İoS ve Android'in Performans Derecesi

                    Eğer iPhone şarjınız tahmin ettiğinizden daha hızlı tükenmekteyse Pil ayarlarınızı kontrol etmenizi öneririz. Sistem burada hangi uygulamanın ne kadar güç tükettiğini listelemekte. Pil durumunu kontrol ediyorsanız, pil durumunu da göz atın, eğer kötüyse, telefon performansınız da bundan etkilenecektir. Bu gibi bir durumda sadece pil değişiminin yararı dokunacaktır. Ayarlar'da Hücresel altında uygulamalar listesiyle birlikte Hücresel Veri seçeneğini bulacaksınız. Bununla hangi uygulamaların mobil veri kullanabileceğini belirleyebilirsiniz.

                    İoS'da, uygulamalar arkaplanda otomatik olarak güncellenmekte. Eğer sıklıkla uygulama değiştiriyorsanız, bu zaman kazandıran bir uygulama. Tabi size performansa da mal oluyor. Ayarlar'da Genel altında Arkaplanda uygulama yenile'den hangi uygulamaların güncelleneceğini belirleyebilirsiniz.

                    Çalışan uygulamalar görünümünde üst kısmına kaydırarak uygulamaları kolaylıkla kapatabilmektesiniz. Fakat bilmediğiniz birşey daha var. O da birçok uygulamayı birkaç parmağınızı kullanarak aynı anda kapatabiliyor oluşunuz. Safari'de bir çok sekme birikebilir. Bunları tab ikonuna uzun basılı tutarak açılan menüden silebilirsiniz.

                    WLAN yavaşladığında, WLAN Desteği size geçici önlem sunuyor. Bu özelliği Ayarlar ve Hücresel altındaki uygulama listesinden etkinleştirebilirsiniz. Zayıf bir WLAN bağlantısına sahipseniz, iPhone'nunuz otomatik olarak daha hızlı LTE ağına geçecektir. Bu da mobil verinizden tüketim yapacağınız anlamına gelmekte. Apple sistemlerde üçüncü parti uygulamalarının yanında Watch, Music veya iTunes Store gibi sistem uygulamalarını da silebilirsiniz. Safari veya the App Store gibi önceden yüklü uygulamalarda bu mümkün değil.

                    Windows kullanıcıları, Görev Yöneticisinde evlerindeymiş gibi hissetmeli. Ayarlar'da Uygulamalar ve bildirimler altında Android yüklü tüm uygulamaları listeler. Bunların üzerlerine tıklayıp, Durmaya Zorla seçeneğini seçerek çalışmalarını durdurabilirsiniz. Alternatif olarak çoklu iş karesine basıp, kullanmadığınız uygulamaları sol, sağ yada yukarı kaydırmanız da aynı işi görmekte. Kısa süreliğine uçuş moduna geçmek çoğu WLAN ve Bluetooth problemlerinizi çözebilir. Bunun sebebi kablosuz bağlantılarınızın birbirinden ayrı ve işlem ardından hemen yediden başlatılması.

                    Eğer cömert bir internet tarifesine abone değilseniz, ay sonuna doğru sorun yaşayabilirsiniz. Bunu engellemek için önceden veri tasarruf moduna geçmeyi unutmayın. Seçeneğe hızlı ayarlardan (bir sonraki ipucuna göz atın) Veri Tasarrufu bağlantısından erişebilirsiniz. Ekranın üstünden altına parmağınızı iki kere kaydırmanız hızlı seçenekleri açacaktır. Burada bulunan kalem simgesini kullanarak hızlı ayarlarınızı düzenleyebilirsiniz.

                    Android'in şarjınız bitmeye yakın etkinleştirdiği bir güç tasarruf modu bulunmakta. Bunu dilerseniz Ayarlar, Pil altından kendiniz de etkinleştirebilirsiniz. Android ayarlarına ne kadar derin girerseniz girin, daima üst Hamburger menüsünü (üç çizgi) ekranınızda görünür olacaktır. Dilerseniz zengin menüsüne kolayca erişebilirsiniz.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

İoS ve Android'de Rahatlık Mümkün Mü?

                    Denetim merkezi, önemli ayarlara erişim sağlamakta. Bunu aşağıdan yukarı yada sağ üstten aşağı kaydırma hareketiyle (iPhone X) açabilirsiniz. Ayarlar | Denetim Merkezi'nden nelerin arasında hızlı geçiş sağlayabileceğini belirleyebilirsiniz. Araba kullanırken iPhon'unuzu kullanmamalısınız. Burada Do Not Disturb seçeneği size yardımcı olmakta. Do Not Disturb While Driving özelliğini yapılandırarak dikkatinizi dağıtan bildirimlerden de kurtulabilirsiniz.

