Moda'da Yeni Trend "Yeni Normal" Modası...


                                      Sadece modaya değil hepimize dur dedi: şimdi Karantinana kapan ve yaptıklarını düşün. Bizde dünyanın ayrı ayrı odalarına dağılıp, yaptıklarımızı ve daha fazlasını düşünürken trendleri sorgulamaya başladık. Ve kendimizi şu sorunun cevabını ararken bulduk: Tüm bu yaşananlardan sonra trendler nasıl şekillenir? Dünyanın önde gelen forecast ajanslarına göre cevap, trendsiz bir modanın önümüzdeki dönemi şekillendireceği yönünde. Trendlerin olmadığı bir moda düşünebiliyor musunuz? Bu şekilde modanın anlamı kalır mı?

                                      Aslında Trendsiz derken belki de trendleri bizlerin, yani modanın hedef kitlesinin belirlediği yeni bir düzenden bahsediliyor. Son dönemde oldukça popüler olan söylemi ile Moda'da "Yeni Normal" bu olacak gibi görünüyor. Ana trendleri ve eğilimleri tahmin eden forecast firmalarına göre, trendsiz dönemin ateşini birçok farklı faktörler ateşledi ama bu faktörlerin hepsi de evlerimizde, spesifik olarak giyinme odalarımızda, gardıroplarımızda doğdu. Moda tasarımcıları, marka sahipleri, editörler ve modaseverler evde Karantina dönemini farklı ruh halleri arasında gidip gelerek yaşadılar. Kimi zaman, gardırop başına geçilip, "Bunca kıyafete ne gerek vardı?" dendi. Kimi zaman, bundan sonra hayatı daha coşkulu yaşama kararı alındı. Kimi zamanda aile ve dostlardan uzak kalmanın yarattığı ruh haliyle yoğun bir nostalji özlemi duyuldu. Eski aile albümlerine dalındı. Işte tüm bu ruh halleri yeni normalde bizleri ve modaevlerini dört farklı akım çevresinde toplayacak. Ta ki başka bir yeni normal gelene kadar!

                                      Sürdürülebilirlik, doğanın mesajını aldığımızı düşündüğümüz şu günlerde hepinizin ajandasında üst sıralara yükselmiş durumda. Haliyle sürdürülebilir moda markaları bulundukları niche alandan çıkıp daha çok talep görecekler. Birçok marka daha Sürdürülebilir olmanın yollarını arayacak. Çünkü hedef kitle, markaları bu anlamda sorgulayacak. Daha uzun süre giyilebilecek, daha sağlam, dönemlik trend kıskacından azade kıyafetlerle sektörü daha sürdürülebilir yarına götürenler talep görecek. Logomanya sürdürülebilirlik alanında kendine çok fazla yer bulamayacak ama tasarım gücü her daim akakçe sayılacak. Nicelikten çok niteliğe yöneleceğiz. Bu durum nicelikten beslenen fast fashion markaları strateji değiştirmeye itebilir. Ayrıca Forecast ajanslarına göre önümüzdeki sene Sürdürülebilir niche markalar ile büyük modaevleri ve Fast Fashion zincirler arasında önemli işbirlikleri görebiliriz.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

İş Dünyasında Eskilerin ve Yenilerin Avantajı


                                   İş dünyasında en çok konuşulan, benim de son dönemde çok sık duyduğum soruların başında şu gelir: “Sektöre ilk giren avantajı, sonradan girenlere göre çok yüksek midir? Bu, sonradan girenleri çok dezavantajlı duruma getirir mi?” Bu soruyu özellikle son dönemde internet alanına girenler, girmek isteyenler yöneltiyor. Aslında iş dünyası tarihi bu soruya verilmiş “başarı” ve “başarısızlık” örnekleriyle doludur. Otomobil üretiminden online kitap işine kadar sayısız örnek vardır. Bu konuda çok konuşma, çok fazla farklı görüş var. Aslında bunun tek ve kesin bir yanıtı yoktur.

