AB'den Google'a Rekor Ceza

               AB Komisyonu, Google'ın Avrupa'daki iş uygulamalarına karşı hareket etmeye devam ediyor. Brüksel'deki yetkiliye göre, ABD şirketi İnternet aramaları ile reklam işini güvenceye almak için Android sistemini kötüye kullanmakta. Sadece rekabet edilemeyecek koşullarda telefon üreticileri ve hücresel ağ operatörlerinin Google'ın en önemli hizmetlerine erişim sağlayabildikleri belirtilmekte. Şirkete bu sebepten 4.34 milyar Euro ceza verilirken, 90 gün içerisinde bu politikasını durdurma süresi tanındı. Şirket bu koşullara uymadığı taktirde, ana şirketi "Alphabet" günlük yüzde beşlik pazar payından mahrum kalarak, AB vatandaş ve şirketleri tarafından açılacak ileri davalara maruz kalabilir. Google ise bu suçlamaları reddederek, sonuca itiraz edeceklerini açıkladı.

               AB rekabet gözlemcilerinin üç yıldır Google'ın AB pazarında kullandığı stratejileri inceledikleri belirtiliyor. Şüphelerinin teyit edildiği aşikar; Google, genel İnternet aramaları, lisanssız işletim sistemleri, akıllı mobil cihazlar ve Android uygulama mağazaları için pazarlarda hakim bir konuma sahip ve bunu yasadışı şekilde maniple etmekte. Google'ın internet arama hizmetleri pazarındaki hakimiyetini sağlamlaştırmak için kullandığı 'kapsamlı stratejinin üç tür haksız uygulama' içerdiği AB komisyonunca tespit edildi. Bu uygulamalar özellikle rekabet-gözlemcisi tarafından üzerine bastırılarak gösteriliyor.
Paketler: Google, geliştiricilere uygulamalarını sadece paket olarak sunmakta. Eğer Google'ın uygulama mağazasını kullanmak istiyorsanız, cihazınızda silemeyeceğiniz on tane daha Google uygulaması yüklemeniz gerekiyor. Birçok önemli İnternet işlevi varsayılan olarak Google tarafından sözde paketlemeyle cep telefonunuzu işgal etmiş durumda. Kullanıcıların çoğunun bu cihazla gelen uygulamaları kullanmaya devam ettiğini de belirtelim. Tüm bunlar arasından sadece Google Arama ve Chrome tarayıcısının birleşimi AB komisyonu tarafından yasadışı adledilmiş durumda.

Ayrım Yasağı: Google (kendi verilerine göre) Android ekosisteminin bölünmesine karşı çıkmakta. Bir geliştirici Google'ın Uygulama paketini cihazlarından birine önceden yüklemek istiyorsa, Google tarafından onaylanmayan alternatif bir Android sürümüne sahip (örneğin Amazon FireOS) başka bir cihaz piyasaya süremeyebilir. Ayrım yasağıyla Google, Android'in geliştiricilerin isteklerini karşılarken, prensipte değiştirilmemesini de garanti altına alıyor. Bu koşullar Android'in başarısını öne çıkarırken, kullanıcı uygulama geliştirici ve pazarın ihtiyaçlarını göz ardı etmekte.

Play için Öde: Google'ın büyük cep telefonu üreticileri ve ağ operatörlerine, aygıtlarında sadece Google Search'ı sunmaları konusunda ödeme yaptığı belirtiliyor. Bu rekabeti önemli ölçüde atkilediği için AB komisyonununun da radarına takılmış. Bahsi geçen ödemeler yasadışı. Komisyon bu ödemelerin telefon ve mobil ağ öperatörlerinin Android ekosisteminin önemini anlamaları için gerekli olduğu ergümanını da redetmekte.

Tüketiciler için rededilen faydalar;

               Google, arama motoruyla internet trafiğini mümkün olduğunca yönlendirerek, pazardaki konumunu pekiştirme derdinde. AB rekabet komisyonundan Margrethe Vestager'e göre "Bu tür eylemlerle Google'ın rakiplerinin elinden yenilikçi ve rakip olma yetkileri alınıyor". "Mobil internet hizmetlerinde önemli pazarlardaki Avrupa tüketicileri için etkin rekabetin faydaları bile dezavantaj sağlayabilmekte." Google'ın pazar suistimali yüzünden kullanıcıların işletim sistemi, tarayıcı ve arama motoru seçebilme özgürlüğü kısıtlama altına giriyor.

               Google'ın CEO'su Sundar Pichai, blog gönderisinde durumun iyi olmadığını belirtti. Kendisine göre Android kullanıcıların pazardaki seçeneklerini azaltmadığını, aksine arttırdı. "Bugün 1300 cep telefonu markası, her bütçeye hitap eden 24000 değişik Android cihazla kullanıcılara Uygulama Mağazasında milyonu aşkın uygulama sunmakta. Eğer Google ile önceden yüklenen yazılımları beğenmiyorsanız, Uygulama Mağazasından alternatiflerini kolaylıkla arayabilirsiniz. Dahası: AB kararı Android'in hassas dengesi ve ücretsiz lisansını da tehlikeye atabilir. Bu gerçekten de bir tehtid: Biz olmazsak, durum çok daha kötüye ve kullanıcılar için pahalıya mal olabilir."