                    Kameranızı photo modda QR koduna yöneltin. İoS, kodu tanımlayarak ilgili sayfayı Safari'de karşınıza açmakta. Çoğu özellik uygulamalarla geliştirilebilirken, bazıları zaten tüm iPhone kullanıcılarına sunulmakta. Örneğin, Notes uygulaması ile belgelerinizi tarayabilirsiniz, sadece üzerlerindeki artı simgesine tıklamanız yeterli. İmlecinizi kelimenin ortasına getirmek hüner gerektirmekte. iPhone ise bu konuda büyüteciyle yardımcı olsa da, klavyeye basılı tutarak daha hızlı sonuç alabilirsiniz. Sadece basıllı tutun ve imleci istediğiniz yere kaydırın.
                    Eğer uygulamaları puanlama havanızda değilseniz, size bu yönde gelen istekleri Ayarlar ve iTunes ve App Store'dan etkisizleştirebilirsiniz. Sadece Uygulama içi beğeni ve yorum'u kapalı olarak belirlemeniz yeterli. Mesajlar uygulamasıyla konumunuzu hızlı bir şekilde paylaşabilirsiniz. Bunun için I am At yazın ve bir boşluk bırakın. Ardından açılan Şu anki konum seçeneğini seçin. Sizi sessize alınabilir. Ayarlar'dan Genel altında Erişilebilirlik noktasına geçin ve Siri altında Siri'ye yaz seçeneğini seçin. Yazım yanlışı yapmanız durumunda aygıtınızı sallayarak yaptığınızı geri alabilirsiniz.

                    Android'de, örneğin ev ekranında küçük bilgiler gösterebilecek, mini programlar bulunmakta. Bu gereçleri seçmek için ev ekranınızda boş bir alana basın ve yerleştirmek istediğiniz elementi seçin. Her Android akıllı telefon sağlayıcısı, sisteminde kendi başlatım aracına sahip, yani her Android kendine özgü diyebiliriz. Nova Launcher ve Microsoft Launcher size önerdiklerimiz.

                    İki uygulama yanyana Android 7 ve üstü modellerde bunu uygulayabilirsiniz. İlk olarak her iki uygulamanın da açık olması gerekmekte. Çoklu görev karesine basılı tutmanızla o anda açık uygulama kendiliğinden ekranın üst kısmına yerleştirilecektir. Gösterilecek ikinci uygulamayı alt kısımda yer alan açık uygulamalardan seçebilirsiniz. Böylece aynı anda iki uygulama görüntüleyebilmeniz mümkün.

                    Akıllı telefonunuzu, arkadaşınıza mı veriyorsunuz? Arkadaşınız tüm açık uygulama ve ayarlara erişebileceği için bunu yapmanızı önermiyoruz. Yine de ısrar ediyorsanız hızlı ayarlardan telefonunuzu kısıtlı misafir moduna alabilirsiniz. Android'de uygulama mesajları uygulamaya her bir uygulama için belirlenebilmekte. İlk olarak ilgili uygulamanın ayarlarını açın ve istediğiniz bildirim türünü seçin.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

AKDENİZ ve İİFYM DİYETİ...

                 Aslında diğerleri kadar çok popüler sayılmaz ama olsa iyi olur var çünkü aynı zamanda kalbe de çok iyi geliyor. Akdeniz diyeti içerdiği yüksek miktarda sağlıklı yağlar sayesinde iltihaplanmaları yüksek oranda düşürüyor ki bu da antrenman sonrası toparlanma sürecinde işe yarıyor. 2013 tarihli bir araştırmaya göre, bu diyet menopoz öncesi kadınlardaki düşük vücut kütle indeksini destekliyor. Bu diyetin en önemli ögesi sağlıklı yağlar, yani sofrada tereyağı yerine bol bol zeytinyağı oluyor.
                 Zeytinyağı sağlıklı yağlar sınıfına girer. İhtiva ettiği yüksek miktarlardaki tekli doymamış yağlar ve Omega-3 yağ asitleri kolesterolü ve trigliserit seviyelerini düşürerek özellikle de zorlu antrenmanlar sonrası meydana gelen iltihaplanmaları ciddi oranda azaltabilir. Omega-3'lerin toparlanma süresini kısaltma süreci iltihaplanma karşıtı moleküllerin üretilmesi ve iltihaplanmaya yol açan proteinlerin azalmasıyla başlar. 

                 Ayrıca Omega-3'ler laktik asidin suya ve karbondioksite dönüştürülmesine yardımcı olarak kas yorgunluğunu dindirip toparlanmayı hızlandırıyor. Akdeniz diyetinde haftada iki kez balık yenip kırmızı et tüketimi ayda sadece bir iki defa yapılıyor. Bu diyet ayrıca sebze, meyve, tam tahıl ve baklagiller gibi bitkisel besinlere odaklanıp kuruyemiş, fasulye ve çekirdek gibi diğer protein kaynaklarını öne çıkarıyor. Cevizde diğer kuruyemişlere nispeten iki kat daha fazla Omega-3 vardır. Ayrıca bu yiyeceklerde bol miktarda lif vardır. Ama antrenmana yakın zamanlarda lif oranı yüksek gıdalardan çok tüketmemenizde fayda var çünkü şişkinlik ve gaz yapabilir.
_____________________________________________________________________________________
                    İİFYM yani "makrolarına uyuyorsa" diyeti (esnek diyet de denir) bu aralar çok tutuluyor. Özellikle egzersize fazla önem veren kişilerce tercih ediliyor çünkü sadece üç metriğe odaklanıyor... Karbo, protein ve yağ. Ancak dondurma, kek gibi işlenmiş gıdalara izin verdiği için sağlık niteliğinden kuşku duyan da çok. Bu durumda bir kaloriler hangi kaynaktan geliyorsa gelsin eşit sayılmalı mı tartışmasına neden oluyor. 2011 tarihli bir araştırmaya göre esnek diyetin kısıtlayıcı diyetlere nispeten daha iyi sonuç verdiği, vücut kitle endeksini daha çok düşürdüğü ve daha az aşerme yaşandığı ortaya çıkmış.
                    İİFYM diyette çeşitliliğe önem veriyor vermesine ancak siz yine de sağlıklı yiyecekleri tercih edin. Bu diyete başlamadan önce bilmeniz gerekenler şöyle: 1-fitness hedefiniz (yağ vermek, incelmek, kaslanmak vs.) 2-günlük toplam enerji harcamanız yada bir günde yaktığınız kalori miktarı ve 3-bazal metabolizma oranınız (BMR) yani dinlenirken yaktığınız kalori miktarı...

