Moda'nın Yenilikçi Ruhu Yeniden Canlanıyor...

                        Koleksiyonun başlangıç noktasında, küresel sorunlarla başbaşa kaldığımız son dönemde yerini gitgide endişeye bıraktı. KoronaVirüs Salgınından dolayı durulan Moda sektörü şimdilerde yenilikçi ruhunu canlandırmaya başlıyor. İlkbahar/Yaz 2020 koleksiyonunun duraklama dönemi son buldu ve daha da ileri aşamaya giderek İlkbahar/Yaz 2021 koleksiyon hazırlıklarına başlandı. Moda'nın yenilikçi ruhu bize ne getiriyor? 19. yüzyılda doğan Kraliçe Victoria döneminden günümüze pek çok biçimde, dünyadaki bir çok kültürde görülen bir kıyafet türü... 1970'ler hissi veren hafif kırmızımsı denim, 20. yüzyıl gençlik hareketinin siyah jean'leri, 60'lı yılların başından özel bir patiska efekti ve denimin altın çağı olan 50'lere götüren kumaşlarla koleksiyon oldukça zengin.
modanin-ruhu-yeniden-canlaniyor
                        Buram buram Nostalji kokan bu koleksiyon yalnızca bayanlar için değil, baylar için de ciddi tasarımlar gerçekleştiriliyor. Şehirli bir erkeğin spor ve şık kombinleri için duygusal seyahatlerden ilham alınarak oluşturulması, bunları stil ve detayların vurgulandığı zarafet ile rahatlığın birleştiği bir koleksiyon sunuyor. Bir gömlek ile kravat eşleştirildiğinde resmi bir ortama uyum sağlayabildiği gibi bir sweatshirt ve jean ile giyildiğinde daha rahat bir havayı da kaldırabilecek. Birkaç tarzı kombinleyerek nostalji ile birleştirerek gündelik ve sokak stilini de öne çıkarak bir trend görüyoruz 2020 yılında.
modanin-yenilikci-ruhu-canlaniyor
                        Kıyafetlerin birer duygusu ve yaşam alanı olduğu gerçeğini unutmamalıyız. Çünkü insanlık her an ihtiyaç duyduğu bu rahat giyim stilinden ödün vermeyecek ve şu anki çağımızda kıyafetleri örtünmekten çok daha fazlası için kullacak. Bu sezonun yenilikleri sokak kültürü, sokak stili ve buna eşlik eden nostaljinin verdiği hava... Bugünlerde yeni bir şey yaratmak oldukça zor çünkü çok hızlı tüketiyoruz. Çıtayı sürekli yukarıya taşıyan en başarılı tasarımcılar bu koleksiyon ile aslında hem geçmişi hem de geleceği çok güzel harmanladı. Bu yenilikçi bakış açısı beni gerçekten mutlu ediyor.

                        Koleksiyona baktığınızda fazlaca yeşiller, bejler ve kahverengiler göreceksiniz. Denim, pamuk ve deri... Şehirde ihtiyaç duyacağınız tarzda kıyafetler. Bir tasarımcı buu koleksiyonu hazırlarken "Müşteri Kimdir?", " Hayata bakış açısı nedir?" ve Müşteri gerçekten ne istiyor?" bu soruları göz önüne alarak tasarımlarını hazırlar. Buna biraz da sezgilerini katarak yol izler. Insanları rahat giysiler içinde olmak istemelerini anlıyor ve yeni kreasyonu bir rahatlık ve çabasızlık ama aynı zamanda renklilik olarak bize sunuyorlar. 

                        Bir erkek gardırobunda chino pantolonun yeri ayrıdır. Çünkü ne çok ciddi, ne çok spordur. Her yere doğru kombinle kolayca uyum sağlayan klasik chino, uzun zamandır erkek gardıropların da yerini koruyor. Usta tasarımcılar chino pantolonların yerini genç enerjiyle yeni bir tasarım stili oluşturarak, buna extra esneme özelliği getirerek denim pantolonlarla buluşturdu. Bu harika görünen, rahat hissettiren ve bir pantolona modern ile nostalji havayı katarak pek çok stili ve seçeneği içinde barındırması memnun edici bir detay. Sonuç olarak dünya ve zevkler değişse de tasarımcılar halen bunlar hakkında düşünceler yaratıyor ve bütün bunlara insanlığı canlandıracak ruhu katarak modayı yönlendirmeye devam ediyor. Kısacası modanın yenilikçi ruhu bitmek bilmiyor.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Gelecekteki Hayallerinizin Evine Hazır Mısınız?

gelecekteki-hayallerinizin-evine-hazir-misiniz-weblonq
                             Gün geçmiyor ki, teknolojiye başka bir yenilik gelmesin. Her gün ayrı bir ürün, her gün ayrı bir uygulama veya yazılım geliştirilmekte. Henüz bir yeniliği eskitmeden bir üst modeli çıkmaktadır. Bu da bize tam bir teknoloji çağında olduğumuzu hatırlatmaktadır. Teknoloji hayatımızın her alanında biz insanların hayatını kolaylaştırmak için vardır. Ve bizler için daimi olarak üretilir, geliştirilir, yaşamımıza rahatlık ve konfor sağlar. Yaşam kalitemizi artırır.

                             Akıllı evler kavramına hepimiz aşinayız. Fakat bizler evin zeki, ekonomik ve duyarlı olanını seviyoruz. Ekonomi yönünden kesemize katkısı olan akıllı termostatlar, sesli asistanlar, robot süpürgeler, internete bağlı uzaktan kontrol edilebilen elektrikli cihazlar ve aklınıza gelebilecek tüm elektronik aletler... Şimdiden bu teknolojilerin bir çoğunu kullanıyoruz. Yerleri kendi kendine süpüren süpürgeye, uzaktan izlenebilir - kontrol edilebilir kameraya ve alarm sistemlerine, evde olmasak bile kapımıza gelenleri bile görüp yönlendirdiğimiz bir teknolojiye sahibiz.

                             Gelin sizlerle bundan 10 yıl sonra hangi teknoloji ile karşılaşacağımıza dair hayaller kuralım. Bu akıllı evlerden birinde yaşadığınızı hayal edin. Dişlerinizi fırçalarken aynanız, bir köşesinde önemli olduğunu düşündüğü e-postalarınızı size görüntülüyor. Ya da duşunuz her zaman yıkanmayı sevdiğiniz ısıya çoktan ayarlanmış. Sonrasında akıllı robotunuz önceden ayarlanmış ve sevdiğiniz kahvaltıyı size servis ediyor. Eviniz, şehrin elektrik şebekesine bağlı bile değil, güneş panelleri ve çatınızdaki rüzgar tribünleri sayesinde şarj ettiğiniz arabanızla işe gidiyorsunuz. Eve döndüğünüzde dronlar sayesinde kapınızın önüne bırakılmış kargolarınızı buluyorsunuz. Bunlar size alışılagelenin çok daha ötesinde ve imkansız gibi geliyor öyle değil mi?

                             Bu anlattıklarımız yeni nesil teknolojinin henüz dörtte biri bile değil. Peki bilim insanları geleceğin konforlu teknolojisini oluştururken hangi etkenleri dikkate alıyorlar? Bizim onlardan daha fazla ne beklentimiz olabilir?