               İşin aslı ise AB cezalarının (tam olarak 4,342,865,000 Euro) çok gelmiş oluşu. Google internet trafiğini çoktan hakimiyeti altına almış durumda. Şirket neredeyse hiç donanım sunmamasına rağmen akıllı telefon ekosisteminde inanılmaz boyutta bir kontrole sahip. Google neredeyse her yerde rakipsiz. Google Search, Apple cihazlarda bile varsayılan olarak yüklü gelmekte. Google ve Android birbirinden ayrılamaz. AB'de Google teknoloji olarak bir adım önde. Aramaların geleceği sesli hizmetler ve akıllı asistanlarda yatmakta ki bu da Google'ın rakipsiz olduğu diğer pazar. Ve başarılı iş modeli sayesinde tahtından uzun sürede ineceğe benzemiyor.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Yatağınız Yaşam Kalitenizi Belirliyor

               İyi bir yatak hayatta yapacağınız en iyi yatırımdır. Ömrünüzün üçte biri yatakta geçiyor. Uykunuzun kalitesini yattığınız düzey, uyku kaliteniz de yaşam kelitenizi belirliyor. Öncelikle eğer yattığımız yatak vücuda uyum sağlıyor, omurganın doğal eğriliğini koruyorsa, sabah uyandığımızda dinç ve uykumuzu almış hissediyorsak, iyi bir yatağımız var demektir.
               İyi bir gece uykusunun ve zinde bir gün geçirmenin asıl dayanağının yatak olduğu konusunda bilinçlenen insanlar yatak seçmeye, hangi yatak daha sağlıklı, hangisi daha doğru bir tercih olur sorularını araştırarak alışverişe çıkıyorlar. Seçimlerini uzaktan değil mutlaka yatağa uzanarak yapıyorlar. Sağlıklı bir uyku için omurganın doğal pozisyonunun korunması, dokulara daha az basınç uygulanarak kan dolaşımının yavaşlatılmaması gerekir. Bu sayede vücut gece uykusu sırasında dinlenebilir ve yeni güne zinde başlayabilir. Yanlış yatak seçimi ise uyku kalitesini düşürür. Uzun süre uyusanız bile yeterince dinlenmiş olmazsınız.

İyi Bir Yatağın 5 Özelliği...


  1. - Sert mi yoksa yumuşak mı değil, vücut kitle indeksine uygun mu sorusu sorularak seçim yapılmalı. Omurganın doğal eğrisine uygun olacak sertlikte olmalı.
  2. - Baş, omuz, sırt, bel, basen gibi vücudun konveks bölgelerine aşırı basınç uygulanmamalı.
  3. - Vücut ısısına göre tepki verebilmeli, yazın serin, kışın sıcak tutma kabiliyetine sahip olmalı.
  4. - Yaylı da olsa yaysız da olsa, gelişmiş ve dayanıklı sistemler kullanılmalı.
  5. - Yatak ebatları da önemli, boyunuzdan veya partnerinizin boyundan uzun olmalı...
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Android ve ioS Doğru Kullanım için İpuçları

                Günümüzde akıllı telefon kullanıcılarının tamamına yakını Android veya ioS işletim sistemi kullanmakta her iki sistem de kullanıcılarına standart oranda yapılandırma seçeneği sunuyor. Akıllı telefonunuzu daha hızlı, güvenli ve rahat hale getirmenin yollarını gösteriyor.

                Akıllı telefonlar günün çoğunu yanımızda geçiren yol arkadaşları haline dönüştü diyebiliriz. Fakat kullanıcıların çoğu, kendilerini standart kullanımdan uzaklaştıracağı varsayımıyla aygıtlarının potansiyel özelliklerini kullanmaktan kaçınmakta. Fakat bu yola girdiğiniz taktirde gelecekteki birçok yeni özelliği keşfetme olanağına da erişiyorsunuz. Sizlere akıllı telefonunuzu optimize etmek adına Android ve ioS cihazınızda uykuya yatmış birçok yetiyi etkinleştimenin yollarını göstereceğiz. 
Arttırılmış Güvenlik; Çoğu kişisel bilgi ve sırrımızı içerlerinde sakladıkları için akıllı telefonlarda güvenlik konusu oldukça hassas. Sizlere bu bağlamda önemli özellikleri göstereceğiz.

İnce Ayar; Keskin hız, şüphesiz ki yeni bir telefon aldığınızda arayacağınız en önemli kriterlerden biri. Tabi ki iPhone 4'ünüzün vereceğimiz ipuclarıyla iPhone X'e evrileceğini vaad etmiyoruz, fakat işlem şüphesiz ki iPhone'unuzu daha uzun süre sağlıklı tutacaktır.