                    Eğer az aktif biriyseniz BMR'ınızı 1,3 ile çarpın, orta seviye aktifseniz 1,5 ile ve çok aktifseniz de 1.7 ile çarpın. Bu hesaplamayı yaptıktan sonra elde ettiğiniz kilokalori miktarı günlük toplam enerji harcamanız demektir. Son olarak, ideal makro splitinizi bulun. Bu diyette en çok uygulanan makro spliti 40/40/20'dir, yağ %20 oluyor. Ancak bu splite uymakta zorlanacaksanız uzman bir diyetisyene danışarak kendinize uygun yüzdelikleri uygulayın. Makrolarınızı takip etmek için mobil uygulamalar da kullanabilirsiniz.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

PALEO DİYETİ NEDİR?

                   Paleo diyetin ana fikri mağaralarda yaşayan atalarımız gibi beslenmektir. Yani bol miktarda sağlıklı yağ ve sebze yiyip karbonhidratı kesiyorsunuz. Yediğiniz et de doğal büyüyen hayvanlardan geliyor. Özellikle atletler arasında popüler olan bu diyet sadece hayvansal proteinden oluştuğu için yağsız kat kütlesinin gelişmesini ve korunmasını sağlıyor. Bu diyette kişilere günde vücut ağırlıklarının her bir kilosu karşılığında 2 veya 2,5 gram protein almaları öneriliyor. Protein alımını gün geneline yaymak kas gelişiminde artılar sağlıyor.
                   2014 tarihli bir araştırmada her öğünde makul miktarda protein tüketmenin 24 saat içerisinde çok daha etkili bir kas sentezi sağladığı bulundu. Kas dostu olan bu diyet bazı bitkisel yiyecekleri (baklagiller, tahıllar, fasulyeler ve mercimekler) yasaklıyor. O yüzden sindirici enzimlere direnç gösteren karbonhidratlara, hücrelere ve dokulara bağlı olan proteinler, yani besin lektinleri yüksek oranda azalmış oluyor. Bu lektinler karnın iç kısmına bitişerek hazmedilmeyen diğer proteinlerin içeri girmesine neden oluyor ve hem enerjiyi azaltıyor hem de kilo aldırıyor. Bir araştırmaya göre besin lektini, leptin direnci yüzünden kilo alımını da etkiliyor. Leptin beyne tok olduğunuz sinyalini gönderen bir hormondur.

                   Normalde mağara adamlarının beslenmesinde bulunmayan işlenmiş gıdaları elemek elbette kilo vermeye yardımcı olur. Uzman diyetisyenler işlenmiş gıdalar yerine doğal gıdalarla beslenmek göbek yağı ve kan basıncının azalmasıyla ilintili olup kalp rahatsızlıkları, tip 2 diyabet ve kolon kanseri gibi hastalıkların riskini de düşürebiliyor. Gerçek Paleocular süt ürünleri tüketmez ancak faydalarından mahrum kalmak istemeyen bazı kişiler süt ürünlerini tamamen kesmez.

                   Bu faydalar arasında kemik sağlığını destekleyen kalsiyumdan bağırsak ve genel sağlığı koruyan kefir ve yoğurt gibi besinlerden alınan probiyotikleri sayabiliriz. Bazıları süt ürünlerini Paleodan tamamen elerler ama ben yine de bu ürünlerin faydalarından mahrum kalınmaması için günde iki porsiyon az yağlı süt ürünü tüketilmesinden yanayım. Oldukça yoğun bir yaşantısı olanlara diğer bir artısı ise bu diyetin uygulanmasının çok kolay olmasıdır, özellikle de evde yemek pişirmiyorsanız. Balık buğulama ve haşlama sebze gibi yağsız protein ve sebzelere yönelin. Günü de bir kase sebzeyle tamamlayın.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

GLUTENSİZ DİYET NASIL YAPILIR?

                     Bu diyette tahıllara savaş açılıyor. Glütensiz diyette buğday, çavdar, arpa, hatta bazen de yulaf gibi besinleri bir kenara itip karabuğday, pirinç kinoa ve darıya yöneliyorsunuz. Peki, bu yaygaranın nedeni ne? Glütenli ürünlerde bulunan bir protein sindirim sisteminizi ve diğer hayati organlarınızı kötü etkiliyor, hatta bazı hormonlara zarar verebiliyor. Ünlü bir klinik diyetisyen ve yazar, tahıl hassasiyeti ciddi iltihaplanmalara yol açarak hem yağlanmayı hemde kas erimesini hızlandıran hormon dengesizliklerine neden olabiliyor diyor.
                     Tahıl iltihaplanması yediklerinizdeki besinleri parçalama, hazmetme, soğurma ve özümseme kapasitenizi düşürebiliyor. Glüten içeren yiyecekler tüketmenin aynı kalorilerde alınsalar dahi glütensiz yiyecekler tüketildiğinden çok daha fazla yağlanmaya yol açtığı bulundu. İltihaplanma ve yağ depolanmasını düzenleyen kortizol ve insülin gibi hormonları da etkileyerek enerji üretimi, yağ yakımı ve kas gelişimi kapasitesini düşürebiliyor. Peki, tahılların çoğu, ekmek, makarna ve işlenmiş gıdalardan başka sınırlarımız neler?