                                   İlk defa ürün ve hizmeti geliştiren, bunun uzun yıllar kaymağını yiyen, neredeyse rakipsiz çok sayıda örnek var. Bunun yanı sıra ilk girenlerin başarısız olduğu örneklerini de unutmamalıyız. Başarı her zaman sizinle beraber olmaz. 50 ürün kategorisinde “ilk giren” ve “sonradan girenler” üzerinde yapılan bir çalışmada “İlk girenlerde başarısızlık oranı yüzde 47’ye ulaşıyor.” Sonradan sektöre giren ve “geliştirici” olarak sektöre girenlerde bu oran sadece yüzde 8’i buluyor. Başkasının fikrini geliştirmek daha kolay. İlk olmak size her zaman başarıyı garantilemez. İyi ve farklı olmanız da gerekiyor.

                                   İşin özü her zaman yeni işler çıkacak, birileri öncülük edecek. Bunlardan işini çok iyi yapanlar da olacak. Yeni fikirler, yenilikçi girişimler ve değişimler olacak. Her zaman eski fikirler yerinizde saymanıza sebep olabilir. Bu nedenle çağa ve yeniliklere ayak uydurmak gerekiyordu. İşte sektöre yeni girenlerin tek farkı, güncel fikirler, yeni tarzlar ve yenilikçi fikirlerdi. Onları başarılı yapan tek şey buydu. Geriye dönük bakmak yeterli değildi. Her zaman daha nasıl gelişebilirim, geliştirebilirim düşüncesini akıldan çıkarmamak gerekliydi. Ancak hiçbir zaman başarı garanti değildir, bunu unutmamalı!
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Haziran 2020 Aylık Burç Yorumu


KOÇ: Aile hayatınızdaki değişikliklerin işinizi ve çevrenizle olan ilişkilerinizi etkilemesine izin vermeyin. Yakın dostlarınız yardım için size gelebilmeli ancak bunun bir sınırı olması gerektiğini unutmayın. Kendi hayatınızı başkalarına uyabilmek için değiştirmemelisiniz. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 14’ü. Tarzınızın dışına çıkmanız size puan kazandıracak.

BOĞA: Finansal faaliyetlere veya grup projelerine daha fazla ilgi göstermek, heyecan verici sonuçlar getirebilir. Güneş ve Venüs ile bir araya gelecek olan enerjik Mars, size proaktif bir ruh hali sunacak. Bu sayede karşınıza çıkan fırsatların elinizden kaçmasına izin vermeyeceksiniz. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 26’sı. Sizi geri planda tutan güvensizlikler kaybolacak.

OĞLAK: Özel hayatınızla ilgili umutlarınızı yükseltmeye çalışanlar size iyi gelecek. Yine de pragmatik bakış açınızı kaybetmeyin ve gerçekçi olmayan hayallere kapılmayın. Sonunda ne yapmanız veya yapmamanız gerektiğine karar vermek için gereken tüm bilgiye sahip olacaksınız. Seçim sizin olmalı. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 8’i. Şaşırtıcı haberler, sizi beklenmedik kişilerle bir araya getirecek.

YAY: Saygı duyduğunuz kişilerle anlamlı tartışmaların tadını çıkaracaksınız ve daha önce hiç düşünmediğiniz şekilde onları sosyal çevrenize dahil etmeye karar vereceksiniz. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 9’u. Her seferinde bir konuya odaklanmak daha verimli olur.

AKREP: Beklenmedik bir seyahat yada karşılaşma hayal gücünüzü tetikleyecek. Planları kesinleştirmeden önce, dahil olanlardan ne beklediğinizi tam olarak açıklayın. Yaptığınız planın en zorlu yönleriyle başa çıkmaya siz hazır olabilirsiniz ancak herkes için aynı şeyi söylemek mümkün değil. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 7’si. Zorlu bir konuyu konuşmak, karışıklığı ortadan kaldıracak.

BAŞAK: Haziran sonunda gerçekleşecek Jüpiter-Plüton birlikteliği, yaratıcı veya romantik bir girişim için gereken motivasyonu sağlayacak. Ancak zamanlama ve bütçe için yapılan uyarıları dinlemenizde fayda var. Beklenmedik gelişmeler, orijinal fikrinizi yeniden tasarlamanıza yol açabilir. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 5’i. Onu mutlu etmenin yolunu bulacaksınız.

