kaptırdığımız hayaller ve gizemlerle beslenen bir endüstri için devrim niteliği taşıyan bir yaklaşım bu.

- Ünlü bir parfüm yaratıcısı Bergamot gibi çeşitler içeren bu seri hakkında şunları söylüyor; ''Her parfümün yaratım sürecine bir tek esans belirleyerek başladık, ardından, temiz, saf ve yalın bir güzellik elde etmeye çalıştık.''

           Cafcaflı isimler kullanılmamış olması bu kokuların yaratıcılıktan uzak olduğunu göstermiyor, her bir parfüme önyargısız, yani bir anlayışla yaklaşmamız gerekiyor sadece. Ünlü bir parfüm blogu yazarı; ''Bir yap-bozun tek parşasının size verilmesi gibi birşey bu. Bulmacanın tamamını o parçaya bakarak hayalinizde canlandırmak zorundasınız. Tekil esanslar, yorum özgürlüğü tanıyor size, bu da son derece modern bir yaklaşım. İnsanlar her duyguyu kapsayan, onlara tüm deneyimi paketlenmiş halde sunan kokular istemiyorlar artık. Onun yerine bir yada bir kaç esansın birleşiminden oluşan kokularla kendi deneyimlerini yansıtma yada ruh hallerini yükseltme peşindeler'' diyor.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Yapıcı Mısın, Yıkıcı Mı?

            Ortada bir sorun olduğu çok belli, ama kaynağı meçhul... Sen her zaman kendini haklı görebilirsin bayan doğru, ama iğnenin ucunu biraz da kendine batırmayı öğrenmelisin. Haydi daha yapıcı bir tutumla yaklaş, belki de sorunun kaynağı senin önyargılı düşüncelerindir. İşte ön yargılarınızı bırakmanız için bizden size kısa ve öz tavsiyeler...

SEVGİLİM ÇOK RAHAT!
            Seni hiç kıskanmıyor, her söylediğine 'Tamam' diyor. Fakat bunlar seni rahatlatmak yerine daha da sinir ediyor değil mi? 'Buluşmayalım' dediğinde bile hemen 'Tamam' dediği için ona çok kızıyor, her zaman seni haklı bulup huyuna gitmediği için seni sevmediğini düşünüyorsun. Bu yüzden defalarca ayrılmak bile istedin. Fakat doğru düzgün bir nedeninin bile yok! Peki, gemileri hemen yakmak ne kadar doğru? Belki de sen fazla kıskançsın ve onun anlayışlı uysal yapısına karşı sen daha agresif, bir karaktere sahipsin. Örneğin, o sana arkadaşlarıyla vakit geçirmek istediğini söylese, sen onun gibi anlayışla karşılamak yerine, seninle vakit geçirmediği için mızmızlanıp tartışacaksın. Bu aranızdaki sorunun temelinin onun rahat olmasından değil, senin fazla baskıcı ve kıskanç olmandan kaynaklanıyor.
AİLEM BANA ÇOCUKMUŞUM GİBİ DAVRANIYOR!
            Kaç yaşında olursan ol hala ailenin takibindesin. Arkadaşlarınla tek başına plan yapmana izin vermiyorlar. Sinemaya bile yalnız gidemiyorsun. Her an onlar da mutlaka yanında olmak istiyor. Üstelik sanki sen hiç birşey bilmiyormuşsun gibi hep bir tembih modundalar. Telefonun bile hala onların denetiminde.Eğer bu senaryo sana çok tanıdık geldiyse ''yeter artık ben çocuk değilim'' diye sitem edebilirsin. Elbette değilsin. Ama şimdi kendini bir sorgula bakalım. Daha yapıcı olmaya ve biraz da hata payını kendinde aramayı dene. Eğer en basit şeyleri bile annene danışıyor, evde sorumlulukların yokmuşçasına hiçbir şey yapmadan herşeyin önüne gelmesini bekliyorsan ailenin seni hala çocuk gibi görmesi çok normal. Onlara büyüdüğünü göstermen için sorumluluk almalı ve aldığın sorumlulukları yerine getirmelisin. Senin için önemli olan şeyleri kendin halledebildiğini kanıtlamalısın. Örneğin; okuldan eve geldiğinde yemek yemek için anneni beklemek yerine kendin hazırlayabilmelisin. Bir sınavdan önce gidip annene yada babana sızlanmak yerine soğukkanlılığını koruyabilmelisin. Bu şekilde olgun bir birey gibi davrandığın sürece kimse sana küçük muamelesi yapamaz.