Rahatlık; Akıllı telefonlar giderek daha çok görevi bünyelerinde barındırıyor. Siz de gününüzün çoğunu küçük ekranlarına bakarak geçirmektesiniz. Bu yüzden aygıtınızın kullanım konforunu arttıracak ipuclarını sizin için derledik.
İOS
Pin Gereksinimi; iPhone'da Touch İD ya da Face İD kullanımı zorunlu. Biometri, PIN korumasından daha güvenli olduğu için bu iyi uygulama. Buna karşın PIN'den tamamen feragat edememektesiniz. Örneğin şifre, aygıtınız her açıldığında sizden tekrar sorulacaktır. Güvenlik açısından en iyisi numara ve harf içeren bi parola kullanmanız olsa da bunu her seferinde yazmak yorucu bir işlem olabilir. Dolayısıyla Ayarlar'da Face ID ve Parola yada Touch ID ve Parola altında o Code seçeneğiyle PIN gereksinimini kullanmanız sizin için en iyi seçenek.

Anında Parola Kilidi; iPhone'unuzu yabancılarla paylaşmaktan sakının. Ekran kilitlendiğinde parola kilidi aktif hale gelecektir. İlgili otomasyonu Ayarlar altında Ekran ve Parlaklık ayarlarından sağlayabilirsiniz. Otomatik Kilit seçeneğini olabilecek en düşük değeri verin.

Kilit Ekranını Kapatın; iPhone'nunuza erişim kilitliyse, hakkınızda bilgi içerdiği için kilit ekranınızı da kapatmanız gerekiyor. Örneğin görüntü mesajları veya anımsatıcı direkt olarak Siri veya kontrol merkezine erişim sağlayabilmekte. Touch ID ve Parola altından kilitteyken erişime izin ver kısmını kontrol edin. En güvenlisi burdaki tüm izinleri kaldırmanız olacak.

Mesajları Gizleyin; Bildirimler menüsü altında önizleme göster seçeneği mesajlar için asla şeklinde ayarlanmalı. Bu yabancıların mesajlarınıza göz atmasına engel olacaktır. Burada yer alan uygulama listesini de kontrol edin. Gerekliyse uygulamaların izinlerini kaldırabilirsiniz.

Veri Korumanın Kontrolü; Ayarlar altında gizlilik seçeneklerini bulabilirsiniz. Buradan hangi uygulamaların kişiler, konum hizmetleri, takvim, resim ve diğer içeriklere erişebileceğini belirleyebilmeniz mümkün.

Mevcut Konum; Ayarlar'da kullanıcı adına tıklayın ve iCloud'da beni bul seçeneğini etkinleştirin.
ANDROİD
Güvenli Uygulama Kaynakları; Uygulamaları sadece Google Play Store veya Amazon Appstore gibi güvenilir mağazalardan edinin. Önemli: Uygulama puan ve yetkilerini kontrol etmeyi unutmayın.

Güvenli Aygıt Kilidi; Aygıtınızda parmak izi yada göz okuyucu varsa, bunu kullanmanızı öneririz. Örneğin yakınlarda Wear OS'a sahip bir akıllı saat bulunmaktaysa, Smart Lock özelliğini de kullanmalısınız. Yapılandırma için Güvenlik ve konum, ekren kilidi'ne gidin. Size sunulan seçeneklerden klasik Pin seçeneğini seçin. Bunu yaptığınızda görünür parola seçeneğinin de kapalı olması gerekmekte.

                Bildirimleri kontrol altına alın, Android öyle akıllı ki ekran kilidini ayarlarken size kilit ekranınızdaki bildirimlerle ne yapmak istediğinizi de sormakta. Bildirim gösterme tabiki en güvenli seçenek.

Şifreleme Etkinleştirimi; Android 6'dan itibaren Google, akıllı telefon üreticilerini şifreleme kullanması yönünde teşfik etmekte. Önceki sürümleri kullanıyorsanız yada Android 6'ya güncellemeyle geçtiyseniz, ayarlar ve güvenlik'den aygıt şifrelemesini etkileştirmeniz gerekmekte.

Bulut Yedeklemesinin Önüne Geçin; Android, eğer yeni bir akıllı telefona geçecekseniz işinize yarayacak bulur yedeklemelerini agresif şekilde sürdürmekte. Eğer böyle bir amacınız yoksa, bu özelliği Sistem ve yedekleme altında etkisizleştirebilirsiniz.

Android Aygıtları Bulun; Eğer Google hesabınızla giriş yaptıysanız Güvenlik ve Konum altında aygıtımı bul ve aygıtları uzaktan konumlandır seçeneklerini etkinleştirin.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Yeni Yılda Teknoloji

               İlk olarak yeni yılın gelişi ile birlikte sizlere en iyi dileklerimi sunarak başlamak istiyorum yazıma. Geride bıraktığımız senenin pek de iyi geçmediği konusunda herhalde herkes hem fikirdir. Ama yine de umudumuzu kaybetmeden devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Umarım 2019 sağlık, mutluluk, huzur ve barış ile birlikte hayalini kurduğunuz tüm teknolojileri size getirir.
               En azından teknoloji konusunda bu yıl dileklerin çoğunun gerçekleşebileceğini söyleyebilirim. Çünkü çoğu teknolojinin gerçek olması, var olanların ise daha ideal konuma gelmesi için beklediğimiz eksik olan unsur bu yıl gerçek olacak. Evet 5G`den bahsediyorum. 2019, 5G yılı olacak ve 5G sunacağı mobil yüksek hızlar ile birçok teknolojinin kilidini açacak. Uzun zamandır akıllı telefonlarla ilgili deneyiminizi daha iyi bir hal getirecek ip uçlarına da yer vereceğiz. Teknoloji severler olarak Çin`den çok fazla alışveriş yaptığınızı da iyi biliyorum. Bu yüzden kandırılmamanız ve sorun yaşamamanız için sizleri daha dikkatli olmaya davet ediyorum. Gelişen teknoloji bilim kurguyu gerçeğe dönüştürmeye yaklaştıkça bizlerin de daha fazla ilgi alanına girmeye başladı. Yani önümüzdeki yazılarımızda bunu daha dikkatli ele alacağız.