                     İşin aslı sandığınızdan çok daha fazla gıda alerjik tepkimeye neden olarak iltihaplanmaya yol açabiliyor. Süt ürünlerinde bile glüten çapraz reaktörleri mevcut. Bunlardan başka kazein, kahve ve yulafa da (çoğunca buğdayla birlikte aşılanır) dikkat edin! Yiyecekleriniz şöyle: taze sebze, organik et, denizden tutulmuş somon gibi balıklar, yemiş ve kuruyemişler. Bunlardan başka filizlenmiş yiyecekleri de (firik yulaf, kavuzlu buğday, mısır ve hindistancevizi unu gibi) yiyebilirsiniz. Çünkü bu yiyecekler besinleri bağlayıp emilmelerini engelleyen pitik asidi parçalayabiliyorlar.

                     Yabani pirinç, karabuğday, esmer pirinç, glütensiz yulaf ve mısır, çimlenmiş/filizlenmiş esmer pirinç, tatlı patates, kış ve tel kabağı ve kinoa da yiyebilirsiniz. Glütensiz beslenmek istiyorsanız bu diyeti bir ay uygulayın. Bir fark görürseniz diyetin doğru dengesini yakalamak için çapraz reaktör içeren besinleri azaltmaya bakın.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Ketojenik Diyet Nedir?

                    Ketojenik diyetin espirisi şudur: beslenmenizdeki karbonhidrat alımını günde 100 gramın altında tut, yüksek seviye sağlıklı yağ tüket ve orta miktarda protein ye. Yani makro besinlerinizin tamamı %75 yağ, %20 protein ve %5 karbonhidrattan oluştuğunda vücut enerji kaynağı olarak serbest yağ asitlerini kullanmaya uyarlanıyor. Bu da üstün seviye yağ yakımına yol açıp vücudu ketoza sokuyor ve vücudun karbonhidrat yada protein yerine yağı kullandığı keton adındaki maddenin üretilmesini sağlıyor.

                    Bu diyetin savunucuları yağın daha hızlı yandığını ama aynı zamanda kasların muhafaza edildiğini, açlığın da bastırıldığını söylüyorlar. Klasik ketojenik diyet düşük karbonhidrat, orta miktar protein ve yüksek yağ miktarını karşılamak için tarifi belli yemekler yenerek yapılıyor. Nispeten yeni olan orta zincirli trigliserit (OZT) ketojenik daha esnek olup enerji seviyelerini korumak için daha çok OZT (gerçi uzun zincirli trigliseritlere de ihtiyacınız oluyor) hesabı üzerinden ilerliyor. Hindistancevizi ketojenik diyeti de hindistancevizi gibi kaynaklardaki OZT yağ asitlerine odaklanıyor... Bu diyeti destekleyenler OZT'lerin tereyağı ve kanola yağı gibi UZT'lerden daha iyi olduğunu iddia ediyorlar. Buna göre OZT'ler her bir enerji birimi başına UZT'lerden daha çok keton üreterek yağ yakımını çok daha kısa bir süre içerisinde maksimize ediyor. Eğer bu diyeti uyguluyorsanız marketlerde "OZT yağı" diye satılan ürünler yerine hindistancevizi yağlarını tercih edin.
                    Maketlerdeki OZT yağı, vücutta daha çok UZT gibi etki eden ve defne asidi denen izole bir OZT'dir. Ketojenik diyette karbonhidrat almanızın üç yolu var. Beş gün düşük karbonhidrat yediğiniz döngülü yaklaşım bunlardan biridir. Yani antrenmandan önce 25-50 gram şeker tükettikten sonra günün geri kalanında karbo oranını sınırlıyorsunuz. Klinik diyetisyenler asıl zor olanın keto durumda kalabilmek için doğru makro besin dengesini tutturmak olduğunu söylüyor. Çok fazla protein alırsanız vücudunuz ketozdan çıkar, çok az alırsanız kas kütleniz erir.

                    Çok fazla yağ tüketirseniz kilo alırsınız, çok az tüketirseniz enerjiniz kalmaz. %70 yağ, %20 protein ve %10 karbonhidrattan oluşan hindistancevizi ketojenik makro planı yapmanız gerekmektedir. Bu şekilde sadece bir ayda sonuç alabilirsiniz ancak yine de bu diyeti çok uzatmamanız konusunda uyarıyoruz. Sporcu beslenmesi ve egzersiz metabolizması dergisinde çıkan bir araştırmada, ketojenik diyetin yağsız kütlede yada iskelet kaslarında azalmaya yol açabildiği bulunmuştu. Yani 30 günden sonra ara vermenizde fayda var. Bu diyetin en büyük artılarından biri de düşük karbonhidratlı diğer planların aksine sizi miskin yapmıyor. OZT'leri şekerden daha temiz bir yakıt olarak düşünün. Yapılan bir araştırmada, üç hafta keto diyeti yapanların sprintleri daha hızlı tamamladıkları ve kilo verdikten sonra daha az bitkin hissettikleri görülmüş.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Sağlıklı Bir Vücut İçin Yeme-İçme Kuralları