SEVGİLİM BANA HİÇ DEĞER VERMİYOR!
            Bunu da nereden çıkardın? Eğer sana yeterince mesaj atmıyorsa, az buluştuğunuzu düşünüyorsan, seninle plan yapmadığından rahatsızsan, herşeyi paylaşmıyorsa, yalnız vakit geçirmekten hoşlanıyorsa, kimi zaman seni hiç aramadığından dolayı üzgünsen bunlar sevgilinin sana hiç değer vermediğini göstermez. Belki biraz melankolik bir açıdan bakıyorsun. Bir de şunu sor kendine; ya bunlar sana karşı bir tepki yada tavır değil de onun yaşam tarzıysa? Yani yalnız vakit geçirmeyi sen hayatında varken de yokken de seviyor, telefonla mesajlaşmaktan hoşlanmıyorsa? Onun tarzı buysa, sana değer vermediği anlamına gelmez.

            Herkesin değer kıyaslaması farklı şekillerde ölçülür. Belki sen hasta olduğunda yanında arkadaşlarından çok o olacak yada bir şeye moralin bozulduğunda sana en çok motivasyonu o verecek... Arkadaşlarının sevgilileriyle yada dizilerdeki yakışıklılarla onu kıyaslamamalısın. Aşk ve Sevgiyi gösterme biçimi herkes için farklıdır. Önyargılı bir şekilde ''Bana Değer Vermiyor'' demek yerine onu daha yakından tanımaya çalış. Daha yapıcı olmayı dene. Böylece birbirinizi klasik yargılara göre değerlendirmemiş olursunuz.

AİLEM BENİ ANLAMIYOR!
            Aslında ergenlik döneminde pek çoğumuz böyle düşünürüz. Aslında haksız sayılmayız. Her nesil birbirinden farklı fırsatlara sahip oluyor ve gittikçe değişiyor. Annenin dönemi ile seninki epey farklı. Hem ihtiyaçlarınız hem de düşünceleriniz apayrı olabilir. Senin çok istediğin bir şeyi onlar gereksiz bulabilir, yaptığın hareketleri söylediğin sözleri ters anlayabilirler. Bu yetişme dönemiyle alakalı olduğu için onların seni yüzde yüz anlaması zor. Peki asıl soru, senin kendini anlatman neden bu kadar zor da ailen seni anlamıyor? 

            Net olman çok önemli. Neyi neden istediğini, neden böyle bir tepki verdiğini, hayallerini onlarla paylaşmalısın. Çünkü hepimiz değişiyoruz. Hem davranış hem karakter olarak. Ailen, şu an seni yeterince tanımıyor olabilir. Kendini yeterince açık ifade etmelisin. Bu noktada seni anlamamaları imkansız. Tabii biraz da herkesin yaşına göre davranmalısın. Anane - anne ve dedene emojilerden oluşan bir mesaj atıp bunu çözmelerini bekleyemezsin. Ayrıca büyüklerinin tecrübelerini de hiç bir zaman yabana atmamalısın. Belki de isteklerin ve yaptıkların sence çok mantıklı olsa da dışarıdan bakıldığında gerçekten çok manasızdır? Ne dersin biraz da böyle bakmayı deneyebilirsin!
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

ELEKTRİK / ELEKTRONİK İŞLERİNİZ !!!

~~~~~~Bilgisayar Tamiri, Bilgisayar Bakım ve Onarım, Bilgisayar Yazılım ve Donanım, Elektrik Tamir ve Kurulum, Her tür Elektronik İşleri, Güvenlik Kamerası Montajı ve Tamiri, Alarm Sistemleri, Otomatik Kapı Sistemleri Tamir ve Onarım, Yangın Alarmı Sistemleri Tamiri YAPILIR... Devamını OKU>>>

Sponsorumuz Olmak İster Misiniz?

Blogumuzun Arşivi

DOST SİTELER

Kahin Martinez ~ Rüya Tabirleri ~ WeblonG ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ ~ Site Ekle ~ Site