               Sizleri ileriki makalelerimizle yapılan testler, incelemeler ve yeniliklerden haberdar edeceğimizi unutmayınız. Son olarak yorum veya e-Posta aracılığı ile bize olumlu veya olumsuz her tür fikirlerinizi ulaştırabileceğinizi hatırlatmak isterim. Yayınlanan içerikler ile ilgili çok değerli yorumlarınızı bekliyorum. Şimdi teknoloji genel kültürünüzü güncel tutacak bir yıl ile sizleri baş başa bırakıyorum. Hepinize tekrar iyi seneler. GÖRÜŞMEK ÜZERE...
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Kraliçe Elizabeth Neden Tahtı Bırakmıyor?

               1952 yılında tahtın başına geçen Kraliçe II. Elizabeth'in, ilerleyen yaşında tahtını, ilk varisi olan oğlu Prens Charles'a bırakıp bırakmayacağı konusunda söylentiler dolaşıyordu. Ancak Kraliçe Elizabeth'in tahtı oğluna devretmesi bazı kesimler tarafından hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan bir ihtimal gibi görünüyor. Neden mi?
  • 1. Bazı kraliyet ailelerinde belirli bir yaş sebebiyle tahtın devredilmesi geleneği olmasına ragmen (Hollanda kraliyet ailesinde olduğu gibi) İngiliz Kraliyet ailesinde böyle bir gelenek yoktur.
  • 2. 21.yaş gününde yaptığı konuşmada Kraliçe Elizabeth, ister uzun ister kısa tüm hayatını ingiliz halkına hizmet etmeye adayacağına dair söz vermişti. Kraliçe Elizabeth bu sözünü 67 yıldır tutuyor ve hayatının sonuna kadar tutmaya devam edecek gibi gözüküyor.
  • 3. Monarşi uzmanlarına göre Kraliçe Elizabeth görevini hayatı boyunca sürdürmeyi ciddi bir sorumluluk ve görev olarak kabul ediliyor. Bu nedenle tahtı bırakmayı ciddi olarak hiç düşünmüyor.
  • 4. Yapılan güncel anketlerin sonucuna göre halka bu konu sorulduğunda, halkın %70'i gibi bir çoğunluk, yaşadığı sürece Kraliçenin tahtta kalmasını uygun görüyor ve istiyor.
  • 5. Ülkede monarşi karşıtlarının olduğunu da unutmamak gerek, öyleki halkın Kraliçeye olan sevgisi, monarşiye olan sevgiye eşdeğer değildir. Halkın monarşi karşıtı bu kesimi Kraliçenin yerinde başka bir kraliyet üyesini görmek istemiyor.
  • 6. Kraliçe Elizabeth tahtı oğlu prens Charles'in tahta geçtiği vakit eşi Camilla'nın "Kraliçe" olarak anılıp anılmayacağı. Geleneksel olarak kralın eşi kraliçe (Queen Consort) olarak bilinse de halk bu duruma pek sıcak bakmıyor. Bu durumun farkında olan Prens Charles halka böyle bir şey olmayacağının garantisini vererek Camilla'nın "Princess Consort" unvanını kullanmaya devam edeceğini söylemiştir.
  • 7. Eşi Prens Philip'in emekliliğinin ardından gözler Kraliçe Elizabeth'e çevrilmişti ancak o aksini kanıtlayarak birçok etkinliğe oğlu ve torunları eşliğinde katıldı. Böylelikle bir bakıma Prens Philip'in emekliliği monarşiye daha genç bir soluk getirmiş oldu.
  • 8. Kraliçe Elizabeth son zamanlarda çocuklarına ve torunlarına verdiği yeni yetki ve görevlerle aslında kontrol etme ve yönetme gücünün olduğunu gösteriyor.
               Yukarıdaki maddelerden de anlaşıldığı üzere aslında ne halk Kraliçe'nin tahtı bırakmasını istiyor ne de aslında onun yerinde bir başkasını görmek. Kraliçe de aynı şekilde halkına vermiş olduğu sözü sonuna kadar tutmak için tüm görev ve sorumluluklarını sağlığı el verdikçe yerine getirmeye devam edecek gibi...
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Diken Ucu Bitkisinin Faydaları

               Diken ucu bitkisinin melevcen, merucan, saparna, diken mancarı, kırçan,mamula, mamuli, özdikeni, zmilanç, çıtırgı, diken özü, gıcırdikeni, sıraca, sitton, yabansaparnası, zırmtlak, zincan, izmilanga, özlemekfilizi, müzlümek, müzdelek, bursula pancan gibi birçok yöresel adı vardır. Çok şifalı bir bitki olup birçok farklı yöntemde yemeği yapıldığı gibi çay olarak da tüketilir. Karadeniz Bölgesi'nde bolca yetişen ve kışın yaprak döken bu bitkinin; filizleri, kökü ve çiçekleri kullanılır. Epey lezzetli olduğundan, ülkemizde yararına bakmaksızın, böreği, turşusu, yemeği, omleti, kavurması yapılır.
               Diken ucu bitkisi en çok Karadeniz Bölgesinde bilinen bir ot türüdür. Ormanlık ve dikenlik bölgelerde yetişir. Buralarda yaşayan halk taarafından, yemek olarak sıkça kullanılır. Adına karşın oldukça nazik bir bitkidir, dikenleri yumuşaktır.