                  Söz konusu yağ kütlesinden kurtulup hedeflenen kompozisyon için kas geliştirmek olduğunda yapılması gereken en önemli üç şey oldukça net. Birincisi doğru egzersiz rutinini bulmak, ikincisi ideal stres yönetimini yapabilmek ve üçüncüsü de doğru şekilde beslenmektir. Aralarında en zorlayıcı olanı doğru beslenmek olarak görülür ama sanılanın aksine temellerini iyi oturtmak oldukça kolaydır. Akılcı bir egzersiz rutini biyomekaniğinizden yapısal dengenize kadar pek çok detayı göz önünde bulundurmalı.

                  Egzersiz rutininiz aynı zamanda olumlu adaptasyon sağlamak, yani ilerleme kaydedebilmek için zekice planlanmalı, öte yandan stres yönetimi için uyku düzeni, zihin sağlığı yönetimi ve hatta sindirim sistemi sorunları gibi pek çok detaya dikkat etmeliyken çoğumuz için ideal beslenme düzenini oluşturmak aralarında gerçekten en asitidir.
YAĞLARDAN KOLAYCA KURTULUN;
                  Eğer makinelerin ürettiği yerine doğadan gelen gıdalarla beslenirsek, yani avlanan, toprak altında yetiştirilen veya ağaçlardan toplanan besinler ile karnımızı doyurup yaltığımızdan daha az kalori alırsak, çoğumuz zaten istediğimiz kadar düşük yağ oranına kavuşabiliriz. Bunu bir de doğru miktarda direnç antrenmanı ile birleştirince, şaşırtacak kadar kısa sürede inanılmaz iyi sonuçlar almak mümkün. Verdiğimiz tavsiyeleri uyguladığınızda siz de hızla yağ yakabilirsiniz.

YAĞ YAKAN BESİN YOKTUR!
                  Yağ yakmaya birebir besinler diye bir şey yoktur. Bazı besinlerin standart porsiyonu oldukça düşük kalorili olabilir, bu doğrudur. Ancak negatif kalorili besinler yalnızca birer mitten ibarettir. Bunun doğru olması için TEF kısaltmasıyla bilinen besin termik etkisinin %100'den fazla olması, yani sindirmek için tüketilen gıdanın esas kalori içeriğinden daha fazlasına ihtiyaç duyulması gerekirdi. Protein, %20-30 termik etkisiyle tüm besinler arasında en yüksek değere sahiptir ancak yine de geriye kalan ortalama %70 kalori değeri vücudunuzda ya kullanılır yada depolanır. Tüm besinler kalori dengesine az yada çok eklemede bulunur, hiç biri eksiltmez. Sağlıklı olduğu söylense bile herhangi bir besini fazla tüketmek nihayetinde kilo artışına sebep olur.

KİLO ALDIRAN BESİN DE YOKTUR!
                  Yiyeceklerle aranızda sağlıklı bir düzen kurmak için özünde hiçbir yiyeceğin tamamen kötü olmadığını anlamak gerekir. Kilo vermek istendiğinde bir kalori bir kaloridir, ve negatif kalori dengesindeyseniz teknik olarak istediğiniz her şeyi yiyerek de kilo verebilirsiniz. Ancak esas hedefiniz yağ kaybı ve kas kütlesini artırmak ise o zaman dilediğiniz her şeyi yememeniz gerektiğini kabul etmelisiniz.

NE YİYECEĞİNİZİ AKILLICA SEÇİN:
                  Elbette bazı yiyecekler kilo vermek için de genel sağlığınız için de diğerlerine göre daha iyidir. Bu yiyeceklerin ortak özelliklerini şöyle örneklendirebiliriz. Gram başına daha az kalori içerirler, sıvı olmaktansa katı halde bulunurlar, lif ve protein açısından zengindirler. Yani meyve, sebze ve et ürünleri gibi çoğunlukla işlenmemiş yada esas yapıları fazla değişmeyecek şekilde az işlemden geçmiş ürünler genelde besleyicilik açısından zengin olmakla birlikte olumlu sağlık faydası sunacak pek çok mikro besin de içerirler.

BESLEYİCİLİĞİ YÜKSEK GIDALARI TERCİH EDİN!
                  Biz çoğunlukla porsiyon başına kalori değeri yüksek olan gıdaların kontrollü tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Yüksek kalorili gıdalar tüketilerek bir öğünde fazla kalori almak o an için lezzetli ve keyifli gelebilir ancak gün içerisinde enerji seviyelerinde dalgalanmalara ve günün geri kalanında kendinizi normalden daha aç hissetmenize sebep olabilir. Tek seferde 500 kaloriye sahip bir pizza kolaylıkla yenebilir ancak ardından kısa süre içerisinde kendinizi tekrar aç hissetmeniz olağandır. Aksine, benzer kalori miktarına sahip yağsız protein ve sebzelerden oluşan bir öğün sizi saatlerce tok tutacaktır.