                             Akıllı evlerin geliştirilmesinde insanların günlük yaşamında hangi problemleri yaşadıklarını baz alarak bu doğrultuda konfor sunulması listelerinin en başında yer alıyor. Şehir şebekesine bağlı olmadan kendi suyunu ve elektriğini elde edebilecek teknolojiyle hem bütçenizi hem de ekolojik dengeyi korumuş oluyorsunuz. Evlerimizde yapmayı hiç sevmediğimiz ütü, çamaşır katlamak, bulaşık yıkamak, yemek yapmak gibi tüm zahmetli işleri yapabilecek yeni nesil robotlar üzerinizden birçok yükü almaya hazırlanıyor. Dolayısıyla siz gelecekteki eviniz için hayallerinizi sınırlamayın. Çünkü gelecekte hayallerinizin dahi ötesinde bir teknoloji ağı sizi bekliyor olacak. 
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Astroloji'nin İnsanlar Üzerindeki Etkisi Nedir?

                              Astroloji denilince akla ilk gelen şeydir Burçlar. Halbuki burçları da yöneten bir dal vardır ve bunun da adına Astroloji denir. Aslında yıldızların yer olayları üzerindeki etkisi üzerine ölçümleme yaparak, bir takım şeyleri önceden tahmin etmeye yarayan bir falcılık sanatıdır. Peki ama yıldızların, venüsün, jüpiterin veya merkürün insanlar üzerinde nasıl bir etkisi olabilir? Benim gelecekte neler yaşayacağımı bilen bir bilim dalı olamaz. Daha doğrusu bunun adına Bilim denemez. 
astrolojinin-insanlar-uzerindeki-etkisi-weblonq
Falcılık ile Astroloji arasındaki farkı bileniniz var mı?

                              Astroloji'de bazı simgeleri, gök cisimlerinin hareketlerinden yola çıkarak, tahmin üzerine yapılandırılmış ve ortaya modern falcılık çıkmıştır. Peki burçlar nasıl oluşturulmuştur? On iki takım yıldızına verilen farklı isimlerden oluşan ve hepsinin ortak adıdır Burç. Her bir takım yıldızının Burç sahipleri üzerinde etkisi olduğunu ve evrenin insanlara birşeyler anlatmaya çalıştığı ile yorumlanır. İlk çağlarda Yıldızlar, Güneş ve Ay bir çok yönden yol gösterici olmuştur. Bu Gece ile Gündüzün çağrışımı, günün hangi saatlerinde olduğu, hava tahmini, yön duygusu ve bunun gibi birçok şekilde izlenmiştir. Aslında doğru sanılan ama yanlış bilinen bir gerçek vardır.

                              Astroloji ile ilgili bir çok seminerler verilmiş ve röportajlar yapılmıştır. Bir çok Astrofizikçi aslında astrolojinin bir bilim dalı olmadığını yıldızların bizi asla etkilemeyeceğini ve hatta bizden haberleri dahi olmadığını vurgulamışlardır. Asıl bilim dalı Astronomidir. Astronomi tamamiyle Gök Biliminin diğer adıdır ve Astrolojinin bununla alakası yoktur.

                              Yıldızlar insanoğlundan 4 ışık yılı yani bu demek oluyor ki 40 trilyon uzaklıktadır ve bunun insanlar üzerinde etkisi olması imkansızdır. Fakat günümüzde falcılığı modernleştirip, eskisi gibi çakıl taşlarından arındırıp, kartlara ve simgelere tanımlayarak farklı bir falcılık sistemi geliştirmişlerdir. İnsanların flört dönemlerinde, evliliklerinde ve işlerinde günlük, haftalık yada aylık olarak rahatça bu falları okuyarak kendilerine rota çiziyor. Bu falcılık sistemi bir çok alana kadar insanlara yol göstericilik yapıyor. Uyumluluktan tutun, kariyer hayatına, aşk hayatından, maddi konulara kadar bir çok alanda öngörüler sunuyor. 

                              Aslında astrologların verdiği tüm astronomik bilgilerin hepsi yanlıştır. Merkür'in geri gittiği görülmemiştir. Mevsimlerin oluşumunda burçların yada gök cisimlerinin kesinlikle alakası yoktur. Yani Astroloji savunduğu düşüncelerle hem bilim dışı olduğunu kanıtlıyor hem de bir çok açıdan hatalar içeriyor. Ay ile Merkür'ün insan üzerinde etkisi yoktur.

                              Aslında Astrolog diye bir meslek grubu olmadığı gibi Astrolojinin de varlığını sorgulamamız gerekiyor. Bu falcılıktan etkilenerek ücretli fal baktıranlar oluyor, sahte bilim yapan insanlardan uzak durmakta fayda var. Bunların gerçeklik payı olmadığı gibi para tuzağı olduğunun da bilincinde olmak gerekir. Tüm bu insanlar uzaydan gelmiyorlar. O yüzden Astroloji'nin insan üzerinde bir etkisi yoktur. Hiçbir zaman da olmamıştır.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Torosların Zirvesi'nde Gezilecek Yerler

                       Covid-19 nedeniyle evlere hapis olduğumuz günden bu yana yaşamın bize verdiği değerleri bir kez daha anlıyoruz. Ve normalleşme döneminde herkesin evde kendisi için yaptığı bir planı olduğunu hepimiz biliyoruz. Çünkü özgürlüğün verdiği hislerin, dilediğin an yaptığın aktivitelerin kıymetini yeni yeni farkına varıyoruz. Tabi bu herkes için geçerli değil. :) Dinlenme açısından birçok kişiye de iyi geldiği muhakkak. Asıl dinlenmenin ne demek olduğunu bu yazımızı okuduğunuzda farkedeceksiniz.
toroslarin-zirvesi-ve-yesil-gol-weblonq
                       Hayatın bize sunduğu güzelliklerden ruhumuza pay çıkarmak insanın doğasında var. Doğanın verdiği huzur ve dinlenme etkisi herkes tarafından biliniyor. Fakat bu huzuru hem yaşamak hem de doyasıya gezinin tadını çıkarmak ister misiniz? O halde sizleri Aladağlar'a yani Toroslar'ın Zirvesine götürüyoruz. Türkiye'nin doğa sporları merkezi olarak bilinen Orta Toroslar'da yer alan ve Adana-Kayseri-Niğde arasında uzanan bu muhteşem coğrafya sporcuların en büyük uğrak yeri haline geldi. Dağ koşusu, dağcılık, kaya tırmanışı, dağ bisikleti ve dağ kayağı gibi sporlar için biçilmiş kaftan. Ama Aladağlar'ın tadını çıkarmak için ille de ekstrem sporlara gönül vermek gerekmiyor. Bu nefes kesici coğrafya da doğa yürüyüşleri, kamp yapmak ve doğayla baş başa zaman geçirip dinlenmek için bile iyi bir tercih olacaktır. Hele ki mevsimlerden yazsa, Aladağlar'da geçirilen zamanın anısı çok uzun süre sizinle kalacak. 

toroslarin-zirvesi-ve-yesil-gol-weblonq                       Araç ile kolaylıkla erişim sağlayacağınız Sarı Memed'in Yurdu çadır kurmak ve karavanınızı park etmek için ideal bir yerdir. Üssünüzü buraya kurduktan sonra orman yolunu takip edip Toros göknarlarıyla dolu Emli ormanında yürüyebilirsiniz. Koca Dölek Yaylası'na ulaştığınızda sizi tüm tırmanıcıların hayalindeki Parmakkaya karşılayacak. Bu dağların en güzel manzaraları için patikaları izleyip Eznevit Yaylası'na ulaşabilirsiniz. Buradan Sıyırma Vadisi'nin tüm zirvelerini, Emli ormanınıi vadiyi kapatan Güzeller, Lahitkaya, Kaldı ve Sulağan zirvelerini bir bardak çay eşliğinde seyredebilirsiniz.