FAYDALARI;
               Bağışıklık sistemini güçlendirir, kanı temizler, terle toksinleri attırır, ödem giderir, cilt hastalıklarına iyi gelir, yaralara ve iğne batmalarına doğrudan sürüldüğünde enfeksiyonları giderir, iyileşmeyi hızlandırır. Mesane ve böbrek taşlarını eritip, kolayca atılmasını sağlar. Frengi hastalığına iyi geldiği eski zamanlardan beri bilinir. Çiçekleri haricen kullanıldığında erkeklerin cinsel organlarındaki şişlikleri ve alerjik sorunları giderir. Romatizma ve böbrek hastalıklarında kullanılır, insanı rahatlatıcı, sıkıntı giderici etkisi gözlemlenmiştir. Tükürüğü arttırır, kabızlık problemi için de faydalıdır.

KULLANILIŞI;
               Ödemler için; filizleri haşlanarak suyu içilir. Bağışıklığı güçlendirmek için, maydonoz ve kerevizle birlikte demlenir. Yaralar için, yaprak ve çiçekleri ezilerek doğrudan sürülür. Peniz ve testis ödemleri için, yalnız çiçekleri ezilerek doğrudan sürülür.
Çay olarak; kurutulmuş sap ve kökleri(q tatlı kaşığı) 1 bardak kaynar suda demlendirilir.

               Basit bir yemek tarifi: Diken ucu iyice temizlenip yıkanır. Soğanlar ve sarımsaklar yağda biraz kavrulur. Bitki eklenip kavurmaya devam edilir. Küp küp doğranan domatesler katılır ve suyunu çekene kadar pişirilir. En son üzerine yumurtalar kırılır ve afiyetle yenir. Arzu edilirse peynir de eklenir. Oldukça lezzetlidir ve yararlıdır.

               Diken ucunun, taze iken özsuyu çıkarılıp bir miktar şekerle kaynattıklan sonra belli bir kıvama getirilir, bu karışım tüm hastalıklara deva olarak bilinmektedir. Tüm bunların dışında yiyeceklerin içerisine karıştırılarak tüketildiği zaman da şifalarından yararlanılabilir.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Hayvanlara Eziyete Hapis Cezası Geliyor

               Hayvan cinayetleri ve işkence vakaları arttıkça hayvan hakları özellikle son yıllarda hayvan severler tarafından savunulan en önemli konular arasında yer almaya başladı. Bu hakların ihlali hayvanların tıbbi ve Kozmetik deneylerde kullanılması, derisi için öldürülmesi eğlence için işkence edilmesi veya avlanması ve hayvancılık sektöründe uygunsuz alanlarda yetiştirilmesi gibi çok farklı şekilde ortaya çıkabiliyor.

               2008 yılından bu yana çalışmalar yürüten HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu)  doğanın korunması ve hayvan hakları konusunda faaliyet gösteren çeşitli derneklerin bir araya gelerek oluşturduğu bir Sivil Toplum Örgütü olarak konuyla ilgili Her geçen yıl önemli adımlar atıyor. Son olarak yurda Kaçak sokulan hayvanların ihale ile satılamayacak olmasa da HAYTAP ile Ticaret Bakanlığı arasında imzalanan bir protokolle belirlendi. Ayrıca bu ay kanunlaşması beklenen hayvan hakları yasa teklifi de konuyla ilgili merakla takip edilen unsurlardan.
CEZA-İ İŞLEMLER....
               Hayvanseverlerin çok yakından takip ettiği bir diğer konu ise hayvanlara kötü muameleye ilişkin yasa çalışmaları. Bu konuda Adalet Bakanlığı, Tarım Orman Bakanlığı ve AK Parti yönetiminden isimlerin üzerinde çalıştığı düzenleme tamamlandı ve Yeni Hayvan Hakları Yasa Teklifi, geçtiğimiz Aralık ayı boyunca süren 2019 bütçe görüşmelerinden sonra gündeme oturdu. Yeni Hayvan Hakları Yasa Teklifinde en çok dikkat çeken konu, hayvana kötü muamele için verilecek hapis cezaları. Sahipli veya sahipsiz ayrımı kaldırılacak, tüm hayvanlara işkence yapan veya öldürülenlere hapis cezası verilmesine ilişkin madde de tartışmalara neden oluyor.