HAYIR DİYEMEDİĞİNİZ YİYECEKLERİ TANIYIN.
                  Doktorunuz tarafından söylenmediği sürece biz hiçbir gıdayı diyetinizden tamamen çıkarmanızı tavsiye etmeyiz ancak bazı yiyeceklerin sınırlı ve kontrollü tüketilmesi, öğün planınıza sadık kalmayı kolaylaştırabilir. Bu tarz yiyecekleri şu zamana kadar bahsedilmeyenler olarak düşünebilirsiniz. Yani alkol, gazlı içecekler, tatlılar ve fast food ürünlerine karşı kontrollü olmalısınız ancak bazı kuruyemiş ve yağlar gibi "sağlıklı" olduğu söylenen yiyeceklere de temkinli yaklaşmalısınız, çünkü sadece sağlıklı yiyecekler tüketerek kilo vermeyi garantileyemezsiniz. Ayrıca herkesin "gözünü döndüren" ve yerken kontrolü kaybedebildiği bir yiyecek mutlaka vardır.

BİTKİSEL ÜRÜNLERLE BESLENENLER NE YAPMALI?
                  Hayvansal gıda tüketmeyenlerin karşılaştığı en büyük problem, genel kalori miktarını kontrol ederken yeteri kadar protein tüketememektedir. Örneğin 150 gram biftekte bulunan kalorinin %80'i proteinden gelir ama aynı miktarda kaloriye sahip bademden gelecek protein miktarı %35 ile sınırlı kalır. Hedeflenen makro besin, bir yiyeceğin toplam kalori miktarında küçük bir yüzdeye sahip ise doğal olarak bu yiyecekten daha büyük porsiyonlarda tüketmek gerekir ancak bu, hedefi tutturmak için daha fazla kalori tüketmek anlamı da taşır. Bu noktada tavsiyemiz günlük protein tüketiminizin en azından bir kısmını süt ürünleri harici protein takviyeleri ile sağlamak olacaktır. Ayrıca artık çoğu süpermarket, et harici protein seçenekleri de sunmaktadır.

HAYVANSAL ve BİTKİSEL PROTEİNLER...
                  Hayvansal (kırmızı et, balık, beyaz et, yumurta ve süt ürünleri) ve bitkisel (soya ürünleri, tahıllar, kuruyemişler, çekirdekler ve bakliyatlar) olmak üzere iki ana protein kaynağı bulunmaktadır. Proteinler, amino asit adı verilen küçük alt birimlerden oluşur. Besinlerde 20 farklı çeşit amino asit bulunurken bunların dokuzu temel amino asitlerdir ve vücut kendi üretemediği için beslenme yoluyla alınması gerekir. Bir protein kaynağının temel amino asit içeriği, kalitesinin başlıca göstergesidir.

                  Her öğününüz ihtiyaç duyulan dokuz temel amino asidin hepsini içermeyebilir ancak en ideal kas gelişimine ulaşmak için gün içerisinde her birinden yeteri kadar tüketmelisiniz. Hayvansal protein kaynakları vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm temel amino asitleri içerir ve bunlar tam proteinlerdir. Ancak bitkisel protein kaynakları temel amino asitler açısından eksik kaynaklardır. Hayvansal gıda tüketen kişiler ihtiyaç duydukları günlük protein miktarına ulaşıyorsa temel amino asitleri de tüketiyorlar demektir ancak yalnızca bitkisel kaynaklarla beslenen kişiler öğün planlamasında daha stratejik davranmalıdır.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Hayvanlarda Başlayan Klonlama Çalışması

                     Dünyaya sıradan bir koyun gibi gelmişti o da. Kartopu gibi, meleyen, minik bir kuzucuktu. Fakat Dolly aslında diğer koyunlardan farklıydı. Daha doğrusu, onun benzersizliği, başka bir koyunun aynısı olmasından geliyordu. O bir klondu. Genetik bakımdan ebeveynleriyle birebir aynı olan organizmalara yada hücrelere klon deniyor ve bunlar doğada milyonlarca yıldır var. Tekhücreli organizmalar ve bitkiler kendilerinin genetik bakımdan tamamen aynısı yeni nesiller meydana getiriyor ve insanlarda yada diğer memelilerde de tek yumurta ikizi yani doğal klonlar görülüyor.

                     Bu doğal klonların DNA'sı birbirinin neredeyse tamamen aynısı. Hayvan klonlama deneyleriyse yüz yıldan uzun süredir devam ediyor. Semenderler gibi daha basit hayvanlarla başlayan bu çabalar, koyun ve inek gibi karmaşık memelilerle devam ediyor.

ÇİFTE BELA: KLONLAMA YÖNTEMLERİ!
                     Hayvan klonlamanın başlıca iki yöntemi var. Bunlar somatik hücre çekirdek transferi ve embriyo bölme. Dolly, SCNT yöntemiyle üretimişti. Her iki yöntem de gen klonlamayı ve tedavi amaçlı klonlamayı da içine alan yapay klonlama türü olan "üreme amaçlı klonlama" kapsamına giriyor.
ÜREME AMAÇLI KLONLAMA..
                     SCNT klonlaması, uygun bir çekirdek donörü bulunmasıyla başlıyor. Bunlar doğrudan hayvandan alınabileceği gibi laboratuvarda da yetiştirilebiliyor. Uzun ömürlü olduğu ve dondurulmaya dayanabildiği için genelde cilt hücreleri tercih ediliyor. Klonlama prosedürü için gereken diğer hücreyse yumurta hücresi. Yumurta hücresinin çekirdeği küçük bir şırıngayla emilerek çıkarılıyor. Böylece geriye DNA'sı olmayan, sitoplazma dolu bir hücre kalıyor. Çekirdek donörü olan hücrenin de çekirdeği çıkarılıyor ama bu çekirdek atılmak yerine yumurta hücresine enjekte ediliyor. Elektrik şoku verilince hücre bölünmeye başlıyor. Her şey yolunda gittiyse bu embriyo, taşıyıcı anneye naklediliyor. Hücreler normal olarak bölünüyor ve birkaç ay sonra sağlıklı bir klon doğuyor. Şu ana kadar, bu sürecin klona zarar verdiğine dair hiçbir kanıt elde edilemedi. Dolly sağlıklı olarak üreyebildi ve sağlıklı yavrular meydana getirdi. Bu da dünyaya geliş biçiminin fertilitesi üzerinde hiçbir olumsuz etkisinin olmadığını gösteriyor.