                       Aladağlar'a her yaz yüzlerce yerli ve yabancı kaya tırmanışı tutkunu uğruyor. İster profesyonel bir rehber eşliğinde, ister partnerinizle siz de bu maceraperestlere katılabilirsiniz. Kazıklı Ali Kanyonu, Cımbar Vadisi yada Pınarbaşı Kanyonu'nda 500'ün üzerinde spor tırmanış rotası bulunuyor. Eğer bu işte ileri seviyedeyseniz bu dağlarda yüzlerce uzun duvar tırmanış rotası da bulabilirsiniz. Kaskınızı, emniyet kemerinizi ve ipinizi yanınıza almayı unutmayın. 
                       Aladağlar'ın dillere destan zirveleri için çadırınızı yada karavanınızı Sokullupınar'a kurun. Yörüklerin oluşturduğu patikaları izleyerek Karayalak Vadisi'ne girin, ardından Emler zirvesine çıkın. Dipsiz Göl'ü çevreleyen Kocasarp, Çağalınbaşı, Beşparmak gibi dağlardan geçen travers rotası, dağcılık sporunda hatırı sayılır bir hedef. Meşhur Demirkazık'ı görmek için Sokullupınar'dan Arpalık Yaylası'na, oradan da Tekepınarı'na ilerleyin. 

NOT: Demirkazık'ın en kolay rotası bile dağcılık malzemeleri gerektiriyor.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Ticaret Hayatında İnternet'in Yeri ve Önemi

                      "İnternet" insanların üzerinde çok büyük bir etkiye sahip olan ve içerisinde birçok sektör barındıran sınırsız bir platformdur. Ticari alanda ise büyük bir yere sahiptir. Fakat internet platformunda apayrı bir dünya daha var. Kendine yer edinen sosyal medya mecrası bizlere iletişim ve sosyal hayatın kapılarını ardına kadar açmış bulunuyor. Çağımız iletişim ve teknoloji çağı olduğundan, bizlere hayatımızda birçok konuda kolaylıklar sağlayabiliyor. Bunlardan örnek vermek gerekirse; İnstagram, Faceebok, Youtube ve Twitter başlıca bu dört büyük mecra yalnızca birkaçı. Sosyal medya bizlere paylaşım yapmanın ve diyalog kurmanın yanı sıra ek gelir kapısı açıyor, ki bu da bizleri sosyal medyayı daha fazla kullanmaya teşvik ediyor.
ticaret-hayatinda-internetin-yeri-ve-önemi
                      Şu aralar internetten ve sosyal medya mecralarından yapılan alışverişlerin hayatımızı kolaylaştırdığı ve bize yaşam alanımızda daha fazla zaman kazandırdığı aşikar. Fakat bu konuda bilindik markalar ve butikler adından çokça söz ettiriyor. Youtube'da bir kanal açıp, dikkatleri üzerine çekecek bir içerik oluşturamadığın sürece takipçi kazanma olasılığın düşecektir. Fakat kendini kanıtlayacak kaliteli bir içerik oluşturursan takipçilerin bir o kadar çoğalacak ve izlenme oranları sana milyonlar kazandırabilecek. Fakat ticaret alanında Facebook ve Twitter geride kalsa da, İnstagram da bu konuda kendini aştı. Birçok sektör hesap açıp, ürün ticareti yapan ve reklam platformunda da kendine iyi bir yer edinen İnstagram, birçok satıcının ve alıcının göz bebeği haline geldi.


ticaret-hayatinda-internetin-yeri-ve-önemi
                      Sizlere internetten veya İnstagramdan alışveriş yaparken dikkat etmeniz gereken birkaç husustan bahsedeceğim. Dikkatli alışveriş yapmak ve dolandırıcılar tarafından mağdur olmamak için yazımızı dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum. Bilindiği üzere dolandırıcılar her yerde etrafımızı sarmış durumda. Aslında bizlere ufak izler bırakıyorlar ama bunları bilinçsiz olduğumuz için fark edemiyoruz. Bizler bu izleri gördüğümüz zaman artık maduriyetler azalmış hatta ortadan kalmış bile olacak. Evet, ürünlerimizi alacağımız site yada hesabı öncelikle iyice incelememiz bizim yararımıza olacaktır. Sitenin ismine dikkatle bakın. Orjinal olmayan bir url ise o siteden derhal ayrılın. Ünlü sitelerin adlarını klonluyorlar ve yalnızca tek bir harfi değiştirerek sahte site yaratabiliyorlar. Sitenin SSL sertifasının olmasına dikkat etmelisiniz. Ödeme seçenekleri arasında "Kapıda Ödeme" var ise, kargonuzu (kapıda inceleyerek) alabilirsiniz. Ürün size farklı gönderildiyse ürünü kargo çalışanına geri verebilirsiniz. Muhtemelen kargo masrafı size yansıtıldığı için böylelikle yalnızca kargo ücreti ödeyerek büyük bir zarardan kurtulmuş olursunuz. Fakat kredi kartı/banka kartı ile ödeme seçeneği zorunlu ise, sitenin veya hesabın kullanıcı yorumlarına dikkat edebilirsiniz. Çünkü bunlar sizlere daha doğru yönlendirme yapacaktır.

                      Bilindiği üzere uzaktan alışverişin yasal olarak hiç bir yaptırımı yoktur (sadece faturalı ürünler haricinde). Anlayacağınız faturanız yoksa ve dolandırıldıysanız üzerine bir bardak soğuk su içmekten başka yapacağınız birşey yok. Fakat internette görerek aldığınız ürün size farklı geldiyse ve bunun da faturası mevcutsa, yasal yollardan haklarınızı arayabilirsiniz. Bu yüzden bilinçli tüketici olarak aldığınız her ürünün faturasını saklamalısınız. 

                      Kredi kartınızı hiç bir site üzerinde saklamak üzere kayıt etmeyin. Kredi kartı bilgisi vermek istemiyorsanız kendinize sanal kart açabilir ve buraya alışverişiniz kadar para yükleyerek, bilgileriniz çalınmadan güvenle alışveriş yapabilirsiniz. Ödemelerinizi 3D Secure ile yapmaya özen gösterin. Sizden SMS onayı almadan hiç bir sitede kart bilgileriniz saklanamaz veya kullanılamaz.

                      Uzun lafın kısası hiç bir web sitesi sizlerden şifre bilgisi isteyemez. Ve bizden size tavsiye elinizden geldiğince tanınmış sitelerden alışveriş yapmaya özen gösterin. Bir ürünün piyasa fiyatlarını az çok bilen insanlarız. Aksini gösteren düşük fiyatlar gördüğünüz zaman bu sizi mutlaka şüphelendirmeli. Örneğin; 1000 TL'ye satılan ürünü 300 TL'ye satıyorlarsa burada bir anormallik vardır. Bu konulara dikkat ettikten sonra güvenle alışveriş yapabilirsiniz. 

WebLonG ile kalın, Bilgisiz kalmayın. 😇
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Mangal Hakkında Bilinmesi Gerekenler!