               4 aydan 4 yıla kadar öngörülen hapis cezası, halen yürürlükte olan İnfaz Kanunu açısından tartışma yarattı. Kanunda insanlara karşı işlenen suçlardan bazılarına hapis cezası uygulanmazken “uygun bir oran” belirlenmeye çalışılıyor. Konunun İnfaz Kanunu`nda yapılması düşünülen bütüncül değişiklik kapsamında ele alınması değerlendiriliyor. Ayrıca bütçe problemi, üretim amaçlı kullanılan hayvanlara yönelik kötü muamele ve işkenceye ilişkin cezalar ve son olarak hayvana kötü muamele şikayetlerini değerlendirebilecek kadronun yetersiz olması konuları dikkat çekiyor.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Şimdinin Gücü

               Siz hiç şimdinin dışında bir şey deneyimlediniz mi? Yaptınız mı? Ya da hissettiniz mi? Herhangi bir şeyin şimdi dışında gerçekleşmesi mümkün olabilir mi? Olamaz. İşte tam da bu nedenle “şimdi” sahip olduğumuz en değerli ve en gerçek şeydir. Dikkatiniz şimdiye döndüğü anda bir mevcudiyet, bir huzur hissedersiniz. Kişi anda olduğunda doyum için geleceğe bağlı olmaz ve kurtuluş gelecekte aranmaz. Şu olunca mutlu hissedeceğim, şu gerçekleşince tamamlanacağım, şu gerçekleşince huzuru bulacağım şeklindeki geleceğe dair tüm atıflar şimdiyi bozmaya yöneliktir.
               Mutluluk veya huzur Gelecekte olacak bir şey de değil, ulaşılması gereken bir yerde değildir. Mutluluktan da içinde bulunulan anda gizlidir. Geçmiş ve gelecek üzerinde üzerinde ne kadar çok odaklanırsanız şimdiden yani var olan en değerli şeyden o kadar uzaklaşmış olursunuz. Şimdi sahip olduğumuz en büyük zenginliktir. Eğer zihnen oraya gelmeyi başarabilirsek.

ŞİMDİYE GELMEK...
               İnsanoğlu sık sık geçmişte olanları ve gelecekte olacakları düşünme eğilimindedir. Kişiyi mutsuz eden de tatminsiz klanda endişeli hale getiren de budur.  Oysa zihin şimdiye gelirse hiçbir sorunum olmadığını deneyimleme şansını yakalar. Kendinize 5 dakika, 1 ay, 1 yıl sonra ne olacağını değil, şu anda hangi soruna sahip olduğunuzu sorun. Şu anda yolunda gitmeyen ne var?

               Şimdi her zaman daha baş edilebilirdir. Ancak gelecekle baş edemezsiniz. Gelecekle baş etmek de gerekmez çünkü, gereken güç aranan yanıt, doğru davranış ancak ve ancak İhtiyaç anında ortaya çıkar.

NASIL UYGULANIR?
               Şimdi Yaşamak demek bilincimizin zihninizden kurtulmasıdır. Kulağa tuhaf geliyor değil mi? Biraz açıklığa kavuşturalım. Kişiyi geçmişe ve geleceğe götüren şey kendi Zihni yani düşünceleridir. “Keşke böyle olmasaydı” diyen de “ya.. olursa” diyen de kişinin düşünceleridir. Geçmiş ve gelecekle ilgili düşüncelerinizi farklı bir şekilde ele alın. Zihninizden geçenleri gözlemleyin. Aklınızdan geçenleri doğru olarak kabul etmek yerine onlara dışarıdan bakmak sizi şimdiye getirir. Gelecek hakkında “x, y, z” düşünüyorum, aklımdan geçmişe dair şu geçiyor şeklinde durumu kendinize kelimelerle tanımlayın. Böylece siz düşüncelerinizden ayrışmış olacaksınız. Siz düşüncelerinizden ibaret değilsiniz hayatınızda kurgularınızdan ibaret değil. “Bunlar sadece benim düşüncelerim” cümlesini içselleştirin. Zihninizden geçenlere dışarıdan bakabilirseniz durumu daha kolay değerlendirebilmiş olursunuz. Düşüncelerinize izleyin sizde uyandırdığı güçlü duyguları hissedin ve kendinizi gözlemleyin. Durumu gözlemlemek onu gerçekmiş gibi yaşamınızdan çok daha güçlü ve anda hissettirir. Ve kendinize şunu söylemeyi unutmayın: “Hayatım bu düşüncemden ibaret değil.”

ŞİMDİYE GELME EGZERSİZİ
               Tam olarak içinde bulunduğunuz yerde olun. Beş duyunuzu kullanarak içinde içinde bulunduğunuz an ile temas edin. Etrafınızdaki seslere, renklere, dokulara ve şekillere odaklanın. Koklayın, tadın, duyumsayın. İçinde bulunduğunuz her şeyin, her mevcudiyetin farkında olun. Sesleri de sessizliği de dinleyin. Nefes alıp verişinizi izleyin, içinize giren havayı verdiğiniz nefesi fark edin. Bedeninizdeki yaşam enerjinizi hissedin.