TEDAVİ AMAÇLI (TERAPÖTİK) KLONLAMA
                     Tedavi amaçlı klonlama da elektrik şokuna kadar tamamen aynı yöntemleri kullanıyor. Fakat bağışçı hücre, kök hücre gereksinimi olan bir hastadan geliyor. Kaynaşan hücreler birkaç kez bölününce, embriyo öncesi bir hücre kümesi olan blastosite dönüşüyor. Blastositin bir dış bir de iç katmanı var ve iç katmanın içinde o değerli kök hücreler bulunuyor. Çoğu hücre tek bir kişi yapmak üzere uzmanlaşsa da kök hücresi herhangi bir hücreye dönüşme potansiyeline sahip. Toplanan kök hücreler hastaya naklediliyor ve koşullar uygunsa, kendilerine ihtiyaç duyulan yerde çalışmaya başlıyor.

EMBRİYO BÖLÜNMESİ...
                     Yapay klonlamanın bu en basit yöntemi, zigot oluşumuyla başlıyor. Zigot bölünüyor ve sonunda embriyo hücreleri ayrışıtırılabiliyor. Ayrıştırılan hücreler büyümeye devam ediyor ve bir taşıyıcı anneye nakledilebiliyor. Bu hücreler aynı embriyodan oluşmuşçasına birbirinin aynı oluyor. Süreç, tek yumurta ikizlerinde doğal olarak görülene benzese de potansiyeli kısıtlı.

İNSANLARI KLONLAYABİLİR MİYİZ?
                     Klonlama hiç şüphesiz çok güçlü bir biyolojik teknoloji. Bilim insanları bu tekniği soyu tehlikedeki türleri çoğaltmak ve tükenmiş hayvan türlerini tekrar canlandırmak için kullanıyorlar. Hatta yumuşak doku kalıntıları sağlam halde bulunan tarih öncesi devlerin, yani yünlü mamutların bile tekrar canlandırılacağı söylentileri var. Laboratuvarlar insan dokusu kullanarak tedavi amaçlı klonlama konusunda Ar-Ge çalışmaları yürütse de, şu ana kadar hiçbir insan klonlanmadı. Bunun kısmen sebebi, yöntemin tümüyle güvenli olup olmadığını yada klonlanmış insanın sağlığı üstündeki etkilerini bilmeden klonlar meydana getirmenin etik sorunları. Diğer kaygılar arasında, üreme amaçlı klonlamanın büyük ölçekli suistimale açık olması, yani klonlanan insanların doku ve organ nakli için kullanılması var.

KLONLAMANIN AMACI NE?
                     Klonlama çok pahalı, çok zaman alan ve başarı oranı çok düşük bir teknoloji. Ancak bu yöntemleri geliştirerek insanın gelişimsel biyolojisi konusundaki bilgimizi derinleştiriyor ve tıpta yeni tedavi yöntemleri geliştirerek insanın gelişimsel biyolojisi konusundaki bilgimizi derinleştiriyor ve tıpta yeni tedavi yöntemleri keşfediyoruz. Yakın zamanda, organ hastalığından yada yetmezliğinden yakınan hastaların, vücutlarının nakledilen organ reddetmesi etkisiyle karşı karşıya kalmayacağı umuluyor. Onun yerine, sorunlu organ genetik bakımdan birebir aynı olan fakat yıpranmamış olanıyla değiştirilebilecek. Pek yakında karaciğer hastalığından mustarip hastalar için yeni karaciğer yetiştiren, kalp nakli için yeni kalp üreten ve hatta beyin hasarı vakaları için yeni beyin nöronları üreten bilim insanlarıyla karşılaşacağız. Tüm bu dokular hastanın dokularıyla genetik olarak aynı olacak.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Vücut Geliştirmede Hileli Büyüme

                   Kimse, "ben hile yaparım" demez kolay kolay. Mevzu ne olursa olsun hile, insanların sadece yüzleşmek zorunda kaldıklarında itiraf ettikleri bir şeydir. Vücut geliştirmede de düzgün form mevzu o kadar vurgulanır ki yüksek ağırlıklar kaldırırken ivmeden yararlandığını kabul eden sporcu sayısı azdır. Ama giryaları savunurken neden suçlu hissedesiniz? Böyle yağarak setlerinizi uzatabilir ve kuvvet platolarını aşabilirsiniz üstelik. Yani eğer hile yapmıyorsanız irileşmek için yapmaya başlasanız iyi olur!
HİLECİLER ÖNDEN GİDER;
                   Harekette hile yapmak demek formu gevşetmek demektir. İvmeden ve yardımcı kaslardan daha çok destek alarak hedeflenen kas üstündeki baskıyı gevşetiyorsunuz yani. Genel anlamda hareket formunuzu gevşetmeniz için iki sebep vardır. Seti kolaylaştırmak (yanlış) yada seti zorlaştırmak (doğru). Maalesef en yaygın olanı birincisi oluyor. Vücut geliştiriciler set sırasında formlarını ya çok erken gevşetiyorlar yada bozuk form içinde ağırlıkları fazla savurarak sakatlanmaya davetiye çıkarıyorlar.