                          Pandemi yüzünden hep birlikte evlere kapandık, mecburen yemekler yaptık, ekmekler, pideler pişirdik. Aradan üç ay geçti, önlemler hafifletildi, restoranlar açıldı. Ne bekliyorduk? Altına hücum gibi restoran ve kafelere hücum... Ama öyle olmadı. Sanki herkes biraz çekindi ortalıklara çıkmaya. Gidenler olmadı değil. Ama sosyal mesafe nedeniyle uzaklaşan masalar zaten restoranların kapasitesini yarı yarıya azalttı. Bu arada başka yerlere beklenmedik bir hücum oldu. İmkanı olan yazlığa kaçtı. Teraslar, bahçeler açıldı, mangallar çıkarıldı. Gidemeyenler de evde balkonda, bahçede mangal hazırlıklarını yaptılar.

                          Ne de olsa misafir ağırlamak için en güvenli yer açık hava. Bu nedenle mangaldır, grill'dir, BBQ'dur; bu sevilen lezzetler hem mevsimden dolayı hemde dışarıda olmanın getirdiği güvenlik hissiyle çok tercih edilir oldu. O zaman konuyu biraz açmanın tam vaktidir. İşte adım adım mangal hakkında bilmeniz gerekenler...
mangal-hakkında-bilinmesi-gerekenler
MANGALINIZ İÇİN HANGİ TEKNOLOJİ SEÇİLMELİ?
                          Mangalınız kömürle veya gazla çalışan üstü kapaklı veya kapaksız, ısı kaynağının hemen ızgaranın aldında olduğu tipte ise buna grill denir. Bu mangallarda ısı, pişen yiyeceğe direkt ulaşır. Yavaş ısınır ama pişirme süresi kısadır.

                          Mangalınız kömürle çalışan ancak kömürün mangalın yanında bir odacıkta olması nedeni ile pişen yiyeceğin ateşi endirekt gördüğü, kapaklı model ise buna BBQ (barbekü) denir. Isı pişen yiyeceğe endirekt ulaşır. Büyük parça etler için uygun olup pişirme süresi uzundur.

                          Kömürlü grill mangallarda doğru ısıyı yakalamak önemlidir. Ateş başta çok harlı, sonra kıvamında, en sonunda da geçmiş olur. Ateşin kıvamı kömürün üzerinin beyazlaşmasıyla anlaşılır. Pişirmeye hazır olan kömür kırmızı renkten beyaza döner.

                          Izgaranın kömürle arasındaki yüksekliğini ayarlayabilmek önemlidir. Kömürlü grill'lerde kömür yüzeyiyle grill arasında mesafe en az 10cm olmalıdır. Gazlı mangallarda lava taşlı modelde taşlara damlayan yağlar az da olsa kömürdekine benzer biçimde, pişen yiyeceğe isli bir tat verir. 

MANGALI YAKARKEN NE KULLANILMALI?
Kömür;
Artısı: Elde edilebilecek en yüksek sıcaklıklardan birini verir. Ayrıca yiyeceğe hafif isli bir lezzet de kazandırır.
Eksisi: Yakması kolay değildir. Erken davranırsanız yiyecekleri yakar, geç kalırsanız kömür geçer. Ortalığım hem duman hem de külle kirletir.

Gaz;
Artısı: Yakması pratiktir. Hızlı ısınır ve ısı seviyesini siz ayarlarsınız. Yükseklik ayarına ihtiyaç duymazsınız. Ortalığı kömür kadar perişan etmez.
Eksisi: Yiyeceğe kömür gibi isli tat veremez, o kadar yüksek ısılara da çıkamaz.

KAPAKLI MI AÇIK MI?
                          Açık mangal, grill yapmak ve yüksek ısıda pişirmek için uygundur. Kuzu, köfte, kanat, küçük yağlı balıklar için tercih edilir. Kapaklı mangal, düşük ısıda endirekt veya direkt pişirmeye uygundur. Büyük parça etler, tüm tavuklar için iyidir.
mangal-hakkında-bilinmesi-gerekenler2
HANGİ ET TERCİH EDİLMELİ?
Kuzu: Kuzu etine kömürde pişme çok yakışır. Kuzunun yağlı ve aromatik eti nedeniyle yağlar kömürün üzerine damladıkça geri yükselen isli koku ete siner. Açık kömür grill en uygun seçenektir.
Dana: Dana eti daha az yağlı yapısı ve daha büyük kesimleriyle BBQ için daha uygundur. Daha düşük ısılarda, kapak kapalı pişirilebilir. Ancak köfte için açık grill daha uygun olacaktır.
Tavuk: Kanat, but veya göğüs gibi parça etler için açık grill, bütün tavuk için kapaklı BBQ tercih edilebilir.
Balık: Hamsi gibi yağlı küçük balıklar için grill, büyük balık için BBQ tercih edilebilir.

ETLER MARİNE EDİLMELİ mi, EDİLMEMELİ mi?
                          Et eskiden bozulmasın diye tuzlu suda bekletilirdi. Marine kültürü buradan gelir.
Marine için:
         ~Tuz (deniz veya kayatuzu)
         ~Sıvı Yağ
         ~Bir asit (limon, yoğurt, soğan suyu, salça vs.)
         ~Farklı lezzetlendiriciler (taze baharat, hardal, şeker, bal, sarımsak, paprika vs.) kullanılır.
                          Kırmızı et 24 saatten fazla marine edilmemelidir. Süre uzadıkça etin dış yüzeyi tuz ve asitlerle fazla yumuşar ve mangalda çıtırlaşamaz.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Korona'da Yaz Günleri Nasıl Geçer?

                          Bu yıl çok farklı bir yaz yaşıyoruz. Belki hayalini kurduğumuz gibi geçmiyor ancak bu durumu kendi lehimize çevirmek mümkün. Evet bu yazımız tamamiyle bayanları ilgilendiriyor. Tedbirli tatil geçirdiğimiz şu dönemlerde kendini mutlu etmek çok da zor değil. Sizlere kendinizi motive edecek bir kaç tüyo vereceğim. Bu yaz deniz, kum, güneş üçlüsüyle huzurlu bir şekilde pek iç içe olamayacağız gibi görünüyor. Ancak photoshop yardımıyla sınırları aşıp, kendini istediğin yere götürebilirsin. Sosyal medya da kendini tatilde olarak göstermek mi istiyorsun? İşte sana becerilerini geliştirmen için bir fırsat. Miami sahillerinde kendini güneşleniyor olarak gösterebilir veya o hep yapmak istediğin ama cesaret edemediğin saçlarını pembeye boyatabilirsin. Yaratıcılık sana kalmış. 
Koronada-Yaz-Günleri-Nasıl-Geçer
                          Yazın bakımlı olmak daha bir önemli hale geldi. Şu dönemde her zamankinden fazla kendine bakmalısın. Bu yaz seviyeyi bir tık ileriye taşı ve profesyoneller gibi bakım ve makyaj yapmayı öğren. O çok sevdiğin sanatçıların makyajlarını denemek için bir sürü vaktin var. Yeteneğini konuşturma zamanı... Kendimizi izole ettiğimiz bu dönemlerde tüm belkide tüm dizileri silip süpürdün ve geriye bir şey kalmadı! O zaman sevdiğin bir oyuncuyu seç ve onun tüm filmlerini izlemeye başla. Örneğin Brad Pitt'in ve yahut Keanu Reeves'in oynadığı filmleri bu yaz bitirmeye ne dersin? Yada neredeyse 100 kere baştan sona izlediğin ama asla bıkmadığın Alacakaranlık serisine bir kez daha göz at derim. Romantizmi iliklerine kadar tekrar yaşarsın, ki sen eminim ki romantik filmler hastasısın.