               Siz şimdiki anın gücünü fark eder etmez, tüm mutsuzluk, huzursuzluk, endişe ve mücadele ortadan kalkar. Yaşam coşku ve huzurla akmaya başlar. Şimdiki anın farkındalığıyla hareket ettiğinizde, yaptığınız her şey; en küçük en basit eyle bile bir nitelik, bir değer ve sevgi duygusuyla dolu hale gelir. Bu uygulamayı yapmak tabii ki kolay değildir. Düzenli egzersiz ve emek ister. Kendinizi sık sık şimdiye getirme egzersizini yapmaya teşfik edin. Bunun hazzını bir kez yakaladınız mı bir daha bırakmanız mümkün olmayacaktır.

Şimdide kalmanız dileğiyle...
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Eyüp Sacred Land OF İstanbul

               Mosque, tomb, cemetery, and hill; you should not miss any of them when visiting Eyüp, Pass throungh the main plaza paved with marble and begin your tour with the Eyüp Sultan mosque. İt is named after Ebu Eyyub el-Ensari, known as Eyüp Sultan in Turkey, who was a companion pf the Prophet Muhammad and died during a failed Arab siege of Constantinople in the seventh century. After the conquest of Constantinople in 1453, the ottoman Sultan Fatih Mehmet II discovered the place where Eyüp Sultan was buried adn built a tomb to commemorate him.
               According to the dream revealed to one of the sultan's sheikhs, a mosque was constructed beside the tomb in 1459. With a medresa (educational institute) and hammam added later, the site developed into the first social complex built outside the walls of Constantinople. After Mehmet the Conqueror's reign, the mosque became the place where sultans were girded with swords during their coronations.

               The complex has been renovated several times and was seriously damaged during an earthquake in 1766. In the nineteenth century, Sultan Selim III replaced the old mosque with the present-day one, adorned with Baroque style decorations. While the hammam, which is also a part of the complex, is currently under restoration, you can visit Eyüp Sultan Mosque and the tomb, where some of Muhammad's relics of are displayed. As it is one the most sacred destination for Muslim pilgrims, make sure your outfit is approprite before entering the premises.

UP TO THE HILL;

               The path behind the mosque leads to the cable car station operating from 8am to 10pm. With your İstanbulkart, you can take a ten minute ride to the top of Pierre Loti hill, getting fabulous views over the Golden Horn. Due to its limited capaticy, there is always a long line of people waiting to get on the lift. You will want to avoid the line especially during weekends; take a 15 minute talk throungh the cemetery to reach the destination.

               Stolling along the cemetery paths is quite pleasant during the daytime. As one of İstanbul's oldest and biggest burial grounds, the privileged location possesses a stunning view of the city overlooking the Golden Horn. You'll find people hanging out on the blocks of pathway; it is also a popular photo spot. Take a look at the signs and qoutes written on the stele and walls, you might recognize some names of politicians, writers, scientists, an public figures buried in Eyüp cemetery.

               After the little workout, you'll reach the large cafe area filled with people sipping tea and eating gözleme. İf all tables are taken, go to the cista point. Located at the northwest of the Golden Horn, the view form Pierre Loti hill is surprisingly different from the one of Bosphorus. With the tranquil waterway, lavis greenery, and the peaceful residences, visitors can see a different side of the city.
PIERRE LOTİ AND EYÜP;

               Why is the place know as Pierre Loti hill?
Pierre Loti, the pseudonym of Louis Marie-Julien Viaud, was a French author and navy officer who fell in love with İstanbul after his first visit in 1876. İnstead of settling in Pera district like most Europeans, Loti moved to the holiest neighborhood of the city, which non-Muslims barely visited at the time. "Access to [the tomb] has always been fobidden to precincts are none too safe," Loti wrote in his semi-outobiographical novel Aziyade.

               As a resident of Eyüp, the outhor describes the splendid view from the hill: "away to the east is the Golden Horn, with thousands of gilded caiques dancing on its water; then the whole of Stamboul foreshortened, mosques, domes and minarets, all huddled together in one confused blur." Although the cityscape Loti appreciated is no longer the same as the one we see today, the hill remains a precious, serene spot offering a unique view of İstanbul.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

2019 Filmi Vizyonda...

               İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar. Halbuki, yaşamamak ihtiyarlaştırır. Ne güzel bir tespit. Yıllar geçiyor 2017, 2018, 2019 derken 2030 olacak. hayat kırık bardaktaki su gibi, siz o suyu içseniz de içmeseniz de o bardak boşalacak. O zaman yaşama bakmak en iyisi. Yaşamak, bir rutine sarılmak değil elbette, hayatın tam da ortasında olmak. Ağlamak, gülmek, sevmek, sevildiğini hissetmek, kıskanmak, umut etmek, kaybetmek,  düşmek, kalkmak... Ama herşeyden önemlisi tüm bu duyguları, geçici olduklarını bilerek yaşamak.
               2018'de olduğu gibi, 2019'da da yaşamın gerçeği olan tüm duyguları tadacaksınız. Ever, geçecek hepsi ama tortusu kalacak. İşte o sizin tecrübeniz olacak. Bir sonraki yıllar için biriktireceksiniz. Her yıl olduğu gibi sizde benim gibi "bu yıl benim için şöyle bir yıl olacak" demişsinizdir. İşte bu kendimize verdiğimiz bir değer, bir ödüldür. Kendimiz için seçtiğimiz bir amaç, idealdir.