ASLAN: Yardım talebi sonucu, başkasının sorumluluğunda olan bir projeye destek olacaksınız. Çevrenize yardımcı olmanız iyi ancak tüm işi tek başınıza yönetmeye kalkmayın. Kendinizi gereksiz yere yıpratmamanız gerekiyor. Ayrıca kontrol delisi olarak da algılanmak istemezsiniz. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 28’i. Canlı ve neşeli hissettiğiniz bir dönem, çevrenize en iyi tarafınızı gösterin.

YENGEÇ: Tüm dikkatlerin üzerinizde toplanması, ilk başta kendinizi özgüvensiz hissetmenize neden olabilir. Ancak burcunuzda gerçekleşecek güneş tutulması, öncülük etmeye hazır olduğunuzu herkese kanıtlayacak. Hissedilen herhangi bir son dakika kaygısı, sadece sürecin bir parçası. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 1’i. Arkadaşlarınıza yeni planlarınızı anlatarak desteklerini kazanın.

TERAZİ: Bir planın bozulması veya ani birliktelikler sizi hazırlıksız yakalayabilir. Ancak size neler olduğu hakkında bilgi verecek ve kayıp zamanınızı telafi etmenize yardımcı olacak biri karşınıza çıkacak. Sizin için iyi olanı kabul etmeye hazır olun ve küçük kusurları görmezden gelin. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 19’u. Cüretkar olmanızı gerektiren bir gün.

KOVA: Sağlık, para veya ilişkilerle ilgili endişelerinizi abartmayın. Gerçekleşmesi çok zor senaryoları fazla düşünüp, gözünüzde büyütüyorsunuz. İşler kökten değişecek olursa başınıza gelebilecek en kötü şeyi düşünün, gereğinden fazla tedirgin olduğunuzu fark edeceksiniz. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 20’si. Eylemin olduğu yerde sonuç da olur.

BALIK: Boş zamanlarınızı dolduracak arayışlar içerisinde olacaksınız. Eğer keyifli, deneyim kazandırıcı etkinliklere dahil olacaksanız, bu aktiviteleri Merkür’ün üç haftalık retrosuna başlayacağı 18 Haziran’dan önce yapmaya çalışın. Retro sürecinde niyetleriniz farklı yorumlanabilir ve aksaklıklar meydana gelebilir. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 25’i. Hesaplanarak alınan riskler, ilgi çekici sonuçlar doğurabilir.

İKİZLER: Yakında gerçekleşecek yatırımlar ve anlaşmalar konusunda panik yapmadan, mantıklı kalmaya çalışın. Daha önce göremediğiniz detaylar Haziran’ın son günlerinde netleşecek. Önemli kararlar vermeden önce araştırmanızı tam yapın. ŞANSLI GÜNÜNÜZ: Ayın 26’sı. Size muhalif olanların bir adım önünde olacaksınız.

Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Coronavirüs'ün Dünya'da Yarattığı Sonuçlar