                   Çoğu durumda hileye katı bir formda failure noktasına ulaşıldıktan yada yaklaştıktan sonra başvurulmalıdır. Bunun ardından gevşeyerek birkaç tekrar daha tamamlayabilirsiniz. Bu biçimde yapıldığında hileli tekrar zorlamalı tekrara dönüşür, aralarındaki tek fark seti başkasının yardımı olmadan uzatabilmenizdir. Hile yapmanın en emniyetli yolu bacaklardan ve belden destek alarak harekete biraz sallantı katmaktır. Bu sebepten ötürü hile, en iyi ayakta yapılan omuz, biceos ve triceps hareketlerinde uygulanır. Bunlardan başka row ve pulldown hareketlerinin set sonralarında da belden biraz destek alabilirsiniz.

                   Göğüste ise hareketler katı bir formda yapılmak zorundadır. Bu kas grubunda emniyetli hile diye bir şey söz konusu değildir. Bench press sırasında barı göğüsten sektirmek yada hack squat'ın alt noktasında hamstring kaslarınızı baldırlardan yaylamak çoğu zaman yırtılma ve burkulma ile sonuçlanan oldukça tehlikeli hatalardır. Tabii bazı hareketleri ufak numaralarla daha emniyetli bir hale sokabilirsiniz. Örneğin, flye hareketlerinde failure olduktan sonra DB flye'ı press'e dönüştürebilirsiniz. Gerçi bu tam bir hile sayılmaz çünkü iki flye ve press hareketi de katı formda yapılır.

BOZUK ÇALIŞIN;
                   Buraya kadar sizlere hileli büyüme kurallarını verdik. Şimdi ise hakiki hile stilinin bir parçası olarak setinizi uzatmak için formunuzu nasıl gevşeteceğinizi anlatıyoruz. İlk tekrardan sonuncusuna kadar çok daha yüksek ağırlıkla normalden daha gevşek bir formda çalışarak da büyümeyi tetikleyebilirsiniz. Arnold Schwarzenegger o hayranlık duyulan kollarını kısmen hileye borçludur. Barın iki ucuna birer 45 kiloluk plaka taktıktan sonra ki bu katı formda çalıştığından daha yüksektir, birkaç seti savurarak tamamlardı. Bu da aslında iki şeyi gerçekleştiriyor. Birincisi, bir izolasyon hareketini birleşiğe dönüştürerek kas üstünde aşırı yükleme yapıyor. Bench press'te omuz ve triceps de devreye girse de ana hedef göğüstür. Benzer şekilde, bacaklarınızı ve sırtınızı savurma devinimiyle hareket ettirerek biceps kaslarınızı daha sert kasabiliyorsunuz.

                   İkincisi, sinir ve kas sisteminizi daha yüksek ağırlıklar kullanmaya koşullarken sizi de zihnen daha ağır kaldırmaya alıştırıyor. 45 kiloyla 10 katı tekrara takıldıysanız ve birden gevşek 8 tekrara 66 kiloyla girdiyseniz, sonrasında 50 kiloyla 10 tekrar basabilirsiniz. Tüm hileli tekrar setlerini kullanmanın en iyi yolu önce hedeflenen kası önden yormaktır. Bu teknik, katı tekrar yaptıktan sonra gevşek form tutma mantığıyla aynı işler. Mesela, üç ağır et gevşek form side lateral yapabilirsiniz. Verdiğimiz örnek biceps rutininde katı formda yapılan DB curl setlerinin ardından hile tekrarlar bulunuyor. Bunun ardından da katı preacher curl var ancak bu harekette hile yapmak zordur çünkü kollarınız kilitli bir konumda kalır. Sonra ise katı tekrarlarla çalışmış olan biceps'ler üç set hileli barbell curl ile tamamlanıyor. "İvmeli tekrarlardan" gelen stresin çoğu biceps'e de aktarılacaktır çünkü kaslarınızı preacher curl ile öncen yormuş oluyorsunuz. Ağırlığı yükseltmek için bu rutini arada sırada tersine uygulayabilirsiniz.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

ELEKTRİK / ELEKTRONİK İŞLERİNİZ !!!

~~~~~~Bilgisayar Tamiri, Bilgisayar Bakım ve Onarım, Bilgisayar Yazılım ve Donanım, Elektrik Tamir ve Kurulum, Her tür Elektronik İşleri, Güvenlik Kamerası Montajı ve Tamiri, Alarm Sistemleri, Otomatik Kapı Sistemleri Tamir ve Onarım, Yangın Alarmı Sistemleri Tamiri YAPILIR... Devamını OKU>>>

Sponsorumuz Olmak İster Misiniz?

Blogumuzun Arşivi

DOST SİTELER

Kahin Martinez ~ Rüya Tabirleri ~ WeblonG ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ ~ Site Ekle ~ Site