               Önümüzde elbetteki zorlu yollar olarak, yeri geldiğinde tökezleyeceğiz. Ama yine de kendimizle kalacağız. Yolu yarılayacağız veya yarıladık kalan yıllara nasıl devam edersek öyle gider. Bu zorlu yola aksi taktirde ihtiyarlamadan devam edemeyeceğiz. Yeri gelecek büyük sofralar kuracaksınız, muhabbeti, kahkahası bol olacak. Etrafında oturan insanlar, cümlelerine başlarken açıklama yapmak zorunda kalmayacak. Düşündükleri ne ise sözcükler ağızlardan öylece dağılacak ortalığa.

               Arkadaşlarımız olacak, dostlarımız, ailemiz ve yaşamadıklarımıza attığımız kahkahalarımız. Birde yaşayacaklarımız için sınırsız hayallerimiz, umutlarımız olacak. Ya başaramazsam diye korkularımız olacak, uykusuz gecelerimiz ve kaybedilenler için pişmanlıklar...

Aslında paramız olmadığı için canım istemiyor, bu akşam çıkmayacağım diye söylediğimiz beyaz yalanlarımız olacak. Terfimizi imzalayan patronumuza sahte gülücük bile atıyor olacağız. Trafik deli edecek, yorgun argın eve gelip, isteksizce yemek yapacağız. Belki de hepsi de birbirinden lezzetsiz olacak. Sonra zamanın bize yetmediğinden şikayet edeceğiz. Üzerimize gelen sorumluluklardan sıkıldığımızı söyleyip, melankolinin kucağına atacağız kendimizi. Depresyona giriş düzeyine geldiği anda duygularımız, silkelenip sarılacağız telefona. Cumartesi akşamı dışarı çıkmak, sarhoş olup, dans etmek istiyorum diyeceğiz en yakınımıza. Kısa süreli ama temiz bir soluk olacak bu rutinden sapma.

               Doğum günleri, evlilik yıldönümleri, bayramlar, yaz tatilleri olacak. Alışverişe çıkıp, gardrop yenileyeceğiz. Çok sıkılırsak, saçlarımızın rengini ve modelini değiştireceğiz. Mevsim geçişlerinde hasta olacağız. Bize ihtiyacı olanlara hemen geliyorum diyeceğiz. Düğünlerde çılgınca dans edip, cenazelerde kendimizden geçecek kadar ağlayacağız. Bazılarıyla küsecek, kimileriyle barışacağız. İyi rol kestiğimizi biliyoruz. Eğer yönetmen, 2019'da da yaşam rolüne bizi uygun bulursa, tüm varlığımızla bu oyunu oynayacağız..

İyi Seneler...
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Sağlıklı bir Ruh, Zihin ve Beden için!

               Yaşamda canlı, cansız herşey enerjidir, bir frekanstır. İnsan madde ve ruhtan oluşmuş, bir enerji formudur. Kişi düşünceleriyle ve duyguları ile nasıl titreşim yayarsa, aynı titreşimdeki insanları ve olayları hayatına çeker. Geçmişe odaklanmak, eskilerin tekrarıdır ve geleceği geçmişle tekrar tekrar yaratır. Tekrar eden aile, eş, çocuklar, ilişkiler, iş, arkadaşlıklar, hastalıklar ve olaylar gibi...

               Bazen yaşamda tıkanmışlık hisseder ve ne yapabileceğimizi bilemeyiz. Fiziken beş duyu organımızla göremediğimiz, bedenimizde enerji kanalları vardır. Bu kanalları tıkandığında, enerji sağlıklı akmadığı zaman bizleri tıkar. Tıkanmış borudan nasıl su akmazsa bizde tıkanırız.
               Zihinde yaratılan her düşünce ruhsallığımızı etkilemekte kendimizi tanımadığımız için depresyon, mutsuzluk, hayattan keyif alamama başlar. Zihinsel ve ruhsal çözemediğimiz sorunlar, fiziken bedenimize hastalık olarak yansır. Bedendeki her organımız bizi ilerlemekten alıkoyan inanç, kalıplarını, düşünce ve duyguları temsil eder.

               Bireylerin değişimi kabul edip, zihinsel, bedensel ve arınma tekniklerini kullanarak özüne ulaşabilir. Kendi sorularının cevabının dışarıda değil, içinde olduğunu fark ederler. Sonuç olarak, farkındalıkları artmış daha sağlıklı, mutlu, huzurlu, başarılı ve sevgi dolu yaşama evet derler.

Unutmayın! Çaresizseniz, Çare Sizsiniz...
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

ELEKTRİK / ELEKTRONİK İŞLERİNİZ !!!

~~~~~~Bilgisayar Tamiri, Bilgisayar Bakım ve Onarım, Bilgisayar Yazılım ve Donanım, Elektrik Tamir ve Kurulum, Her tür Elektronik İşleri, Güvenlik Kamerası Montajı ve Tamiri, Alarm Sistemleri, Otomatik Kapı Sistemleri Tamir ve Onarım, Yangın Alarmı Sistemleri Tamiri YAPILIR... Devamını OKU>>>

Sponsorumuz Olmak İster Misiniz?

Blogumuzun Arşivi

DOST SİTELER

Kahin Martinez ~ Rüya Tabirleri ~ WeblonG ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ ~ Site Ekle ~ Site