                                  Bütün dünyayı sarsan, 206 ülkeyi hem ekonomik bakımdan, hem siyasi, hemde devlet otoriterlerini bile dağıtan hatta ve hatta süper güç Amerikayı bile dize getiren bir illetten bahsediyoruz. Çin’ in Wuhan kentinde ilk vakalar görülmeye başlandı. Ve çok kısa bir sürede Wuhan kentinin tamamı virüse teslim oldu. Fabrikalar kapatıldı, üretimler süresiz bir şekilde tamamen durduruldu. Tabiri caizse hayalet şehire büründü. Yani ülke kendini iflas eşiğine itti. Akılda bir çok soru var aslında. Bu virüs önceden de var mıydı? Ya da bu bir senaryo mu? Bu soruların cevaplarını hiçbir zaman aslında bilemeyeceğiz. Ve Dünya Sağlık Örgütü bunu bir Pandemi olarak ilan etti. Kesinlikle bu virüs hep vardı. Sadece zamanla virüs çok kez mutasyona uğratıldı. Ve bir küresel silah olarak dünyaya entegre edildi. Bu bir nüfus azaltma politikası mı? Yoksa gerçekten böyle bir virüs Çin hükümetinin yaptığı ekonomi çökertme oyununun bir parçası mı? Yıllardır bildiğimiz bir gerçek var oda şu ki Çin ve Amerika ilişkileri hep bir çalkantı içindeydi. İki hükümetin liderleride birbirlerine hiçbir zaman samimi olmadı. Bu Barrack Obama hükümetinde de aynıydı ve şu an ki hükümet Donald Trumpta da aynı şekilde devam etmektedir. Dünyada şu an vaka sayısı 6,95 milyonu aştı. Avrupa tamamen virüse teslim oldu. Ölen insanları defnedecekleri yerleri bile kalmadı. Ve yıllarca o methettikleri Avrupa ülkelerinin şu an tamamen virüse karşı ne kadar güçsüz olduklarını hem ekonomik hemde siyasi açıdan görmüş olduk. Kendilerini çok medeniyetli gösteren bu Avrupalılar, medeniyetten uzak , hatta ve hatta islam düşmanlığını bir kenara bırakıp, kendilerini İslamın gizemli güçlerinin içlerinde buldular. Asırlardır ezan sesine hasret olan İspanya, ezan sesi ile  güç bulmaya çalışmaktadır. Aynı durum Almanya'nın Köln kentinde de yaşanmaktadır. 

                                  Ve daha bir çok sayamayacağımız ülkede aynı şeylere şahit oluyoruz. Biraz daha derin konular ile ilgili konuşalım. Aslında çok senaryo var. Her birine inanmak mümkün. Çünkü bahsettiğimiz konunun kahramanları Amerika ve Çin. 
                                  Yani dünyaya hükmetme yolunda derin hırs, ve sonsuz güç ile bu yolda ilerleyen iki ülkeden bahsediyoruz. Made in China ve Made in Usa. İki ülkede ciddi anlamda askeri, ve üretim konusunda çok kararlı. Bir taraf Balistik füzeler konusunda çok iyi sonuç almış ve tüm dünyaya gövde gösterisi yapmaktan kaçımıyor, diğer taraf ise Patriot ile dünyaya meydan okuyor. Bu savaşın kazananı kim olabilir? Savaşın illa bir kazananı olacak. Nasıl kazanacak? Bu virüsü fırsata çevirmek herkesin elinde. Trump kısa süre önce yaptığı açıklamada 8.3 milyar dolarlık coronavirüs bütçesini onayladığını açıkladı. Ve halkına bu virüsü en hafif şekilde atlatacaklarını, kimseye paniğe kapılmamasını her mitinginde dile getirdi. Amerikada şu an onaylanmış vaka sayısı 2 milyona yaklaştı bile. Trump ve Kurmaylarının öğreneceği çok şey var gibi... İşsizlik maaşı için başvuruların sayısı 3 milyona yaklaştı. Hükümet bunu kaldırabilecek mi acaba akıllarda büyük soru işaretleri var… Harika bir oyunculuktan bahsediyoruz şu an. Senelerdir birbirine ambargo uygulayan 2 ülke, ve dünyanın en iyisi olma çabaları hakka değer. Coronavirüs sadece bu 2 ülkeyi değil petrol rezervinide çok başka bir boyuta sürekledi. Petrol fiyatlarında ki düşüşte hali hazırda görünüyor. Dünya nereye gidiyor? Coronavirüs bütün ülkeleri etkisi altına aldığı gibi, virüs sonladıktan sonrada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını belli ediyor. 