                          Karantina sürecinde TikTok ile çok haşır neşir oldun. Bu yaz da TikTok'lamayla geçecek gibi görünüyor. Akımlara katılabilir yada yeni akımlar yaratabilirsin. Ayrıca kendini TikTok ile sınırlandırma, Youtube kanalında kendine özel videolar çekebilirsin. Kendini fenomen gibi hissedip, yaratıcılığını ortaya çıkarabilirsin.

                          Mecbur olmadıkça evden çıkmadığımız bu dönemlerde yaratıcılık becerilerimiz en üst noktaya çıktı. Yazın sık sık giydiğin tişörtlere kendi dokunuşlarını kat. Kumaş boyalarını al ve tişörtüne istediğin şekilleri çiz. Unutma bu tişörtler senden başka kisede olmayacak. Yani benzersiz... Yazın en büyük aktivitelerinden biri de güneşlenirken kitap okumak, müzik dinlemek veya dergi karıştırmak. Bu yıl da bu geleneği sürdürebilirsin. Bundan daha da motive edici ve rahatlatıcı bir aktivite olmadığını sende biliyorsun. O zaman tek yapman gereken alışverişe çıkman. Hangi kitaplar çıkmış, hangi kitaplar trend olmuş bunu öğrenmek için rafları biraz karıştırmanda fayda var.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Günlük Burç Yorumları (Temmuz)

weblong-günlük-burç-yorumları
KOÇ - 21 Mart ~ 20 Nisan:
                 Şu sıralar boşsun. :) Nedense hiçbir şey yapmak gelmiyor içinden. Sıcak havanın etkisiyle böyle olman normal aslında. Ama bu tembellikten bir an önce kurtulman gerek. Vaktini biraz kendini geliştirmeye ayırsan ne güzel olur değil mi? Kitaplar okuyup, gezi planları yapmak sana çok iyi gelecektir.

BOĞA - 21 Nisan ~ 21 Mayıs:
                 Özel hayatınız oldukça karmaşık. İkinizin de birbirine karşı çekingen tavrı bu durumu daha da zorlaştırıyor. Nedense ortak bir noktada buluşamıyorsunuz. En olmadık ufak bir konuda bile kavga etmeyi başarıyorsunuz. Biraz sakinleşip, konuşmaya ne dersiniz?

İKİZLER - 22 Mayıs ~ 21 Haziran:
                 Sabırsızlığın, yine başına olmadık işler açtı değil mi? Özellikle de ailenle aranın açılmaması için duygularını biraz kontrol altına alsan çok iyi olur. Yoksa arkadaşlarınla olduğu gibi onlarla da aran açılacak. Fevri davranma. Biraz dinlenmeye geç ve olayları yavaştan al. Öfkenle hareket ediyorsun.

YENGEÇ - 22 Haziran ~ 22 Temmuz:
                 Uzun zamandır görmeye fırsat bulamadığın arkadaşlarınla görüşmek için bir şeyler yapsan senin için nasıl olur? Bu sana o kadar iyi gelecek ki, onları ne kadar özlediğinin farkına varacaksın. Bu aralar o kadar çok buna ihtiyacın var ki... Sana bir nebze terapi gibi gelecek. Güven bana. :)

ASLAN - 23 Temmuz ~ 23 Ağustos:
                 Hesapsız harcamalar başını derde sokmaya yetti de arttı bile. Kendini öyle bir kaybettin ki şimdi ailene nasıl hesap vereceğini düşünüyorsun. Bence biraz nasıl hesaplı olacağını düşünsen iyi olacak. Yoksa ailen senden maddi konuda desteğini çekebilir. Bu da seni asosyal yapabilir haberin olsun.

BAŞAK - 24 Ağustos ~ 23 Eylül:
                 Her şey yolunda giderken bir anda çıkıveren bir teslik canını o kadar sıktı ki hiçbir şey yapmaya keyfin kalmadı değil mi? Arkadaşlarınla buluşup dertleşmeye ne dersin? O, senin olaylara farklı bir pencereden bakmanı ve sorunlarını çözmeni sağlayabilir. İçine atma sakın. Depresyona girmeni istemeyiz. 

TERAZİ - 24 Eylül ~ 23 Ekim:
                 Dengesiz davranışlarınla yine herkesi şaşırtmayı başardın. O kadar zıtlaşıyorsun ki insanlar seninle konuşmaya bile çekiniyor. Neyi, niçin yaptığını çevrendekilere anlatmalısın ki senden uzaklaşmasınlar. En iyisi telafi etmek için bir şeyler yapman. Yoksa yanlızlık senin için büyük olası.

AKREP - 24 Ekim ~ 22 Kasım:
                 Yaptığın her şeyden sonra pişmanlık duymaktan artık vazgeç. Düşünerek hareket edersen bu sorunu yaşamak zorunda kalmayacaksın. Kıskançlık krizlerini de kontrol altına almalısın. Yoksa seninki çok yakında imdaaaaaaaaat diyerek kaçmaya başlayacak. Aklını başına al.

YAY - 23 Kasım ~ 21 Aralık:
                 Tatilin tadını en çok sen çıkarıyorsun. Bu güzel tatilde bir de aşk kapını çalacak. Tanışmanız biraz garip olabilir. :) Fakat önyargılı davranmadan önce onu tanımayı es geçme. Bilirim, biraz sert mizacın var. Son sözünü baştan söyleme sakın.

OĞLAK - 22 Aralık ~ 20 Ocak:
                 Biliyoruz ondan hiç böyle bir davranış beklemiyordun ama oldu işte! Bunu unutup, önüne bakmalısın. Belki de o tepki sana değildi? O davranışın gerçekten sana olduğundan eminsen acilen çözüme kavuştur. Bir yetişkin gibi onu karşına alıp konuşmalısın. O zaman için rahatlayacak.

KOVA - 21 Ocak ~ 19 Şubat:
                 Şu sıralar karşına çıkan fırsatları değerlendirmemek konusunda epey başarılısın. Sana fayda sağlayacak ne çıkarsa geri tepmeyi çok güzel başarıyorsun. Artık hislerine değil, etrafından gelen fikirlere güvensen daha iyi olacak. Bu ara aklın pek başında değil gibi... Kendine gel!

