Yazılarımıza Yorum Yaparsanız Çok Seviniriz. ツ

Maddesel Yaşamak 'Hayat' Değildir

                   Mutlu olmak insanın hakkıdır. Mutluluğu aramak da bir haktır. Mutlu olma yolları yaratmak ise bu yoldaki çalışmalardır. Ancak ne yaparsak yapalım geçici ve kalıcı mutluluğu ayırt edemez bir toplum haline geldiğimizin farkına varamıyoruz. Yanlış ve hatalı olduğunu bile bile mutlu olabilmek düşüncesiyle gerçekleştirdiğimiz o kadar çok şey var ki...

                   Küçük mutluluklar yaratıp asıl mutluluğa ulaşamadığımız, bölük pörçük mutluluk oyunlarıyla vakit geçirdiğimiz bir dünya yarattık. Belki de bu hazır olan yaratılmışlığın bir parçası olmayı seçiyoruz. Bu da demektir ki kendi irademizi kaybettik ve bizlere dayatılan iradeleri doğru kabul etmeye başladık. O halde, nerede kaldı özgür irade? Kendini bağımlı hale getirmiş olanların farkına varmadan dahil oldukları mutluluk oyununa özgür irade diyoruz.

                   Yeni Yıl'ı kutladık ve kısa süre için mutlu olduk. Kimileri otellerde, kimileri yurt içi ve yurt dışı beldelerde, kimileri partilerde, kimileri evlerinde yaşadılar bu mutluluğu... Ancak sabah uyanan herkes bir değişiklik olmadığının farkına vardı. Belki farkında olanlar da kendilerince bir mutluluk oyunu oynadı.

                   Şubat ayı ise kendi bereketiyle geldi... 14 Şubat 'St. Valentine's Day' diğer bir deyişle Sevgililer Günü. Yine bir veya iki günlüğüne, en azından birkaç saatliğine mutlu olacağız. Bizler, bu dünyada yaşayan insanlar, sahip olduğumuz değerlerin içini boşaltmaya devam ettikçe, nedenini anlayamadığımız bir sistemin girdabına kapıldıkça, kalıcı olanı fark edemedikçe, kulaklarımızı doğru sözlere ve bilgilere kapadıkça, herkesin gittiği hatalı yolda ilerledikçe, 'Akıntıya kürek mi çekilir?' dedikçe, bir rüya aleminde yaşamaya devam ederiz. Uyandığımızda ise büyü bozulur. Dünyanın acıları karşımıza çıkar. Halbuki acı ve mutluluk, hüzün ve sevinç birbirinden ayrı düşünülemez. Birbirini tamamlayan zıt duygulardır bunlar.
HAYAL ve GERÇEK;
                   Gerçek mutluluk nedir? O mu bizi bulur? Biz mi onu buluruz? Felsefik yaklaşımlar ile bu yazıyı sıkıcı hale getirme niyetinde değilim. Ancak, yaşarken ve bazı adımlar atarken, kendimize bir yol bulmaya çalışırken önemli bir noktaya dikkat etmeliyiz. "Püf noktası" dediğimiz şey de zaten gerçek ve hayal arasındaki, yani kalıcı ve geçici olan arasındaki farktır. 

                   Geçici olan o anı yaşamaktır. Ancak, kalıcı olan ise her anı yaşamak demektir. Değerlerin ve kutlamaların içini boşalttıkça, kendi istediğimiz yeni anlamlar ve değerler yükledikçe geçici mutluluklar da zamanla mutsuzluklara dönüşmeye başlar.

SEVGİLİLER GÜNÜ;
                   İmparator II. Claudius'un ordusunda savaşacak asker bulamaması sebebiyle evlilikleri yasakladığı bir dönemde bir rahip olan Valentine'in çiftleri gizlice evlendirdiğini, bu yüzden de 270 yılında imparator tarafından şehit edilmiştir. Kutsal evlilik bağının önemini vurgulayan Kilise, bunun putperest inanışla bağdaştırılmaması gerektiğini vurgulamış ve Valentine'in şehit edildiği 14 Şubat gününü Aziz Valentine günü olarak ilan etmişti. Sevginin kutsallığını ve bu sevginin köklerinin Tanrı'dan geldiğini vurguluyordu kilise.

                   Bugün ise, 14 Şubat günü bir gencin koluna takıp gezdireceği bir 'partner' sahibi olma günü. Buyurun size içi boşaltılmış ve değersizleştirmiş bir kutlama. Gerçek sevginin tamamen anlamsızlaştırıldığı bir yaklaşımdır bu. Ticari kaygıların ön plana çıktığı, piyasaların hareketlenmesi için bereket kabul edilen bir tarih oldu 14 Şubat. O kadar ticari oldu ki, ülkemizde Hristiyan adetidir diye Yeni Yıl kutlamayan ve kutlanmaması gerektiğini savunan insanların bile, bile isteye kutladığı bir gün oluverdi.

                   Sevgiye dair, mutluluğa dair her şeye sahip olmaya çalışmak insanın en doğal hakkı. Ancak gerçek sevgi nedir? Her şeyi maddesel yaşamak demek değildir. İçinde ruhaniyet olmayan bir yaşam anlamını yitirir. Maneviyatın tamamlamadığı, yapılandırmadığı her şey geçicidir ve bizleri güldürmez, sadece tebessüm ettirir. Halbuki bizler mutlu olmak için ve gülmek için varız.

                   Mutluluğumuz daim olsun.
Yazımızı Beğendiyseniz Sosyal Medyada Paylaşın:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

DUYURU!
GönüLLü Yazar Kadromuzu Oluşturuyoruz.
Sende Sitemizde Yazar Olmak İster Misin?
O Halde Hemen Bize Ulaşın :)

SON YAZILAR

DUYURU;

Sponsorlarımız

GÖRÜNÜM

Sitemiz En İyi Chrome iLe Görüntülenir!
© Copyright 2016 Web Long