Amerika ile Tahran'ın son zamanlarda ki ekonomik ambargo kışkırtma deneyimleri hem askeri sınırlarda hem de stratejik bölgelerde çok şiddetli hissedildi. Tahran hükümeti koskoca amerikaya dolaylı şekilde savaşırız dedi. Amerika bunu yer mi? Asla. Ben senin ekonomini bitiririm dedi. Sana can veren şeyi senden alırım dedi. Bazı yabancı dış basınlarda okuduğum farklı haberlerde özellikle gözüme çarpan 1 haberden bahsetmek istiyorum. Ne kadar doğru, ne kadar yanlış bunu sizin eleştirinize bırakıyorum. Haberde şöyle demekte "Coronavirüs salgınının lideri Amerika Birleşik Devletleridir. Ve eğer gözleriniz varsa bunu rahat şekilde anlayabilirsiniz. Amerika İran ile çok sorunlar yaşadı. Aynı şekilde Çin ile sonu gelmeyen amborgalar hep devam etti. Amerika bu virüsü labaratuvarlarında üreterek, CIA ajanları ile Çin'e entegre etti. Ve sonuç? Çin tamamen sanayi ve üretimi durdurdu. Zaten Trump bunu istemiyor muydu? Bugün Tahran tabiri caiz ise nefes alamayacak hale geldi." Evet haber aynı bu şekilde yazıldı ve çizildi. Ne kadar inandırıcı bilemeyiz fakat bahsi geçen ülke Amerika. İşin içinde bir Amerika var. Bu adamların ismi geçtiği her yerde bir düzenbazlık hak getire. Dış medyayı takip edenler iyi bilir. Trump her mitingde ’’Çin Virüsü’’ diyerek kulakları çınlatıyor. Çin hükümetide ’’Hayır bu virüsü siz CIA ile getirip yerleştirdiniz’’ diyor. Kime inanacağımızı şaşırdık? Bu işler yarasa ile böcek ile olcak işler mi? Çok düşünmek lazım. Fakat gerçeği kanıtlanmamışta olsa bu işte bir Amerikan parmağı kuşkusuz düşünmekten alıkoyamıyor bizi. 
                                  Peki Türkiye'de son durum ne? Türkiye'nin coronavirüs ile imtihanında ne gibi bir kazancı olabilir? Türkiye'de onaylanmış vaka sayısı 140 bine yaklaştı. Ve 95 bin hasta taburcu edildi. Rehavete kapılmamanın önemini bu tabloda görebiliyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan Coronavirüs için 15.3 milyar dolar ayrıldığını belirtti. Ülkenin ekonomisi açısından bu büyük bir girişim. Başta İtalya, İspanya gibi bir çok ülkeyede tıbbi malzeme yardımlarında bulunuldu. Hatta süper güç Amerikaya bile… ’’Ülkenin başlıca Askeri sanayi sistemini oluşturan Aselsan’’ elini masaya vurdu ve ben buradayım dedi. İlk yerli silahlar ile, daha sonrada coronavirüs sürecinde yerli solunum cihazı üretilmeye başlandı. Şu an ki bulunan süreçte bu Türkiye için müthiş bir avantaj. Yani Erdoğan diyor ki; Türkiye hem sağlık sistemi ile, hem ürettiği yerli sistemler ile hemde ekonomisi ile farkını ortaya koyacak. Şehir hastaneleri ardı ardına açılmaya başlandı bile. Hükümet bulunduğu süreci nasıl daha güçlü bir şekilde yürüteceğini çok iyi farkında. Ülke içinde alınan stratejik kararlar hem sınırlarda yaşanan gerginliği hemde dünya genelindeki virüs kaygısını ört pas etmeye değiyor. Türkiye'nin coronavirüs ile mücadelesi hayranlıkla izleniyor. Yaşlı, genç farketmeksizin her hastaya sonsuz çaba ile ilgileniliyor. Alanlarında uzman doktorlarımız coronavirüs ile mücadelede sonunda ölümde olsa halkını terketmiyor. Bununla ilgili dünyadan bazı örnekler verecek olursak ve özellikle Batıyı ele alacak olursak İspanya'da terk edilmiş bakımevlerinde sayıları bile paylaşılmayan ölüler bulunuyor. İsveçte 80 yaş üstü hastalar yoğun bakıma alınmıyor, ölüme terkediliyor. Yine İsveçte Södertalje Hastanesinde boş yatak olduğu halde yaşlılar alınmıyor. New Jersey'de 4 kişilik bir morgda 20 den fazla ceset bulunuyor. O zaman daha şaşırtıcı bir bilgi vereyim. Almanyada hastalar için huzurlu ’’Ölüm Protokolü’’ imzalandı. O zaman şöyle bir sonuca rahatlıkla varabiliriz. Batının ne kadar göz kamaştırıcı görünüp, bir o kadarda insana verdiği değeri görmemek kaçınılmaz olsa gerek. Türkiye'ye övgü dolu gözler ile bakan Batı ülkeleri sanırım 24 Mayıs 2016 da New York Times’ın attığı şu başlık ile ’’Avrupa Birliği Türkiye'nin üyelik süreci saçmalığını bitirmeli’’ nameleri ile yeterince dibe battı. Sonuç olarak bu virüs toplumsal alışkanlıklarımız ile beraber tüm hayatımızı etkileyecek. Tedbiri elden bırakmayalım.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

"Kadına Şiddete" Hayır!