BALIK - 20 Şubat ~ 20 Mart:
                 Hiç beklemediğin bir zamanda yakaladığın huzur ve mutluluk, ayaklarını yerden kesmişe benziyor. Doya doya eğlen ve anın tadını çıkar. Bu mutluluğun uzun süre devam etmesini istiyorsan daha anlayışlı olmayı dene. Zira kestirip atmak, kapris yapmak ilişkini zedeleyebilir.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Teknoloji'nin Sağlımıza Zararları ve Yararları

                                Teknoloji'nin sağlığımıza zararlarını her yerde duyduk, belki de yaşadık, hatta onları sindirdik bile. Bunları kısaca anlatacak olursak; "bel, boyun, sırt, omurilik bölgelerinde ağrı şikayetleri, ekrana baktığımız için gözlerimizde bozulmalar, tembelleştirdiği için alınan kilolar ve hareketsizlikten oluşan hastalıklar, sanırım en büyük zararı ise radyasyon"... Fakat Teknoloji'nin sağlığımıza zararı olduğu kadar yararları da var. Maddelerce sıralanmış bir dünya Teknoloji zararları sıralarlar bizlere. Halbuki sayısız şekilde yararları var. Gelin bizlere bahşedilen bu nimetin yararları neymiş onu inceleyelim...
                                Sağlık uzmanlarına göre birçok insan spor salonuna yazılmış, fakat bunların yüzde 20'si düzenli olarak spor yapıyor. Özellikle motivasyon eksikliğiniz varsa spor yapma isteğiniz kolayca kaybolur. En geç bir kaç hafta sonra kendinizi pes etmiş durumda bulursunuz. Akıllı saatler ve telefonunuzdaki özel uygulamalar sizi motive edebilir ve hedeflerinize varmanıza yardımcı olabilir. Artık kendi fitness antrenörünüz daima sizinle olacak ve sporda size eşlik etmekten çok daha fazlasını yapacak. Örneğin; uyku düzeninizi sağlayabilir, fazla uyuduğunuz saatleri kaydedebilir. Yaktığınız kalori miktarını ve aslen ne kadar kalori harcamanız gerektiği konusunda sizi bilgilendirebilir. Spor programınızı sizin için ayarlayabilir. Kalp hızınızı ölçümleyebilir. 

                                Fitness takipçileri hafif, ufak ama spor yaparken size mükemmel bir eşlikçi olabilirler. Eğer rotanızı net biçimde takip etmek istiyorsanız, (bazıları akıllı saat yerine akılllı telefonunu kullanıyor) bu da her spor yaptığınızda cihazınızın yanında olması gerektiği anlamına geliyor.

                                Antrenmanınızın detaylı kaydı için nabız ölçümü neredeyse zorunlu. Bu ölçümler her zaman kısa bir bakış ve spor sonrası hızlı değerlendirmeler için yeterli. Fakat eğer antrenmanınızı en iyi şekilde ve profesyonelce optimize etmek isterseniz bu uygulamalar size yeterli olmayacaktır. Daha profesyonel bir akıllı saat veya uygulama konusunda daha profesyonel bir programa ihtiyaç duyabilirsiniz. Bunun için de daha duyarlı cihazlar almanızda fayda var. 
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Herkes Yazar Olabilir mi? Yazar Nasıl Olunur?

                             Bu yazımızda sizlere "Yazar Olmak" ile alakalı kendi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Son günlerde sosyal medya fenomenlerinden tutun, ünlü isimlere kadar pek çok kişinin yazmaya merak sağladığını görüyoruz. Peki Ama herkes yazar olabilir mi? Herkesin yazarlığa heveslenmesi biraz ünlü olmak arzusu, biraz da entellektüel imaj yaratmak istemesi ile alakalı. Yazar olmak için kat edilen yok kimseye cazip gelmiyor. Herkes "Meşhur Yazar" olmak istiyor, "olmuş" olmak en büyük hayal... Sadece sosyal medya fenomenlerin de yok bu durum. Yazar olmak isteyen birçok genç arkadaş da aynı tuzağa düşüyor. Edebiyat işin teferruatı... bilmekte fayda yok mu? Elbette var... Aslında çoğu insana cazip gelen şey şu; ödül almak ve tanınmak. Yazarlık başarı odaklı olunca ortaya iyi bir şey çıkması mümkün değil. 

                             Herkes yazar olabilir mi? Kesinlikle olamaz. Aksini söyleyen ya mütevazi gözükmek istiyordur ya da kendi yazarlık planları vardır. Yazarların birçok kavramı vardır blog yazarlığı veya roman yazarlığı (kitap). Bunun için özellikle edebiyata ve Türkçe'nin dil biliminde iyi bir hazneye sahip olunması gerekir. Iki satır uzun cümle kurmakla yazar olunmaz. O halde yazar nasıl olunur? Bunun için öncelikle size cazip gelen alanda çok okumuş ve ve bu alanda çok araştırma yapılmış olması lazım. Bunları yaparken keyif almanız, bunun size huzur vermesi ve "ünlü olacağım düşüncesi" olmadan kendinizi akışına bırakarak, sindire sindire acele etmeden ortaya bir eser çıkarabilirsiniz.
                             Bu konuda sizlere kendimden örnek vermek istiyorum. 15 yaşımdan beri aşk, polisiye ve cinayet romanları okuyorum. Dil bilgim ve edebiyat bilgim ne kadar iyi olsa da yine bununla alakalı çok araştırmalar yaptım. Okuduğum romanlardan sürekli hayal gücüm gitgide genişledi. Bu sefer kendi hikayelerimi yaratmaya başladım. Bunlar üzerinde sürekli müsveddeler tuttum. Bu müsveddeler zamanla çoğaldıkça konuları toparlamaya başladım. Roma'nın giriş ve gelişmesi ortaya çıktıkça romana vereceğim isim de belirginleşmeye başladı. Fakat romanının sonu için hiçbir zaman acele etmedim. Yazdıklarımı teker teker defalarca okudum. ilave edilip, düzeltilecek bir yer var mı diye sürekli kontrol ediyordum. Giriş ve gelişme alanı bittikten sonra bu sefer sonuç için müsveddeler tutmaya başladım. Hikayeyi aklınızda kurgulamak çok kolaydır ama sonunu her zaman kolay getiremiyorsunuz. Romanımın son bölümlerini bitirmek yaklaşık 3 ayımı aldı. Defalarca yazıp karaladım, beğenmedim çöpe attım, tekrar tekrar yazdım taa ki, romanı baştan sona okuyup sonu beğenene kadar. 

                             Böyle böyle kendi hikayelerimi yaratarak, 3 cilt kitap yazdım. Benimkisi bir hobiydi. Çok destekçim vardı kitapları bastıralım diyen, fakat yazmayı hiç ticarete dökmek amacında olmadım. Belki ilerleyen zamanlarda bu olabilir lakin şu an için hobimi Blog Yazarlığına kaydırdım. Yazarlık çok zahmetli bir iş. Yeri gelecek bir kitabı bitirmek 2-3 yıl sürecek. Şimdi ben size soruyorum. Sizde o sabır var mı?
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Bir "KULAKLIK"ta Olması Gereken Herşey...

                           Lüks markaların daha çok dikkat çekmesi kadar doğal birşey yok. En ideali de, köklü müşterilerin gözünü korkutmadan yeni müşteri kitlesine de hitap edebilmeleri. Gençler son çıkan spor ayakkabıları için kuyruklar oluştururken, kıdemli müşterileri sakince monogram çantalarını teslim almayı bekliyor. Hayatta kalmak ve gelişmek için lüks markalar bu dengeyi iyi korumak zorunda. Montblanc ise lüks pazarda hem geniş bir kitleye hitap edebilen hem de ileri teknoloji tasarımlar üreten az sayıda lüks markalardan biri. Kalem alanında en bilinen isim olmaya bugün de devam ediyor. 
                           İkonik "karlı tepe" sembolleri ve yuvarlak formlarıyla yazı araçları, köklü tarih, teknolojiye uyum ve yeteneği bir arada taşıyorlar. Onlarla yazı yazmak ise apayrı bir zevk. Montblanc, bir numaralı kalem markası olmakla yetinmeyip ürün gamını kısa zamanda genişletti. Saatler, deri objeler ve aksesuarlar üretmeye başladı. Bunun için de alanlarında uzman zanaatkarlar ve tedarşkçilerle yakın şekilde çalıştı. 2014 yılında dijital ekran kalemini çıkardı. 2016 yılında, notlarınızı ve eskizlerinizi telefonunuzdan Montblanc dizüstü bilgisayarınıza aktarmanızı sağlayan Augmented Paper satışa çıktı. 

