Yazılarımıza Yorum Yaparsanız Çok Seviniriz. ツ

İdeal Bedenimizi Nasıl Koruyacağız?

                          Hızlı yada yavaş, kendi hızımızda kendi ideal bedenimize bir şekilde geldik. Peki bu bedende nasıl kalacağız? İşte en çok sorular sorulardan birisi de bu. İdeal bedende kalmak çok kolaydır. Vücudumuz ideal bedende ise, zaten hem sindirim sistemi hem endokrin sistem düzenli çalışıyor, biz de ritmil yemeyi öğrenmiş, artık tatlıların ve hamur işi gıdaların esiri olmaktan kurtulmuşuz demektir. Nasıl çocuklar büyüdüklerinde iştahları fazla olmazsa, biz de artık küçülüp ideal bedene geldiğimizden dolayı, eskisi gibi yüksek kalitede enerjiye o kadar ihtiyacımız yoktur.

                          Biz aslında eski ve çok tadilat görmüş bir malikaneyi baştan restore edip orjinal haline getiriyoruz. O malikane ilk yapım aşamasında, orjinal projesine uygun olarak yapıldı. Sonradan biz ona garaj ilave ettik, bahçe ve balkonunu kapattık, oda yaptık, sonra üst kat balkonlarını kapattık, daha sonra dışarıya bir güneşlik ilave ettik. En sonunda bir de baktık ki orjinal bina kocaman olmuş. Tıpkı biz şişmanlarken, bizde olanlar gibi... Her sistem dengesi bozulup vücut genişlediğinde, adeta vücudumuza bir balkon daha eklendi ve biz şişmanladık. Şimdi ise sistemi geriye yükleyip, binada, yani vücudumuzda restorasyon yapıp eski bedenimize kavuştuk. Bu restorasyon sırasında bol malzeme ve enerji ihtiyacımız oldu ama restorasyon tamamlanınca enerji ve malzeme ihtiyacımız da bitti. İşte anlatmak istediğimiz de tam olarak buydu, artık ideal bedene geldiğimiz için bedeni orada tutmaya yarayacak ekstra bir enerjiye ihtiyacımız olmaz. Dolayısıyla orada kalabilmek için yapmamız gereken ek bir şey de yoktur. Tıpkı, binanın restorasyonundan sonra tek yapılması gerekenin günlük temizlik ve aylık bina bakımları olması gibi. :) Bunların dışında para harcayacağımız veya malzeme ihtiyacımız olan bir işlem yoktur.
                          Diyetlerden sonra tekrar şişmanlamamızın nedeni, diyette kaybettiğimiz destek dokularımızı geri almak zorunda olmamızdandır. Diyet yaparak kilo kaybedebiliriz ama bu kaybettiğimiz kilolar daima destek dokulardan olmuştur. Biz de bina restorasyonunda binanın sağlam kısımlarını satarak bina restorasyonu yapmaya kalksaydık, restorasyonu daha bitiremeden o kısımları geri almak için paraya, yani enerjiye ihtiyacımız olacaktı. Halbuki dışarıdan para bularak, yani daha iyi beslenerek vücudumuzun restorasyonunu tamamladık. O nedenle artık bir enerjiye ihtiyacımız yok.

                          Düşünün, sistem geri yüklendi, siz ideal bedende ve ideal kilodasınız, üstelik aç da değilsiniz. Hiç bir yiyeceğin özlemini çekmiyorsunuz. Bu durumda bedeninizi bozacak ne olabilir? Bozacak olan yine siz kendiniz olabilirsiniz. Zaten geçmişte orjinal bedeninizi de bozmuştunuz. Yapmanız gereken tek şey, vücudunuzun verdiği işaretleri iyi anlayıp ona göre davranmaya devam etmektir.

                          Biliyorsunuz ki zayıflamada şevkimizi kıran en önemli unsurların başında güven unsuru geliyor. Hasta, uyguladığu tedaviye güvenmek istiyor. "Uğraşıyorum, sonunda çabalarımın meyvesini almam gerekli" diye düşünüyor. Hasta, önünde örnekler olunca tedaviye daha bir hırsla sarılır, kurallara daha fazla uymaya gayret eder. O nedenle anneler çok zayıf doğsa bile bebeklerini pamuklar içinde damlalıkla besleyerek, yavaş da olsa büyütüp onlarla gurur duymaya çalışır. Çünkü bilirler ki, eninde sonunda her bebek gibi kendi bebekleri de adım adım büyüyecek ve sağlıklı bir çocuk olacak. Bu çabayla her gün, belki de hiç uyumadan o bebeğe bakmaya ve aynı gururu yaşamaya çalışırlar.

                          Ama zayıflamada örnekler o kadar az ki. "Sen Başaramazsın" , "ölümü gör şu tatlıyı senin için yaptım, haydi ye, bir şey olmaz" konuşmaları o kadar çoktur ki, her geçen gün hırsınız azalır. Hele bir de başarınızı kilo ile ölçmeye başlarsanız, vücudunuz tam rayına girecekken yeme sistemini bozar ve "ben bu işi başaramıyorum" dersiniz. Maalesef kiloluların, bebek bakan annelerinkinden daha çok fazla düşmanı vardır. En yakın bildikleriniz bile siz çaba gösterirken azminizi kırmak için ellerinden geleni yaparlar. Hatta komşunuz sadece konuyu açmak için bile "Komşu sen bu aralar kilo mu aldın?" diyebilir. Aslında kilo aldığınızı fark ettiği falan yoktur, sadece o gün çoluk çocuk nasıl veya ne pişirdin bugün demek yerine, kilonuzdan bahsetmek istemiştir. Biraz inceldiğinizi fark edip, "bu kadar yiyerek nasıl incelir" diye gizli gizli kıskanmış bile olabilir. Ama bu sözün sizde yaratacağı yıkılmayı hiç düşünemez. Bu, onun için sadece havadan sudan bir konuşmadır.

                          Tüm bunlardan anlıyoruz ki, obezite, bedenimizi bebeğimiz gibi görerek biraz daha şefkat göstermemiz gereken ve asla başkaları ile paylaşmadan, bedenimizin aklı ile kaliteli beslenerek çözebileceğimiz bir hastalıktır. O yüzden ne yaparsanız yapın bunu asla başkalarına söyleyerek veya anlatarak değil, desteği de cesareti de kendi içinizde yaratın. Siz kilo verdikçe, çevreniz zaten sizdeki değişikliği fark edecektir.
Yazımızı Beğendiyseniz Sosyal Medyada Paylaşın:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

DUYURU!
GönüLLü Yazar Kadromuzu Oluşturuyoruz.
Sende Sitemizde Yazar Olmak İster Misin?
O Halde Hemen Bize Ulaşın :)

SON YAZILAR

DUYURU;

Sponsorlarımız

GÖRÜNÜM

Sitemiz En İyi Chrome iLe Görüntülenir!
© Copyright 2016 Web Long