                                   Gün geçmiyor ki kadına şiddet bir türlü bitmek bilmiyor. Her geçen gün üzerine bir yenisi ekleniyor. Gelişiyoruz, modernleşiyoruz, her birey kendi özgür düşüncelerini rahatlıkla ortaya koyabiliyor dedikçe aradan mutlaka bir cahil düşünce ve geri kafalılık çıkıveriyor. Eskiden kadınlarımız dayağı, şiddeti sessiz karşılar, evin direğidir babamızdır deyip karşı çıkmazlardı. Eskiden erkek deyince, evi maddi olarak geçindiren demir baş gelirdi akla. Kadınlarda maddi özgürlük yoktu. Sadece maddi mi? Hayır! Bireysel özgürlükleri bile yoktu. Kendi seçme ve seçilme hakları bile yoktu. Çoğu evlilikler bile kendi rızaları olmadan gerçekleşirdi. O yüzden seslerini çıkarmaz kaderlerine boyun eğerlerdi.

                                   Şimdi, bir kadının her açıdan özgürlüğü var fakat aradan yine illaki bir art niyetli, kendini "yenilmez", "adaleti ben bilirim" gibi eksik bir fikir yoksunluğu ile çıkıp, kendince cezasını veya terbiyesini verdiğini zannederek şiddet eğiliminde bulunuyor. E - be aciz insanoğlu; seni bu dünyaya bir kadın getirdi. Ağladın, o kadının kollarında teselli buldun. Aşık oldun o kadının kalbine girdin. Evlendin ve o kadın, aşkınızın meyvesini dünyaya getirdi. Yeri geldi evi geçindirmek için, çalıştı ve ekonomiye katkıda bulundu. Ve bir kadının ortalama 40 yılını fedakarlık yaparak harcadığını düşünüp, ne kadar zor bir sınavdan geçtiğini anlamak bu kadar mı zor geliyor! Bir kadın ne ister? Bu soruyu sordunuz mu hiç kendinize?

                                   Bir bayan olarak bu yanıtı sizlere ben vereyim. SAYGI ve ANLAYIŞ. Bunu karşınızdaki bir bayana gösteremiyorsanız karşılığında aynısı ondan bekleyemezsiniz. Bu uğurda nice hayatlar söndü. Nice yuvalar yıkıldı. Gencecik canlar, erken yaşta ışığı sönen umutlar yitip gitmişti. Peki ama buna değmiş miydi? Yada değer miydi? O hayatlar uğruna kendi hayatınızı da mahvetmeye...

                                   Şunu asla unutmayın! Herşeyi gören bir yaratıcı var. Yaratıcının bu Dünya da yapılanların bedelini öbür tarafta çekilecek diye bir adalet anlayışı yok. Yaşadığın ve yaşattığın her şeyin bedelini elbet canlı kanlı yaşadığın bu dünyada da ödeyeceksin!
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

ELEKTRİK / ELEKTRONİK İŞLERİNİZ !!!

~~~~~~Bilgisayar Tamiri, Bilgisayar Bakım ve Onarım, Bilgisayar Yazılım ve Donanım, Elektrik Tamir ve Kurulum, Her tür Elektronik İşleri, Güvenlik Kamerası Montajı ve Tamiri, Alarm Sistemleri, Otomatik Kapı Sistemleri Tamir ve Onarım, Yangın Alarmı Sistemleri Tamiri YAPILIR... Devamını OKU>>>

Sponsorumuz Olmak İster Misiniz?

Blogumuzun Arşivi

DOST SİTELER

Kahin Martinez ~ Rüya Tabirleri ~ WeblonG ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ ~ Site Ekle ~ Site