                           2020 yılında ise bu kez kablosuz, gürültü önleyici, hafif, katlanabilir ve darbelere dayanıklı MB - H1 kulaklık ile tanışıyoruz. Berlin merkezli NR21 Design'ın kurucu ortağı Niklas Galler, hi - fi tutkunu Audeze'nin kurucu ortağı Alex Rosson ve Google işbirliği ile tasarlanan bu ürün, setin önemli bir parçası. Zerafet ve zanaat sentezi kulaklık, tamamen yeni olmasının yanı sıra, arzu nesnesi konumunda tasarımlarıyla tanınan bir markanın logosunu taşıyor. Montblanc.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Geçmişten Geleceğe Motosiklet Tarihi

1950'ler Dino Mazzoncini tarafından kullanılan Vespa Siluro, 171,1 km hıza 21.4 saniye içinde ulaştı. Sonrasında gelen GS 150, sadece Vespa için değil, piyasanın tümü için bir dönüm noktası oldu. Bir motosiklet ilk kez daha sessiz bir motor ve nefes kesen performansla sunuluyordu. Efsanevi Vespa 150 Gran Sport da bu dönemde çıktı. 1958-61 arasında üretilen model, hala üretilen motosiklet sayısı rekorunu (80 bin) elinde tutmakta.

1960'lar 1962 yazında, muhtemelen dünyanın en değerli Vespa modeli olan scooter iki öğrenciyi taşımak için kullanılıyordu: Santiago Guillen ve Antonio Veciana. Bu iki delikanlı sürrealizmin ustası Salvador Dali'yle buluşmuşlardı. Dali, Vespa'nın gövdesini süslemiş, imzasını ve eşi Gala'nın adını eklemişti.

1970'ler 1972'de Piaggio ilk 200cc modelini geliştirdi. Bu ürüne gösterilen tepki inanılmazdı, bir motosiklet teslim almak için insanlar aylarca bekliyorlardı. 1972 ile 1979 arasında 41 bin 700'den fazla Vespa Rally 200 modeli üretilmişti.

1980'ler Bazı ülkelerdeki talepleri karşılamak üzere Piaggio daha hızlı bir 50cc modeli geliştirdi. Standart modeldeki silindir çapı ve kursu korunurken, motor daha yüksek güç üretiyordu.

1990'lar Vespa yeni binyıla şık çizgilerini ve diğerlerinden ayrılmasını sağlayan tasarımını kaybetmeden giriyordu. Ancak teknolojik açıdan daha yeniilikçiydi ve konfor açısından yeni seviyelere erişmişti. Bunu da modern tasarımıyla dikkat çeken çevre dostu Vespa ET4 ile vurguluyordu.

2000'ler ET4 50, rekor kıran menziliyle (bir depoyla 500 km'den fazla) milenyuma damgasını vurdu. Bu arada Vespa, ABD'ye de geri döndü: On yıl sonra Vespa LX/S, ABD'de en çok satan iki tekerlekli araç olacaktı.

2010'lar Dünya çapında 16 milyon motosikletle en çok tercih edilen marka olan Vespa 75'inci yaş gününü kutlarken Vespa GTS en gelişmiş teknolojiye sahip elektronik sürüş destek sistemlerinin kullanılmasıyla yeni ve güçlendirilmiş bir model olarak ortaya çıktı. Bu dönemin bir diğer kritik gelişmesi de Vespa Elettrica'nın tamamen elektrikli olan motoruyla aramıza katılması oldu.

2020'ler Tatlı bir tesadüfle her ikisi de 1946 yılında kurulan iki stil ikonu Dior ve Vespa'nın, yaşama sanatına dair ortak değerlerini yansıttığı birlikteliğin sonucu olan Vespa 946 Christian Dior görücüye çıktı. Sınırlı sayıda üretilen scooter ve onunla uyumlu aksesuarlar, iki markadan izler taşıyordu. 

                    Vespa Primavera Sean Wotherspoon bu dönemin bir diğer özel tasarımı olarak öne çıktı. Eşsiz ve canlı kimliğiyle sokakları renklendirmeye gelen model metal, plastik, kadife, kauçuk malzemeler, şekil ve renklerde farklarıyla dikkat çekmeye devam ediyor.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Seyahat Etmek Nedir? Neden Seyahat Ediyoruz?

                              Seyahat etmek tam anlamıyla özgürlük demektir. Ne kadar uzağa gittiğinizin aslında bir önemi yoktur. Bulunduğun ortamı değiştirirken beyin olarak da var olan gündeminden uzaklaşabiliyorsan seyahat etmiş oluyorsun. Dolayısıyla verimli bir Seyahat'in en önemli kuralı, aynı senle değil, bir başka senle, yani bir başka modda, niyette ve bakış açısında dolaşmak. Yoksa var olan gündemini, derdini ve negatif düşünceni beraberinde götürdüğünde aslında hiçbir yere gitmemiş oluyorsun. Nereye seyahat etmek istediğinin tercihi biraz moda göre değişebiliyor. Bazen doğal deneyimler yaşayıp yalnız kalabileceğin şehirleri, bazense tam tersine sosyalleşebileceğin kalabalık yerleri tercih edebilirsin. 
                              Alışılagelmiş rotalar çizmekten çok, herkesin bildiği, hatta gittiği rotaların bilinmeyen, yönlerini görmek önemlidir. Amaç her zaman tüketmek değil. Bilmek ve bilgiyi içselleştirmek de bir o kadar önemli. Dolayısıyla bu dengeyi koruyan rotalar çizmelisiniz. Bence günümüzün seyahat trendi deneyimler üzerine kurulu. Şehir ve mekanların temel bilgilerine internetten ulaşmak mümkün. Ama deneyimlemek ve o bilgiyi yaşayarak öğrenmek için seyahat etmek şart. Ama önemli olan internetteki bilgi çokluğu ve sosyal medyadaki paylaşım sıklığı nedeniyle artık ikonik yerler ve klişe bilgilerin ötesinde yeni deneyimler aramak. 

                              Tüketim toplumu olduğumuz için turistik yerleri de tüketiyoruz. Doğal olarak herkes daha fazla detayın, anektodun ve heyecanın peşinde. Diğer bir trend ise tüm bu hızlı akışın aksine minimalist düzeyde seyahat etmek. Yani insanlardan uzak, en hafif bavul ve en gösterişsiz kıyafetlerle kişinin kendini bulduğu seyahatlerdir. Yani sosyal medyada paylaşımların yapılmadığı, lüksün peşinden koşulmadığı ama halen konforun olduğu, kişinin kendisi ile baş başa kalabileceği tek kişilik minimalist seyahatler oldukça trend. Peki ya siz? Siz seyahat etmek isteseydiniz hangi yoldan gitmek isterdiniz? Rahatlığı mı, yoksa modern ve lüks olan bir seyahati mi tercih ederdiniz?

                              Öncelikle hangi bölgeye seyahat edeceğiniz ve hangi alanlarda konaklama yapacağınız çok önemli. Türkiye gerçekten çok özel bir ülke. Her ziyaret ettiğiniz koyda farklı bir mavi, her ziyaret ettiğiniz köşesinde farklı bir yeşil ve tarihe dokunabiliyorsunuz. Bu özelliklerinden dolayı hayatı ve seyahat deneyiminizi her açıdan yaşamanızda fayda var. İmkanınız varsa, karavan deneyimi yaşayabilirsiniz. Böylelikle hayata dair birçok keyifli unsurları farkedebilir, yeşili ve maviyi koruyarak yapacağınız bu seyahat belki de vazgeçilmeziniz olacaktır.
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

İstanbul'da Gezilecek Mekanlar

                          Doğal afet denilince aklımıza sel, deprem, fırtına, dolu gelir. Üzerine bir de küresel salgın eklenince 2020 tam bir felaketler yılı olarak anılmaya başlandı. Henüz yılın ortasındayız ve bir iyileşme gösteremedik fakat tek tesellimiz yazın gelmiş olması. Evet, yaz geldi dedik ama KoronaVirüsten dolayı tedbirler içerisinde aktivitelerimizi gerçekleştiriyoruz. Sadece aktivitelerle kalsa iyi, çalıştığımız yerlerde bile bu sıkı tedbirler alınmakta. Bu alınan tedbirler sağlığımız açısından çok çok önemli. O yüzden sizlere tavsiyem bu tedbirleri almadan evinizden dışarı adım atmamanızdır. 
                          Biz de KoronaVirüs sayesinde tedbirlerimizi alarak geziyoruz. Çünkü ne kadar evcil de olsak hava almak hepimizin hakkı. Çalışan insanlar olduğumuz için kendimizi deşarj etmenin yollarını arıyoruz illaki. Bunun için çok paraya da ihtiyaç yok. Bir Cafe'ye oturup, sevdiklerinizle sohbet etmek yada manzaraya karşı konuşmadan bile oturup vakit geçirebilir ve böylelikle moralinizi düzeltebilirsiniz. 

                          İstanbul içinde sizlere ucuz ve aktivite yapabileceğiniz rahatlatıcı mekanlar önermek istiyorum. Bu mekanlara sık gidemesem de daimi müşterileri olduğumu bilmenizi isterim. Çünkü bazı mekanların manzarası olmasa da insana atmosferi, bazı mekanların ise manzarası rahatlatıcı geliyor. Bizzat gezdiğim bu mekanlar bana göre paha biçilemez mekanlardan birkaçı. 

                          Öncelikle BüyükÇekmece Babacan Bistro Life'dan bahsetmek istiyorum. BüyükÇekmece yaz/kış farketmeksizin favorilerimden biridir. En çok da Yaz aylarında... Çünkü aktivitesi bol, plajı, cafeleri, oyun alanları ve tur hizmeti veren treni ile sabahtan akşama kadar sıkılması zor bir atmosfere sahip. Babacan Bistro Life mekanının bende yeri apayrıdır. Gündüz hafif müzikleri, denize sıfır manzarası (özellikle gün batımını izlemenizi tavsiye ederim), akşamları canlı müzik keyfi ile her kesime uygun bir mekan... 

                          Yine aynı yerin 50 metre ilerisinde BüyükÇekmece Yemen Kahvesi bulunuyor. Kahve kokusu eşliğinde güzel sohbetlerinizi yapabileceğiniz bu mekan yine deniz kenarında bulunuyor ve manzaranıza ekstra olarak yeşillik de ekleniyor. Çifte manzarası ile hem yeşili hemde maviyi aynı anda barındırıyor. Bu da size huzur içinde eşiniz veya dostlarınızla keyifli bir günün tadını çıkartmanızı sağlıyor.

                          Sizleri bu sefer Mecidiyeköy/Çağlayan'a götürüyoruz. Çağlayan bildiğiniz üzere iş merkezi ve arka tarafları yerleşim yeri olarak biliniyor. İstanbul'un en büyük adalet sarayı da orada bulunuyor. Birçok mekanı içinde barındıran bir yerdir Vatan caddesi. O semte girdiğiniz anda insanların yaşam mücadelesi içerisinde olduğunu farkedeceksiniz. Lakin onca mekana rağmen bana nedense Beylerbeyi Muhallebicisi bambaşka geldi. Sanki Taksim'den bir mekanı kaldırıp, Çağlayan'ın ortasına koymuşsunuz gibi. Manzarası güzel olmasa da mekanın ferahlığı insana sakinlik veriyor. Mekanın arka tarafında balkon bulunmaktadır. Fazla güneşe maruz kalmadan tatlı bir esintiyle kahvaltının keyfini çıkarmak, güler yüzlü çalışanlarıyla daha da keyifli bir hale geliyor. 

                          Şimdi sizlere özellikle ucuz, her bütçeye uygun, en leziz yemekleri sunan iki mekandan bahsetmek istiyorum. Mecidiyeköy Balkan Esnaf Lokantası ve Avcılar Aşikar Lokantası bu iki mekanda her damak tadına uygun, her yöreden lezzetlere ulaşabilir ve çok cüzi miktarda ödeme yaparak karnınızı doyurabilirsiniz. Biz her yolumuz düştüğünde bu damak tadına uygun yerlerde leziz yemekler yiyoruz. 

                          Ve şimdi sizlere benim için anlamı büyük bir mekandan bahsetmek istiyorum. Avcılar Barınak Cafe... Bu mekanın benim için paha biçilemez değeri vardır. Eşim ile orada tanıştım. Ve her fırsat buldukça oraya ufak kaçamaklar yapmaktayız. Denize sıfır bir mekandır. Çayı, Kahvesi ve tatlısı ile bu mekanda huzurun tadını çıkarabilirsiniz. Dalgaların sesi, kuşların cıvıltısı, uzaktan gelen gemilerin sesi sizleri bambaşka bir atmosfere götürecektir. Bu mekandan çıktıktan sonra aktivite de yapabilirsiniz. 4 tekerli bisiklet kiralayıp kordonu boydan boya gezebilir, veya bir kayalığa oturup manzaraya karşı çekirdek çitleyebilirsiniz. Tercih sizin. :)

                          Birçok mekan gezdim. Lakin bunlar daimi gezdiğim mekanlardı. Sizleri özellikle gitmediğim ve sizler için bizzat gidip, önerip önermeyeceğim mekanlar konusunda bilgilendirmeye devam edeceğim. Şimdiden sağlıcakla kalın, aman haaa tedbirsiz davranmayın. 
Avcılar Barınak Cafe
Avcılar Aşikar Lokantası
Çağlayan Beylerbeyi Muhallebicisi
Büyükçekmece Yemen Kahvesi
Büyükçekmece Babacan Bistro Life

Mecidiyeköy Balkan Lokantası
 Resimleri Büyütmek iÇin Üzerine Tıklayınız. :)
Yazımızı Paylaşabilirsiniz:

Son Yazılan Yazılar

BLOG YAZILARIMIZA ABONE OLUN

ELEKTRİK / ELEKTRONİK İŞLERİNİZ !!!

~~~~~~Bilgisayar Tamiri, Bilgisayar Bakım ve Onarım, Bilgisayar Yazılım ve Donanım, Elektrik Tamir ve Kurulum, Her tür Elektronik İşleri, Güvenlik Kamerası Montajı ve Tamiri, Alarm Sistemleri, Otomatik Kapı Sistemleri Tamir ve Onarım, Yangın Alarmı Sistemleri Tamiri YAPILIR... Devamını OKU>>>

Buradan Arama Yapınız...

Sponsorumuz Olmak İster Misiniz?

Günlük Altın ve Döviz Kurları

Link TakaSı: WeblonG ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle ~ Site Ekle